| Türkiyenin Tuz Portalı Turkish Salt Portal www.Saltturkey.com Eski çağlardan beri besin maddesi olarak kullanılan tuz, çağımızda kimya ve sanayinin en önemli girdilerinden biridir. Kimya dilinde çok geniş anlamda kullanılan tuz kelimesi NaCl sembolü ile ifade edilmektedir. Kubik sisteme göre kristalleşen tuz Na ve Cl iyonlarından oluşur. Tuz saf halde iken yaklaşık % 40 Sodyum, % 60 Klor’dan meydana gelir. Yüksek basınç altında plastik özellik gösteren tuzun sertliği 2,5 olup, özgül ağırlığı 2,1 - 2,55 gr/cm3 arasında değişir. Erime noktası 800,8oC, Kaynama noktası ise 1.412oC’dır. Doğadan üretildiği şekliyle rengi gri, sarı, kırmızı hatta mavi ve yeşil olabilir. Tuz saf halde iken renksizdir.
Tuz yaşamsal öneminden ötürü çok iyi bilinen ve günlük olarak sık kullanılan bir mineraldir. İnsanın tuzu kullanmaya başladığı zaman kesin olmamakla birlikte, tuzla tanışması oldukça eskiye, M.Ö. 10000 yılına gider. Çin’de M.Ö. 3000 yıllarında tuz üretildiği hesaplanmaktadır. Tuzla ilgili ilk yazılı belgeler M.Ö. 2250 yıllarına dek uzanır. Tuz ticareti önemli kervan yollarını doğurmuştur. Heredot zamanında Suriye limanlarıyla, İran Körfezi arasında tuz ticareti çöl üzerinden yapılmaktaydı. Dinyeper nehri kolları üzerinde tuz kaynakları, güney Rusya’da yaşayanlarla Egeliler arasında ticaretin gelişmesini sağlamıştır. Bazı yerlerde tuz para yerine geçmiştir, Romalı askerlere tuz satın almaları için aylık (Salaria) verilmiştir. Orta çağda ise maden üretimi durdurulmasına karşın tuz üretimi sürdürülmüştür. Bu olayda tuzun önemi konusunda açık bir göstergedir. Türkiye’de de tuz üretimi oldukça eskilere uzanır. Çankırı, Tepesidelik, Kağızman, Tuzluca gibi yatakların en az 1000 yıldan beri işletildiği düşülmektedir. Anadolumuzda ismini tuz’dan alan birçok yerleşim birimi saymak mümkündür. Tuzla, Tuzluca, Tuzhisar, Tuzlagözü köyü, Tuzla deresi, Tuzköy, Tuzçullu gibi yerleşim birimleri bunlardan sadece bir kısmıdır. Fransızların Sel, İtalyanların Sal, İngilizlerin Salt, Almanların Salz kelimeleri, esas itibarıyla tuz anlamına gelen Latince Sal kökünden gelmektedir.
Türkçemizde kökü Latinceden gelme, tuzla ilgili birçok sözcükler farkında olmadan kullanılmaktadır. Latince Salsun salça olarak, tuzun çeşnilendirilmişi anlamına gelen Salcicius kelimesi Sosis olarak dilimize geçmiştir. Kullanmakta olduğumuz Salamura kelimesi latince “Salmacudus” Sal ve Maria kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiş olup, tuzlu su anlamını taşımaktadır.
Ekonomik bir değer taşıyan tuz kaynakları katı ve sıvı olarak ikiye ayrılmaktadır. Tuz sıvı halde denizlerde, tuzlu su kaynaklarında ve katı halde kaya tuzu şeklinde bulunmaktadır.
Tuz doğada sıvı ve katı olarak bulunmaktadır. Türkiye’de ve dünyada tuz Deniz, Kaya, Kaynak ve göl olmak üzere dört şekilde çıkartılmaktadır.
Ülkemizde tuzun çıkarılması; Cumhuriyet tarihimizde özel yasa hükümlerine tabi olmuştur. Bu konuda çıkartılan 11.12.1936 tarihli 3078 sayılı Tuz Kanunu 26.06.2001 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır. Bu kanunun yürürlük süresi içinde bir takım değişiklikler yapılmış, ancak tuz stratejik öneme sahip ürünler arasında yer almıştır. Bu sebeple ham tuz çıkarılması Devlet tekelinde tutulmuştur. Bu görevi Tekel adı altında faaliyet gösteren kurum üstlenmiştir. (Tekel’in eski adı İnhisarlar İdaresi) 3078 Sayılı Tuz Kanunu’na göre içinde %96 Sodyum Klorür (NaCI) bulunan her türlü madde tuz olarak adlandırılmakta idi. Bu yasal düzenleme 26.06.2001 tarihine kadar devam etmiş ve 3078 sayılı Tuz Kanunu 26.06.2001 tarihinde yürürlükten kaldırılmış ve Maden Kanunu kapsamına alınmıştır.
DENİZ TUZLARI Bitmez ve tükenmez tuz kaynağı olan denizler dünyamızın en büyük tuz rezervlerini oluşturmaktadırlar. Denizlerdeki tuzluluk derecesi; denizlerin tatlı su alıp almadıklarına, coğrafik durumlarına ve iklim koşullarına göre değişiklik gösterir. Örneğin Batlık denizi’nde 1 m3 suda 17 kg. iken, Kızıldenizde, 45 kg’a kadar çıkmaktadır.
Çeşitli denizlerde 1m3 deniz suyunda erimiş tuz miktarı aşağıdaki gibidir.
Baltık Denizi
Deniz suyunda erimiş olarak bulunan maddeler çok çeşitlidir. Örneğin Akdeniz’de bir metreküp deniz suyu içinde aşağıda gösterilen maddeler vardır.
Bileşik Ağırlık (kg) Sodyum Klorür
Ülkemizde İki adet deniz tuzlası bulunmaktadır. İzmir’de bulunan Çamaltı Tuzlası ve Balıkesir’de bulunan Ayvalık Tuzlasıdır. Çamaltı Tuzlasının kuruluşu Cumhuriyet öncesine dayanmakla birlikte Ayvalık Tuzlası ise 1980’li yıllarda kurulmuştur. Çamaltı Tuzlası Büyüklük açısından dünyanın ikinci büyük tuzlasıdır. 65.000.000 km² alanda kuruludur.
KAYA TUZLARI
Yeraltında az veya çok derinlerden katı halde elde edilen tuzlar kaya tuzu olarak tanımlanır. Kaya tuzları Deniz tuzlarının aksine kompozisyonlarına giren maddelerin oranları bakımından büyük değişiklikler gösterirler. Özellikle saflık oranları her maden için ayrı olabileceği gibi aynı madenden alınan çeşitli numuneler de çok büyük farklılık gösterebilir. Kaya tuzlarındaki yabancı maddeler ve kil tuza değişik renkler verir. Genellikle gri, siyaha yakın kil renginde olan kaya tuzları, nadiren beyaz, şeffaf beyaz olarak bulunur. Tuz kristallerindeki boşluklar da bazen tuza mavi renk verir. Yurdumuzda kaya tuzu madenleri genellikle gri renkte olup, bir kısmı da siyaha yakın renktedir. Ülkemizde işletilmiş olan Kaya tuzlalarına örnek vermek istesek Çankırı, Tuzluca (Kars), Kağızman (Iğdır), Tepesidelik (Kırşehir), Sekili (Yozgat), Gülşehir (Nevşehir), Oltu kaya Çiçekli tuzlalarıdır.
KAYNAK TUZLARI
Karalarda kaya tuzları dışında suyu az veya çok tuz içeren akarsular, kuyular, kaynaklar ve göller de vardır. Genel olarak bunların kaynağı kaya tuzlarıdır. Yeraltı sularının akıntıları bir kaya tuzu tabakasından geçerken, tuzların bir kısmını eriterek kendi bünyesine alarak, kuyu ve derecikler halinde yeryüzüne çıkarmaktadır. Bu suların içerdiği NaCl oranı, tatlı suyun tuz tabakasıyla temas süresi ve şiddeti ile orantılı şekilde az veya çok olmaktadır. Ülkemizdeki kaynak tuzlaları ise Ağa, Hıvır, Göneli, İşhan, Serhal, Çarkı, Cedit, Hamo, Fadlum, Piliç, Hargün, Göleris, Kömür, Tımisi, Yerhan, Aşkale, Bingöl, Perobey, Alibaba, Boncuk, Kıhtik, Çökender, Kırmızı, Bar, Canik, Yerli, Taytak, Muhlis, Tatos, Aktuzla gibi birçok tuzla işletilmiş bir kısmı işletilmeye devam etmekle birlikte bir kısmı ise ekonomik olmadığından dolayı işletilmemiş veya işletilmesinden vazgeçilmiştir.
GÖL TUZLARI
Tuz göllerinin bir kısmı eski deniz yatakları olabileceği gibi bazıları da geniş yer çöküntülerinde, civar bölgelerdeki kaya tuzlarından geçerek, bu çukurlarda toplanan tuzlu sulardan meydana gelirler. Yaz aylarında yüksek bir yoğunluk kazanan sular buharlaşarak, sanki deniz sularının toplama havuzları gibi bir tuz tavası haline gelirler. Tuzlu su göllerine, tuzlu su kaynakları ve kuyularına hemen her ülkede rastlanmaktadır. Dünyanın en büyük tuz gölü Great Salt Lake’dir. İç Anadolu’da bulunan Tuz Gölü Dünyadaki en önemli tuz göllerinden biridir. Tuz Göllerinden alınan tuz hemen hemen saf bir şekildedir. Göldeki tuzluluk diğer tuzlar nedeniyle de olabilir. Örneğin yurdumuzda Orta Anadolu’daki birçok gölde sodyum klorür ile birlikte sodyum sülfat, potas ve benzeri tuzların bulunuşu bu kaynaklardan ekonomik bir şekilde tuz üretimini güçleştirir. Bunlara örnek olarak Burdur Gölü, İznik Gölü gösterilebilir. Tuz Gölü’nde üç adet tuzla kurulmuştur. Bunlar Şereflikoçhisar’da bulunan Kaldırım ve Kayacık ile Cihanbeyli’de bulunan Yavşan tuzlalarıdır. Tekel tarafından uzun yıllar işletilen bu tuzlalar 2005 yılı içerisinde özelleştirilmiş olup özel sektör tarafından işletilmektedir.
ÜLKEMİZDE TUZ ÜRETİLEN YERLER DÜNYA TUZ ÜRETİMİ VE TİCARETİ Dünyamız tuz yönünden zengin kaynaklara sahiptir. En önemli kaynak deniz sularında çözünmüş vaziyette bulunan tuzdur. Bunu yer kabuğunun diğer materyali içinde katı vaziyetteki kaya tuzu yatakları ve bazı göller ile yer altı suları içinde yine erimiş halde bulunan tuz eriyikleri takip etmektedir. Ülkemizde olduğu gibi Dünya’da da tuz üretimi Deniz, Göl ve Kaya Tuzlalarından sağlanmaktadır. Hemen hemen her ülkede jeolojik koşullara ve teknolojik imkanlara göre çeşitli ölçeklerde tuz üretimi yapılmaktadır. Dünya’daki Tuz Göllerinin en önemlileri A.B.D.’deki Great Salt Lake, Türkiye’deki Tuz Gölü ve Filistin’deki Lut Gölüdür. En derin tuz yataklarına ise Kuzey Almanya ve Kuzey Amerika’da rastlanmaktadır. Tuz Domlarının rezervleri ise çok daha fazladır. Dünya tuz rezervleri sonsuz denecek kadar yüksek bir seviyededir. Bölgesel ihtiyaçları karşılamak üzere kaynak tuzuda üretilmektedir. Ancak üretilen kaynak tuzları uluslararası ticarete konu olmamaktadır. TUZ ÜRETİCİSİ ÜLKELERİN DÜNYA SIRALAMASI VE ÜRETİMDEKİ PAYLARI 1996 yılına kadar dünya tuz üretimi 180-190 milyon ton arasında gerçekleşmekte iken 1997 yılında bir sıçrama ile 201 milyon tona yükselmiş, 2001 yılında 225 milyon tona ulaşmıştır. Dünya tuz üretiminde ilk sırada yer alan A.B.D.’de 1989-1992 yıllarında ortalama 36 milyon ton tuz üretimi gerçekleştirilmiş, 1999-2001 yıllarında artış kaydederek ortalama 45 milyon tona kadar ulaşmış ancak 2002 yılında 40,3 MilyonTon üretim gerçekleştirmiştir. 2002 yılı itibariyle,İkinci sıradaki Çin 33 milyon ton düzeyine ve üçüncü sıradaki Almanya ise 1997 yılından bu yana 16 milyon ton düzeyinde üretim gerçekleştirmektedir. Kanada uzun yıllardır yaklaşık 11 milyon ton üretim düzeyi ile istikrarlı bir üretim seyri göstermekte iken 1997 yılında 14 milyon ton tuz ve sonraki yıllarda 13 milyon ton üretilmiştir. Belli başlı tuz üreticisi ülkeler itibariyle son yıllardaki dünya tuz üretimi aşağıdaki tabloda verilmiştir. ÜLKELER İTİBARİYLE DÜNYA TUZ ÜRETİMİ (MİLYON TON)
ÜLKELER 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 A.B.D. ÇİN ALMANYA HİNDİSTAN KANADA AVUSTRALYA FRANSA MEKSİKA İNGİLTERE POLONYA İTALYA DİĞERLERİ 40 30 13 10 12 8 5 7 6 4 3 42 42 25 11 10 11 8 7 8 7 4 3 53 40 27 11 10 11 9 7 8 7 4 4 52 42 29 16 10 14 9 7 8 7 4 4 51 41 31 16 10 13 9 7 8 7 4 4 48 45 28 16 15 13 10 7 7 6 4 4 54 46 31 16 15 12 9 7 9 6 4 4 54 45 31 16 15 13 10 7 9 6 4 4 65 40, 3 32, 8 15, 7 14, 5 12, 3 9, 9 7, 0 8, 5 5, 8 4, 2 3, 6 55, 4 TOPLAM 189 201 198 209 213 225 210
Ülkemizin aynı dönemdeki yıllık tuz üretim miktarları şu şekildedir.
(BİN TON) YILLAR TÜRKİYE 1.357 1.437 2.069 2.329 2.171 2.054 2.066 1.816 2.189
1996 yılına kadar dünya tuz üretimi 180-190 milyon ton arasında gerçekleşmekte iken 1997 yılında bir sıçrama ile 201 milyon tona yükselmiş, 2001 yılında 225 milyon tona ulaşmıştır.Dünya tuz üretimi ve tüketimi birbirine dayalı olarak artmaktadır. Talep arzı körüklemektedir. Teknolojinin artması tuzun hemen hemen her alanda kullanılması nedeniyle talep miktarı atışı söz konusu olmaktadır. Tuz dünyada maliyeti en düşük hammaddeler arasında gösterilebilir. Dünya tuz üretiminde ilk sırada yer alan A.B.D.’de 1989-1992 yıllarında ortalama 36 milyon ton tuz üretimi gerçekleştirilmiş, 1999-2001 yıllarında artış kaydederek ortalama 45 milyon tona kadar ulaşmış ancak 2002 yılında 40,3 MilyonTon üretim gerçekleştirmiştir. 2002 yılı itibariyle,İkinci sıradaki Çin 33 milyon ton düzeyine ve üçüncü sıradaki Almanya ise 1997 yılından bu yana 16 milyon ton düzeyinde üretim gerçekleştirmektedir. Kanada uzun yıllardır yaklaşık 11 milyon ton üretim düzeyi ile istikrarlı bir üretim seyri göstermekte iken 1997 yılında 14 milyon ton tuz ve sonraki yıllarda 13 milyon ton üretilmiştir. Belli başlı tuz üreticisi ülkeler itibariyle son yıllardaki dünya tuz üretimi aşağıdaki tabloda verilmiştir. ÜLKELER İTİBARİYLE DÜNYA TUZ ÜRETİMİ (MİLYON TON)
ÜLKELER 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 A.B.D. ÇİN ALMANYA HİNDİSTAN KANADA AVUSTRALYA FRANSA MEKSİKA İNGİLTERE POLONYA İTALYA DİĞERLERİ 40 30 13 10 12 8 5 7 6 4 3 42 42 25 11 10 11 8 7 8 7 4 3 53 40 27 11 10 11 9 7 8 7 4 4 52 42 29 16 10 14 9 7 8 7 4 4 51 41 31 16 10 13 9 7 8 7 4 4 48 45 28 16 15 13 10 7 7 6 4 4 54 46 31 16 15 12 9 7 9 6 4 4 54 45 31 16 15 13 10 7 9 6 4 4 65 40, 3 32, 8 15, 7 14, 5 12, 3 9, 9 7, 0 8, 5 5, 8 4, 2 3, 6 55, 4 TOPLAM 189 201 198 209 213 225 210
ÜLKEMİZDE 25 YILLIK ÜRETİM RAKAMLARI (BİRİM : TON) YILLAR 1979 1980 1981 1982 1983 1984 1985 1986 1987 1988 1989 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 471.177 460.522 423.771 382.966 471.466 469.676 440.411 446.825 490.206 395.130 517.188 504.160 464.410 511.671 549.990 531.641 464.089 519.866 532.003 438.853 567.105 532.489 522.365 411.646 380.636 604.762 800.792 842.776 725.808 708.750 500.712 558.694 617.349 862.086 1.083.124 1.268.698 850.800 796.258 776.290 716.180 883.458 1.451.805 1.693.816 1.618.000 1.378.437 1.433.901 1.247.391 1.715.841 65.246 60.124 53.261 54.747 75.101 83.011 70.904 38.392 50.393 67.265 79.598 76.339 85.163 79.036 64.373 72.970 71.570 76.647 85.743 95.649 89.377 84.070 46.363 61.132 39.927 45.267 39.599 37.450 35.556 44.358 45.088 76.998 42.460 26.267 47.562 39.748 38.872 30.663 32.567 36.302 17.875 20.205 17.838 18.846 19.458 16.126 15.356 18.426 956.986 1.170.675 1.317.423 1.317.939 1.307.931 1.305.795 1.057.115 1.120.909 1.200.408 1.350.748 1.727.742 1.888.945 1.439.245 1.417.628 1.423.220 1.357.093 1.436.992 2.068.523 2.329.399 2.171.349 2.054.377 2.066.586 1.816.119 2.188.619
1996 yılına kadar dünya tuz üretimi 180-190 milyon ton arasında gerçekleşmekte iken 1997 yılında bir sıçrama ile 201 milyon tona yükselmiş, 2001 yılında 225 milyon tona ulaşmıştır. Dünya tuz üretiminde ilk sırada yer alan A.B.D.’de 1989-1992 yıllarında ortalama 36 milyon ton tuz üretimi gerçekleştirilmiş, 1999-2001 yıllarında artış kaydederek ortalama 45 milyon tona kadar ulaşmış ancak 2002 yılında 40,3 MilyonTon üretim gerçekleştirmiştir. 2002 yılı itibariyle,İkinci sıradaki Çin 33 milyon ton düzeyine ve üçüncü sıradaki Almanya ise 1997 yılından bu yana 16 milyon ton düzeyinde üretim gerçekleştirmektedir. Kanada uzun yıllardır yaklaşık 11 milyon ton üretim düzeyi ile istikrarlı bir üretim seyri göstermekte iken 1997 yılında 14 milyon ton tuz ve sonraki yıllarda 13 milyon ton üretilmiştir. Belli başlı tuz üreticisi ülkeler itibariyle son yıllardaki dünya tuz üretimi aşağıdaki tabloda verilmiştir. ÜLKELER İTİBARİYLE DÜNYA TUZ ÜRETİMİ TUZ KULLANIM ALANLARI Bu alandaki kullanım dünya tuz üretiminin, özellikle ağır geçen kış mevsimlerinde %10–12 kadarını kapsamaktadır. Diğer sanayilerdeki kullanımı ise yine yaklaşık % 12 oranında gerçekleşmektedir. Tuzun gıda maddesi olarak kullanımının dünya nüfusundaki artışa bağımlı olarak % 10 – 15 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Dünya kişi başına yıllık tuz tüketimi 30-31 Kg. dolayındadır. Gelişmiş ülkelerde kişi başına yıllık tuz tüketimi 100 – 200 Kg. seviyesine kadar çıkmaktadır. Ülkemizde kişi başına tüketim dünya ortalaması düzeyindedir. Dünya tuz üreticisi ülkelerin sayıları yaklaşık 100 civarında ise de toplam üretimin % 90’ı bir milyon tonun üzerinde üretim yapan 19 – 20 ülke tarafından gerçekleştirilmektedir. Dünya tuz üretiminin % 90 civarındaki bölümü yine üretici ülkeler tarafından tüketilmekte olup bu durum dünya tuz ticaretini bir ölçüde sınırlamaktadır. Dünya tuz ticaretinin 25 Milyon Ton civarında olduğu bunun 9 Milyon Tonunun Avrupa Birliği Ülkeleri tarafından ihraç ve 4,5 Milyon Tonun yine aynı Ülkelerce ithal edilmekte olduğu, Avrupa Tuz Üreticileri Birliğinin yayınladığı istatistiklerde belirtilmektedir. Tuz ihracatçısı ülkeler arasında Avustralya ve Meksika 6 Milyon Ton, Hollanda 3 Milyon Ton, Almanya 2,5 Milyon ile ilk sıralarda bulunmaktadır. Yeterli tuz rezervleri bulunmadığından, ithalat yapan ülkelerin yanısıra üretim maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle veya reexport maksadıyla da tuz ithal edilmektedir. En önemli tuz alıcısı Japonya 7 Milyon Ton, A.B.D. 5 Milyon Ton, arkasından Batı ve Kuzey Avrupa Ülkeleri dünya tuz ithalatının büyük bir kısmını gerçekleştirmektedir. İthalatın önemli bir kısmını gelişmekte olan ülkelerden karşılayan Japonya, A.B.D. ve Kanada olumlu gelişme hızlarıyla da dikkati çekmektedirler. Ancak tuz ihracatında taşımacılık giderlerinin maliyeti çok fazla etkilemesi bu ülkelerin Türkiye için elverişli bir pazar olmalarını engellemektedir. Diğer taraftan, bugüne kadar tuz ihracatımızın yönlendiği ülkeler arasında genellikle yer almayan, ancak dünya ithalatında en büyük paylara sahip olan özellikle Batı Avrupa ve İskandinav ülkeleri önemli bir potansiyel arz eden pazarlardır. Avrupa Ülkelerinin tuz ithalatında en büyük pay diğer Batı Avrupa Ülkelerine aittir. Bu ülkelerin dışında Doğu Avrupa ve Mısır, Tunus, Fas gibi bazı Kuzey Afrika ülkeleri de ihracatları ile dikkati çekmektedir. Öte yandan, İsveç, Norveç ve Finlandiya gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde jeolojik yapının geniş çaplı bir tuz üretiminde elverişli olmaması nedeniyle bu ülkeler ihtiyaçlarının büyük bir kısmını ithalat yolu ile karşılamakta ve dolayısıyla Türkiye açısından da pazar imkanı yaratmaktadır. Bu ülkelerin ithalatında yakın çevredeki Avrupa ülkelerinin yanı sıra Tunus, Rusya ve Bahamalar gibi coğrafi açıdan uzak ülkeler de pay sahibidirler. Avrupa ülkelerinin, Pazar etkinliklerinin en önemli nedeni ise kolay ve ucuz nakliyatla sağladıkları maliyet avantajıdır. Hemen hemen tüm Avrupa ülkelerinde olduğu gibi İskandinav ve Kuzey Avrupa ülkelerinde de tuz ithalatı serbest olup herhangi bir gümrük vergisi uygulanmamaktadır. Öte yandan Bulgaristan ve Makedonya gibi Balkan ülkeleri gerek üretimlerinin yetersizliği, gerekse coğrafi yakınlıkları nedeniyle ihracatımız açısından potansiyel arz etmektedirler. Liman ve nakliye sorunları çözümlendiği takdirde, ham tuz ve yıkanmış tuz üretimimiz için gerek Avrupa gerekse Ortadoğu ülkeleri, potansiyel arz eden pazarlardır. Türkiye daha önce de belirtildiği gibi, gerek Akdeniz ve Ege gibi tuzlu denizlerde sahilleri bulunması, gerek büyük bir tuz üretim potansiyeli bulunan Tuz Gölü’ne sahip olması ve gerekse zengin Kaya ve Kaynak tuzu rezervlerine sahip olması özellikleriyle tuz potansiyeli yönünden zengin ülkeler arasında yer almaktadır. 1980 yılından itibaren iç talep rahatlıkla karşılanırken özellikle Tuz Gölü ile Akdeniz ve Karadeniz’deki limanlara demiryolu bağlantısı bulunmaması sonucu ne yazık ki ihracatımızda önemli sayılabilecek gelişme görülememiştir. TUZDAN ELDE EDİLEN ÜRÜNLERİN KULLANIM ALANLARI Sanayinin büyümesi ve teknolojinin sürekli gelişmesi tuzun kullanıldığı yeni alanların doğmasına neden olmuştur. Tuzun 14000 kullanılma biçimi vardır. Dünyadaki başlıca tuz kullanım alanları şöyle sıralanabilir ; I. BESİN MADDESİ OLARAK a. Yemeklerde b. Ekmek yapımında c. Gıda maddelerinde II. TARIM ALANINDA a. Hayvan yeminde b. Hayvan yalamasında c. Ağaç bakımında d. Yabani otların imhasında III. TIP ALANINDA a. Enjeksiyonda b. Kompres yapımında IV. TRAFİK ALANINDA a. Karayolları buz mücadelesinde b. Demiryolları buz mücadelesinde V. SANAYİDE - Konserve yapımı - Et ve balık - Mandracılık (Tereyağı, Peynir) - Gübre - Dericilik - Kozmetik alanında - Su yumuşatmada b. Büyük sanayide - Çeliğe sertlik vermede - Soğutmada - Tekstil alanında c. Kimya sanayide - Sodyum Karbonat üretiminde - Klorid üretiminde - Sodyum Hidroksit üretiminde - Sodyum üretiminde - Sodyum Sülfat üretiminde - Kalsiyum Klorid üretiminde - Sodyum Nitrat üretiminde - Hidroklorik Asit üretiminde - Sodyum Bisülfit üretiminde - Sodyum Siyanit üretiminde - Sodyum Klorad üretiminde
ARTEMİA (TUZLA KARİDESİ) Sulak alanlar, Dünyanın doğal kaynaklarındandır. Bu doğal kaynakların korunması ülkemiz ve dünyamız için büyük önem taşımakla birlikte doğal hayatın önemi içinde büyük önem arz etmektedir. Çamaltı Tuzlasında olduğu gibi Tuzlalar, bataklıkları ve lagünleri içeren bu alanlar oldukça önemli ekolojik ve ekonomik işlevleri üstlenmiş durumdadırlar. Bu alanlardaki tuzlalardan önemli ölçüde sofra tuzu elde edildiği gibi, bataklık ve lagünler de bölgenin su deposu işlevini görürler ve biyolojik üretimin de merkezini oluştururlar Çamaltı Tuzlasında olduğu gibi, tuz oluşumu ile biyolojik sistemler iç içe girmiş durumdadır. Tuz oluşumunu, fiziksel süreç olmanın yanında biyolojik süreç olarakta algılamak yerinde olur. Tuz elde etmek amacıyla deniz suyunun evaporasyonu amacıyla birbirini takip eden havuzlardan (tavalardan) oluşan bir süreç içinde tuz oluşmaktadır. Bu havuzlardan en düşük bome dereceleri (metrik sistem dışında kullanılan ölçü birimi) en düşük olan (3,5-8,0), orta (8,0-18), yüksek (19,0-29,0) olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Kaldıki; Tuzlalarda bu durum şu şekilde adlandırıldığı gözlenmiştir. Soğuk su havuzları, Sıcak su havuzları, kristalizasyon havuzları. Bu üç grup havuzlarda da kendine özgü pekçok bakteri, balık ve tek hücreli hayvanlar ile bitkiler yaşamaktadır. Orta tuzluluk derecesinde tabir edilen sıcak su havuzlarında da diğer canlıların yanında tuzla karidesi yaşamaktadır. Yüksek tuzluluk oranı bulunan kristalizasyon havuzlarında ise 5-6 çeşit canlı türü yaşaması mümkündür. Bu canlılar oluşturduklarından daha fazla canlı türü tüketirler. Bu Havuzlarda suda çözünmüş olan organik madde miktarı fazladır. Bu canlılardan suda asılı halde yaşayan (planktonik) canlılardır. Bunlardan en önemlileri ise kırmızı halofilik (tuz seven) bakterilerdir. Kristalizasyon havuzlarında suyun kırmızı renkte görünmesine sebep olurlar. Bu canlılar sayesinde buharlaşma artar ve daha kaliteli tuz oluşur. Sıcak su havuzları olarak tabir edilen orta dereceli havuzlarda ise atemia (tuzla karidesi) denilen canlı yaşar. Bu canlı suyu filtre ederek beslendiğinden bu havuzlarda bulunan suyun temizlenmesine büyük katkısı olur. Bu havuzlarda gelişen mavi-yeşil alglerden Coccochloris büyük ölçüde ürediğinden diğer canlıların gelişimini engeller ve ölümüne sebep olur. Suda oluşan aşırı organik maddeler tuzun (Sodyum Klörürün) kristal büyüklüğünü etkilediği gibi kristallerde renkli bir kirlilik oluşmasına sebep olur. Bu sistemin diğer önemli kısmını oluşturan Halobacterium cinsi bir bakteri, kristalizasyon havuzlarının predominant organizmasıdır. Bu canlılar amino asitlere gereksinim duyar ve bu gereksinimlerini de artemia (tuzla karidesi)’den karşılayabilirler. Organik madde birikimini engeller ve buharlaşmayı kolaylaştırır. Bu biyolojik faktörler tuzun kalitesi üzerinde olumlu etki yapmaktadır. Artemia (tuzla karidesi) yumurtaları ekonomik değeri yüksek bir üründür. Artemia (tuzla kardesi)’nin orta tuzlulukta ve evaporasyon havuzlarında (sıcak su havuzlarında) fazla olması daha az cyanobacterial çamur oluşmasını sağlamakta ve partikül maddeyi azaltmaktadır. Buna ilaveten Kristalizasyon havuzlarında Artemia (tuzla karidesi)’nin ölümü ile oluşan asitler bu havuzlarda oluşan Halobacteria’ların çoğalmasını sağlar. Bu durum kristalizasyon havuzlarında daha az organik madde ve kırmızı renk oluşmasını sağlayarak daha hızlı buharlaşmaya sebep olur. Tuzla havuzlarında rastlanan en tipik organizma ise tuz sineği olarak adlandırılan Chironomus salinarius’tur. Bu türün yumurta ve larvaları tuzla havuzlarında bol miktarda bulunmaktadır. Bu tür Artemia erginlerinin torokopodlarına yapışarak ve yığınlar halinde öldükleri gözlenmiştir. Bome derecesi 4,0-12,00 tuzluluk oranındaki havuzlarda dişi sazancık denilen bir balık türü bulunmaktadır. Bu tür, Artemia ve sivrisinek larvaları ile beslendiği tespit edilmiştir. Diğer canlılarda bulunan savunma organına sahip olmayan Artemia (tuzla karidesi) sadece doğal tuz gölleri ve insan yapısı olan tuzlalarda yaşamaktadır. Bu canlılar özellikle Flamingo’lara doğal besin kaynağı oluşturmaktadır. Bununla birlikte bu kuşların gaga ve ayaklarına yapışan tuzla karidesi yumurtaları göç nedeniyle tüm göllere taşınmaktadır. Artemia (tuzla karidesi) 6 ile 35 derece olan evaporasyon havuzlarında yaşamını sürdüren canlı türüdür. 6 dereceden daha düşük sıcaklıkta varlığını sürdürebilmek için kalın çeperli kış yumurtaları oluşturur ve kış mevsimini uyku halinde geçirir. Doğada bulunmayan -270 ile +100 derece ısıya dayanıklıdır. Küre biçimli yumurtalar ince, biraz esnek ve kahverengi kabukludur. Kış aylarında yüksek bomeli suyun kaldırması sonucu suyun yüzeyinde bulunur. Bu durumda yumurtalar kolayca toplanabilir. Ağırlıkları değişmekle birlikte kuru olarak bir gram’da yaklaşık olarak 200.000 adet yumurta bulunur. 3,00 – 4,00 bome dereceli tuzlu suya atılan yumurtalar yaklaşık bir saat içinde kaybettikleri suyu alarak şişer ve kabuğun içinde şeffaf kuluçka memranı ile çevrilmiş olan embriyo gelişmeye başlar. Anacak gelişmesi için ışığa ve oksijene ihtiyaç duyar. Kuluçka süresi 40-48 saat arasıdır. Şeffaf kuluçka memranını yırtarak hayata aktif olarak başlar. İlk 50 saat boyunca kendi yumurtalarının sarılarını tüketir ve dışardan bir besine ihtiyaç duymazlar. Bu süreden sonra ise tek hücreli canlılara ihtiyaç duyarlar. Larvalar yaklaşık 15 kez deri değiştirerek 1-2 hata içinde Artemia halini alırlar. Larva iken antenleri ile hareket eder büyüdüklerinde ise 11 çift yüzme bacağına, 10 çift solungaca, bir çift saplı göze ve hareket sırasında dümen görevi yapan uzun bir abdomene sahip olurlar. Artemia (tuzla karidesi) dişilerden ibaret topluluklardır. Ancak, son dönemlerde erkek ve dişi topluluklar olarak izlendiği tespit edilmiştir. Dişiler gövde ve kuyruk arasında iri bir yumurta kesesi taşırlar. Her seferinde 60-80 yumurta oluştururlar. Yaz ve sonbahar boyunca 6-8 kez yumurta verirler Bu canlılarda beslenme ve solunum tamamen 11 çift yüzme bacağının hareketine bağlıdır. Yumurtadan çıkan Artemia birkaç aylık hayatında sürekli yüzmek zorundadır. Kısa bir süre yüzmemesi ölümü ile sonuçlanır. Besin olarak tek hücreli canlıları kullanır ve yaşadığı tuzlu ortamda bol miktarda bulabilir. Yüzme bacaklarında bulunan ince kıllar yardımı ile bulunduğu ortamdan topladığı bu tek hücreli canlıları gövdesinin altında bir olukta yoğun olarak biriktirir. Bu yığını bacaklarının seri hareketi sayesinde arkadan öne doğru yaklaştırıp ağzına doğru iter ağza yaklaşan besin yığını, salgılanan yapışkan bir sıvı ile birleştirilerek yutulur. Dolayısıyla tuzun rengini bozacak partikül maddeleri filtre ederek daha kaliteli tuz kristallerinin oluşmasını sağlar. Bu süreç içinde bacakları çevresinde oluşan su hareketleri ile su içinde kayar. Artemia (tuzla karidesi) tuzlu su havuzlarında 11 çift bacağının önünde on tanesinde yer alan on çift solungaç ile bulunduğu ortamdaki çözünmüş oksijeni kullanarak solunum yapar. Oksijeni tutan kan pigmenti tıpkı omurgalılarda olduğu gibidir. Artemia’da kan hücreleri besin materyallerinin vücut içine yayılmasını temin ederler. Kanlarındaki hemoglobin yoğunluğunu ayarlayabilmeleri sayesinde sudaki oksijenin çok düştüğü aşırı tuzlu sularda hatta kristalleşmiş tuz kümeleri üzerinde bile yaşantısını sürdürebilir. Atemia’lar düşük oksijenli sularda kırmızı, yüksek oksijenli sularda ise krem veya beyaz renkli olur. Artemia deniz ve tatlı su balıklarının yapay olarak yetiştirilmesinde önemli bir besin kaynağıdır. Yağ asidi uygun olduğu taktirde tehlikesiz, büyük yağ asidi içermesi halinde pek çok balık larvaları için öldürücü olabilir.
DENİZ TUZLARI Bitmez ve tükenmez tuz kaynağı olan denizler dünyamızın en büyük tuz rezervlerini oluşturmaktadırlar. Denizlerdeki tuzluluk derecesi; denizlerin tatlı su alıp almadıklarına, coğrafik durumlarına ve iklim koşullarına göre değişiklik gösterir. Örneğin Batlık denizi’nde 1 m3 suda 17 kg. iken, Kızıldenizde, 45 kg’a kadar çıkmaktadır. Çeşitli denizlerde 1m3 deniz suyunda erimiş tuz miktarı aşağıdaki gibidir. Baltık Denizi Deniz suyunda erimiş olarak bulunan maddeler çok çeşitlidir. Örneğin Akdeniz’de bir metreküp deniz suyu içinde aşağıda gösterilen maddeler vardır. Bileşik Ağırlık (kg) Sodyum Klorür Ülkemizde İki adet deniz tuzlası bulunmaktadır. İzmir’de bulunan Çamaltı Tuzlası ve Balıkesir’de bulunan Ayvalık Tuzlasıdır. Çamaltı Tuzlasının kuruluşu Cumhuriyet öncesine dayanmakla birlikte Ayvalık Tuzlası ise 1980’li yıllarda kurulmuştur. Çamaltı Tuzlası Büyüklük açısından dünyanın ikinci büyük tuzlasıdır. 65.000.000 km² alanda kuruludur.
TUZ GÖLÜ Tuz Gölü dünyada bulunan Salt Lake gölünden sonraki en önemli tuz kaynaklarından biridir. Göl Tuzlaları Tuz Gölü çevresinde bulunan Şereflikoçhisar, ve Cihanbeyli’de kurulu bulunan Yavşan, Kaldırım ve Kayacık tuzlalarıdır. Kesin rezervi ortaya koyacak veriler olmamasına rağmen, eldeki jeolojik veriler Tuz Gölü’nün çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu kanıtlamaktadır. Göldeki yüzey rezervi şu şekilde bir yaklaşımla hesaplanabilir. Gölün tüm alanı 1665 km2’dir. Gölün sürekli su altında kalan doğu kesimi ile önemsiz derecede tuz çökelen yerler çıkarılacak olursa yaklaşık 1200 km2’lik bir alan tuz bölgesidir. Gölde oluşan tuz tabakasının kalınlığı 3-20 cm. arasında değişmekte olup ortalama 8 cm.’dir. Göldeki yüzey rezervi, 0.08 m (kalınlık) x 1200 x 106 m2 (alan) x 2.2 t/m3 (yoğunluk) hesabı ile yaklaşık 210 milyon ton’dur. Tuz Gölü büyük bir potansiyel olup gerçek rezerv belirtilenin çok üstündedir. Ancak Tuz Gölü kirletilmektedir. Kirlenmenin en öneli göstegesi uydular aracılığı ile çekilen fotoğraflardır. Konumuz olamamakla birlikte Tuz Gölünün yeteri kadar korunmadığı öncelikler gölün içine havuz yaparak Tekel tarafından kirletildiği daha sonra ise göle akan dereler aracılığı ile gelen yabancı maddelerden kirlendiği hatta Konya kanalizasyonunun tuz gölüne yıllarca aktığı ve son yıllarda arıtma tesisi yapılması yönünde çalışmalar yapıldığı bilinmektedir. Tekel tuz üretimini arttırmak amacı ile tekniğine uygun olmayan şekilde tedbir alamadan havuz yapmak amacı ile göle toprak ve taştan oluşan seddeler yaparak tuz gölünün ekolojik dengesini buzduğu bilinmektedir. GÖL TUZLARI Tuz göllerinin bir kısmı eski deniz yatakları olabileceği gibi bazıları da geniş yer çöküntülerinde, civar bölgelerdeki kaya tuzlarından geçerek, bu çukurlarda toplanan tuzlu sulardan meydana gelirler. Yaz aylarında yüksek bir yoğunluk kazanan sular buharlaşarak, sanki deniz sularının toplama havuzları gibi bir tuz tavası haline gelirler. Tuzlu su göllerine, tuzlu su kaynakları ve kuyularına hemen her ülkede rastlanmaktadır. Dünyanın en büyük tuz gölü Great Salt Lake’dir. İç Anadolu’da bulunan Tuz Gölü Dünyadaki en önemli tuz göllerinden biridir. Tuz Göllerinden alınan tuz hemen hemen saf bir şekildedir. Göldeki tuzluluk diğer tuzlar nedeniyle de olabilir. Örneğin yurdumuzda Orta Anadolu’daki bir çok gölde sodyum klorür ile birlikte sodyum sülfat, potas ve benzeri tuzların bulunuşu bu kaynaklardan ekonomik bir şekilde tuz üretimini güçleştirir. Bunlara örnek olarak Burdur Gölü, İznik Gölü gösterilebilir. Tuz Gölü’nde üç adet tuzla kurulmuştur. Bunlar Şereflikoçhisar’da bulunan Kaldırım ve Kayacık ile Cihanbeyli’de bulunan Yavaşan tuzlalarıdır. Tekel tarafından uzun yıllar işletilen bu tuzlalar 2005 yılı içerisinde özelleştirimiş olup özel sektör tarafından işletilmektedir. GÖL SUYUNDAN TUZ ÜRETİMİ Tuzlu göl sularında tuzun üretim yöntemi denizden yapılanın aynısıdır. Gölden alınan tuzlu su, buharlaştırma havuzlarına basılarak buharlaştırılır ve sonra kristalizatörlerde tuz kristalleştirilerek elde edilir. Doğal göllerin bazıları yüksek yoğunluklu sular bulundurmakta ve bu sulardan tuz üretimi kolaylaşmaktadır. Ayrıca bazı göllerde tuz yaz mevsiminde kendiliğinden oluşmaktadır. Tuz Göl’ünde olduğu gibi. Yaz aylarında Tuz Göl’nün hemen hemen tamamına yakını kurmakta ve gölün tamamını tuz kaplamaktadır. TUZLA ÜRETİM KAPASİTELERİ TUZLA ADI (TON / YIL) PAYI ( %)
GÖL TUZLALARI İç Anadolu Bölgesindeki Tuz Gölü bir iç denizin kuruması ile meydana gelmiş dünyanın sayılı tuz gölleri arasında bulunmaktadır. Kışın yağışlar ve dip suyunun yükselmesi ile yaklaşık en derin yeri 2 metre kadar olabilmektedir. Yaz aylarında ise buharlaşma nedeni ile bomesi yükselen su içindeki tuz, kristalleşerek zemine çökmektedir.Neticede bu tuz alınarak üretim gerçekleştirilmektedir. Toplam 1,665 km2'lik yüzölçümün ortalama 1,200 km2'si faydalı tuz alanı ihtiva etmektedir. Ayrıca, yağmurla birlikte, Tuz Gölü’nü çevreleyen kıyı şeridinden Göl içine önemli bir toprak erozyonu vardır. Bu erozyon atık sularla birleşerek Göl içinde geniş bir alana yayılmakta, çoraklaşma meydana getirmekte ve tuz üretim alanları daralmaktadır. Tuz Gölü'nde 3 adet Tuz İşletmesi kurulu bulunmaktadır. Tuz Gölü ’nde faaliyette bulunan 3 adet Tuz İşletmesi “Kaldırım Tuzlası” ve “Kayacık Tuzlası” Ankara / Şereflikoçhisar ’da, “Yavşan Tuzlası” Konya / Cihanbeyli ’dedir. Kaldırım Tuzlası Tuz Gölünün en eski Tuzlalarından biridir. 1998 yılına kadar Havuzlama Sistemi olmayıp, doğal şartlar altında üretim yapılmaktadır. Tuz Göl’ünün kuzeyinde bulunan bu tuzla Yağışların fazla olduğu dönemlerde ise üretim alanlarındaki su buharlaşması tamamen gerçekleşmediğinden ve göl içine gelen Peçenek Deresinden gelen tatlı sudan üretim olumsuz etkilenmektedir. 1998 yılı içinde başlatılan havuzlama işi ile İşletmeye 12 km2 alana sahip 4 adet havuz kazandırılmıştır. Ayrıca bu havuzların yapımı sırasında ana seddenin de sınır olması nedeniyle, 4 km² alana sahip bir havuz da kendiliğinden elde edilmiştir. İşletmenin kapasitesi havuzlama sisteminin yapılmasından sonra 400.000 tona yükseltilmiştir. 2002 yılında üretimin tamamı bu havuzlardan sağlanmıştır. Tuz üretiminde ülkemizde ilk olarak makineli üretim sistemine geçilmiştir. Kayacık Tuzlası Kayacık tuzlasında, yaklaşık her biri 3 km2 alana sahip dört üretim havuzu olmak üzere toplam 12 km2 üretim alanı bulunmaktadır. Üretimin modernizasyonu çerçevesinde alınan 250 ton/h kapasiteli Tuz Toplama Makinası ile çekicisi Kayacık Tuz İşletmesinde üretime katkıda bulunmaktadır. Yavşan Tuzlası Üretim Kayacık Tuzlasında olduğu gibi gölün içinde teşekkül ettirilen havuzlarda yapılmaktadır. Toplam 13 adet üretim havuzu yaklaşık 8.5 Km2 sahayı kaplamaktadır. ÜRETİLEN GÖL TUZLARININ LABORATUVAR SONUÇLARI Göl tuzları üzerinde yapılan analiz sonuçları aşağıda gösterilmiştir. Yeraltında az veya çok derinlerden katı halde elde edilen tuzlar kaya tuzu olarak tanımlanır. Kaya tuzları Deniz tuzlarının aksine kompozisyonlarına giren maddelerin oranları bakımından büyük değişiklikler gösterirler. Özellikle saflık oranları her maden için ayrı olabileceği gibi aynı madenden alınan çeşitli numuneler de çok büyük farklılık gösterebilir. Kaya tuzlarındaki yabancı maddeler ve kil tuza değişik renkler verir. Genellikle gri, siyaha yakın kil renginde olan kaya tuzları, nadiren beyaz, şeffaf beyaz olarak bulunur. Tuz kristallerindeki boşluklar da bazen tuza mavi renk verir. Yurdumuzda kaya tuzu madenleri genellikle gri renkte olup, bir kısmı da siyaha yakın renktedir. Ülkemizde işletilmiş olan Kaya tuzlalarına örnek vermek istesek Çankırı, Tuzluca (Kars), Kağızman (Iğdır), Tepesidelik (Kırşehir), Sekili (Yozgat), Gülşehir (Nevşehir), Oltu kaya (Erzurum-Oltu), Çiçekli (Kırşehir-Akçakent), Çankırı (Melikağılları) tuzlalarıdır. KAYA TUZU Türkiye’de kaya tuzu envanterlerinin (rezervlerinin) tam olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan çalışmalarla bazı yerlerde bulunan rezervlere örnek vermek gerekirse, TUZLA ADI Çankırı Gülşehir Tepesidelik Tuzluca Kağızman Oltu Çankırı Nevşehir Kırşehir Kars Kars Erzurum
959 “ “ 20 “ “ 100 “ “ 60 “ “ 30 “ “ KAYA TUZU ÜRETİM YÖNTEMLERİ Yerkabuğu içerisinde birikim yapmış tuz yataklarından üretim bazı klasik madencilik yöntemleriyle yapılır. Bu yöntemler iki ana başlık altında toplanabilir. Bunlardan biri yeraltına inilerek tuzu yer üstüne çıkarmak için uygulanan oda-topuk yöntemi. Diğeri ise yeri ve hacmi kesinlikle belirlenen tuz yataklarına tatlı su enjekte edilerek, suda eriyen tuzun yeryüzüne çıkarılması olan çözelti madenciliği (suda eritme) yöntemidir. Bir çok durumda çok daha ekonomik bir sistem çözelti madenciliği bilgi, deneyim ve teknik isteyen, ilk yatırım maliyetleri fazla olan bir yöntemdir. Kaya Tuzlarının yeryüzüne yakın kısımlarında açık işletme rasyonel bir şekil olarak görülebilirse de bu yöntem özellikle bölgenin iklim koşullarına göre olumlu ya da olumsuz olabilir. Özellikle bol yağmurlu yerlerde açıkta olan çalışma cephesinin erimesi, üretimi aksatıp durdurabilir. Kar ve soğuğu fazla olan bölgelerde ise açıkta çalışmanın, çalışanlar üzerinde olumsuz etkileri olduğu gibi üretimde kullanılan makine ve aletlerde tuzlu suyun verdiği tahribat fazla olmaktadır. Kaya tuzlarından tuz üretiminin esasını oluşturan söz konusu yöntemler aşağıda kısaca özetlenmiştir. ODA TOPUK METODU Dünyada tüm yer altı Kaya Tuzu Ocakları bu metotla işletilmektedir. Bilinen en eski bir metot olmasına rağmen halen çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Tuz gibi, kalınlıkları 500 metreyi aşan ve süreklilik arz eden, dolayısıyla yüksek rezervlere sahip madenlerde uygulanmaktadır. Bu üretim yöntemleriyle tuz yatağının ancak % 50-70’i kazanılmasına rağmen son derece emniyetli bir metottur. Yeraltındaki tuz yatakları düzenli bir şekilde oda ve topuklara ayrılmaktadır. Oda kısmında yer alan tuz kütlesi ise tavan göçmelerini önlemek için yerinde bırakılır. Tuzun alınmasıyla ortaya çıkan yeni galerilere (Tünellere) sistem uygulanır. Tavanı tutmak üzere yerinde bırakılan kare sütunlar (topuklar) tam bir yer altı emniyeti sağlar. Sütunların büyüklüğü ve yüksekliği tuz yatağının ve madenin üst tabakasının durumuna göre değişir. Tuz ne kadar derinden üretiliyorsa üstten gelecek basınç o kadar fazla olacağından topuk sütunlarını daha da geniş tutmak gerekebilir. Türkiye’de bulunan kaya tuzlalarında oda ve topuk boyutları yer yer farklılıklar göstermekle birlikte Topuk boyutları 10,00 m. x 10,00 m. ve 8,00 m.x 8,00 m. arasında değişmekte, yükseklikleri ise 6,00 m. ile 10,00 m. arasında olmaktadır. TUZLA ÜRETİM KAPASİTELERİ TUZLA ADI (TON / YIL) PAYI ( %)
ÜLKEMİZDE YILLARA GÖRE TUZ ÜRETİM MİKTARI ( BİN TON ) 2.065 1.820 Kaya Tuzlaları Ham Tuz Üretimi Kaya tuzu üretimi oda-topuk yöntemi ile gerçekleştirilmektedir. Yer altında kütle halinde bulunan tuz madenine galeriler açılarak girilmekte olup, oyulan kütlenin mukavemetini sağlayacak tuz yığınları (topuk) ortada bırakılarak galeri açılmasına devam edilmekte ve neticede patlayıcılarla ufalanan tuzun toplanması ile üretim süreci tamamlanmaktadır. ÜRETİLEN KAYA TUZLARIN LABORATUVAR SONUÇLARI Kaya tuzundan alınan numuneler üzerinde yapılan analiz sonuçları aşağıda gösterilmiştir.
ANALİZ KAYNAK TUZLARI Karalarda kaya tuzları dışında suyu az veya çok tuz içeren akarsular, kuyular, kaynaklar ve göller de vardır. Genel olarak bunların kaynağı kaya tuzlarıdır. Yer altı sularının akıntıları bir kaya tuzu tabakasından geçerken, tuzların bir kısmını eriterek kendi bünyesine alarak, kuyu ve derecikler halinde yeryüzüne çıkarmaktadır. Bu suların içerdiği NaCl oranı, tatlı suyun tuz tabakasıyla temas süresi ve şiddeti ile orantılı şekilde az veya çok olmaktadır. Ülkemizde önceki yıllarda işletilmiş ve halen özel sektör tarafından işletilen kaynak tuzlaları Ağa (Tunceli-Pülümür), Hıvır (Tunceli-Pülümür), Göneli (Tunceli-Pülümür), İşhan (Sivas), Serhal (Siirt-Pervari), Çarkı (Sivas-Zara), Cedit (Sivas-Zara), Hamo (Sivas-Zara-Kardere Köyü), Fadlum (Sivas), Piliç (Sivas-Şarkışla), Hargün (Sivas-Zara), Göleris (Sivas-İmranlı), Kömür (Erzincan-Kemah),Tımisi (Erzincan-Kemah), Yerhan Erzincan-Kemah), Aşkale (Erzurum-Aşkale), Bingöl (Sivas), Perobey (Ağrı-Hamur), Alibaba (Çankırı), Boncuk (Çorum-Sungurlu), Kıhtik (Erzurum-Oltu), Çökender (Erzurum-Çat), Kırmızı (Erzuryum-Hınıs), Bar (Erzurum-Tortum), Canik Van), Yerli (Çorum-İskilip), Taytak (Çorum-İskilip), Muhlis (Erzurum-Çat), Tatos , Aktuzla (Muş), Akçakoyunlu (Çorum-Sungurlu), Vartik (Erzincan-Tercan), Tuzhisar (Sivas-Hafik), Şirvan (Siirt-Şirvan), Zırki (Siirt-Şirvan), Sulha (Siirt-Baykan), Aktuzla (Muş), Tuzlusu (Çankırı), Melikağılları (Çankırı) gibi birçok tuzla işletilmiş bir kısmı işletilmeye devam etmekle birlikte bir kısmı ise ekonomik olmadığından dolayı işletilmemektedir. Kaynak tuzlaların yerleri anasayfada gösterilmektedir. TUZLU KAYNAK SULARINDAN TUZ ÜRETİMİ Kaynakların, yer altında geçtikleri formasyonların özelliklerine bağlı olarak bileşimlerindeki tuz miktarı değişmektedir. Düşük bome derecesindeki sular, yer yüzündeki havuzlarda dereceleri yükseltilerek tuz üretimine elverişli duruma getirilirler. Yüksek bome dereceli sular, buharlaşma (eveporasyon) ve kristalleşme havuzlarına taşınarak oluşan tuzlar satışa sunulurlar. Üretim tamamı ile iklim koşullarına bağlı olarak gerçekleştirilmektedir. Üretim süresi, yörenin coğrafi durumuna göre 4-5 ay sürmektedir. Üretim koşullarını etkileyen faktörler, ısının fazla oluşu, uzun kararlı bir mevsim, üretim esnasında yağışların az oluşu, kurutucu rüzgarların varlığı, buharlaşmanın yüksek oluşu, havuz zemini spesifikasyonları (geçirimsiz zemin), arazinin düzlüğü, olarak sayılabilir. ÇÖZELTİ MADENCİLİĞİ METODU Tuz katmanları arazinin jeolojik yapısına göre Antiklinal ve Senklinal kelimeleri ile ifade edilen ondüleli bir yapı arz etmekte ve genellikle dom tabir edilen yüksek tümsekler şeklinde teşekkül etmektedir. Petrol sondajları esnasında sıkça tespit edilen tuz domlarının kalınlıkları en tepe noktasında 3000 metreyi bulmakta, uzunlukları ise kilometrelerce uzamaktadır. Çözelti madenciliği, yeri ve hacmi kesinlikle belirlenen tuz yataklarında uygulanır. Metod prensip itibariyle tuz yataklarına (Domlarına) tatlı su enjekte edilerek, suda eriyen tuzun yeryüzüne çıkartılması esnasına dayanır. İşleme ilk önce tuz yatağının üstünde geniş çaplı bir delik delinip, çelikle astarlanıp göçme engellenerek başlanır. Daha sonra delik, tuzun içine doğru daha küçük çapta olmak üzere delinmeye devam edilerek yine astarlanır. İçteki boru boyunca su pompalanarak tuzun yavaşça çözünmesi ve çözünmeyen maddelerin, dipte oluşan oyukta toplanması sağlanır. Doymuş tuzlu su çözeltisi yeryüzüne sondaj deliğinden çeşitli pompalarla çıkartılır. Sondaj borusu üzerindeki pistonlu tulumbaya devredilir. Tulumbayla veya santrifüj pompayla çözelti yukarıya çekildikten sonra rafinerasyona kadar bekletilmek üzere yeryüzüne inşa edilmiş depolara alınır. Bilgi, deneyim, teknik uzmanlık isteyen ve ilk yatırım maliyetleri yüksek olan çözelti madenciliği orta ve uzun dönemde en ekonomik tuz üretim metodudur. İlk defa Amerika’da uygulamaya başlanılmış,sonra İngiltere ve Avrupa’da, Dünyanın çeşitli ülkelerinde bu metotla tuz üretimine geçilmiştir. Türkiye’de 1975 yılından beri, Adana Havzasındaki tuz yatakları Mersin Soda Sanayii tarafından çözelti madenciliği metodu ile üretime açılmıştır. Başlangıçta 280.000 ton/yıl olan üretim kapasitesi halen 400.000 ton/yıl mertebesine ulaşmıştır. Kaynak Tuzlaları Ham Tuz Üretimi Hareket halindeki yeraltı sularının kaya tuzu yataklarından geçmesi sırasında bir miktar tuzu eritip, iyon halinde bünyesine alarak farklı formasyonlarda yeryüzüne çıkmasıyla tuzlu su kaynakları oluşmaktadır. Tuzlu suyun ekonomik değerlerine göre yeryüzüne çıkması iki şekilde olmaktadır. -Kendiliğinden yeryüzüne çıkarak cazibe ile akmakta veya, -Basınçla belirli bir seviyeye çıkan tuzlu su kuyu açılarak motopomp pompa ve çıkrıkla, yeryüzüne çıkarılmaktadır. Bu şekilde yeryüzüne çıkan tuzlu sular toplama havuzlarında biriktirilerek güneş ve rüzgar etkisiyle buharlaştırmak sureti ile yükseltilmekte ve kristalize göllere verilerek kristalleşmesi sağlanmaktadır. Kaynaklarda bu şekilde gerçekleştirilen üretim, tamamen tuzlu su ve hava şartlarına bağlı bulunmaktadır. Kaynak Tuzlaları Doğu Anadolu'da payı çok düşük, üretim maliyetleri ise çok yüksek olan verimsiz tuzlalardır. Bunlar genellikle yerleşim alanlarının dışında bulunmakta olup, ulaşım imkanlarının zorluğu yanında bölge itibariyle ağır doğa koşulları içerisinde bulunmaktadır. Kaynak tuzlalarımız İhale yapılarak gerçek ve tüzel kişilere devredilmiş ve üretimleri ile ilgili sorumluluk, Maden Kanununda yapılan değişiklik sonucu, 2002 yılı başından itibaren Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı denetiminde yapılmaktadır KALDIRIM TUZLASI Ankara ili Şereflikoçhisar’a 9 km. uzaklıkta Tuz Gölü’nün kuzeyinde bulunur. Toplam görünür rezerv 4.256.000 ton/yıl NaCl , Optimal yıllık üretim 400.000 Ton/yıl NaCl
Kaldırım Tuzlası Tuz Gölü’nü ikiye bölen Kaldırım-Bozan Köyü seddesinin Şereflikoçhisar tarafına yerleşiktir. Şereflikoçhisar İlçesine 9 km.’lik iyi nitelikteki asfalt yol ile ulaşım sağlanmaktadır. İlçe ise Ankara-Aksaray-Adana-Mersin, Ankara-Aksaray-Nevşehir E90 karayolu üzerinde Tuz Gölü’nün doğusunda önemli bir yerleşim merkezidir. Ankara’ya 148, Aksaray’a 74 km mesafededir. 905 (RAKIM) kodundaki Tuz Gölü, Ankara-Aksaray-Konya il sınırları içerisinde kalan kapalı bir havzadır. Denizlerden uzak ve kapalı olan Tuz Gölü havzasında karasal ve yarı kurak bir iklim etkilidir. Bölge kış aylarında soğuk olmasına rağmen Tuz Gölü çevresini nispeten ılımanlaştırmaktadır. Yaz ayları sıcak ve kurak olmakta, karasal iklimi nedeniyle gece ve gündüz sıcaklık arasında karasal iklimin özelliklerini taşımaktadır. Meteoroloji istasyonumuzda tutulan kayıt ve gözlemlerimize göre yağışlar kış ve ilkbaharda gerçekleşmekte ve İç Anadolu Bölgesinde en az yağış alan kısmı Tuz Gölü havzasıdır. Meteoroloji istasyonumuzdaki kayıtlarda metrekareye 2000 yılında 205,3, 2001 yılında 177,2 kg. yağış almıştır. Bu yağış miktarlarını bir günde alan bölgelerimiz de vardır. Bölge karasal ve yarı kurak ikliminden dolayı yarı çöl niteliğindedir. Orman alanı hiç bulunmamakta olup, sulama imkanına sahip küçük arazi parçalarında ağaç gruplarına rastlanılmaktadır. Burada üretimi etkileyen en önemli faktörlerden biri iklim şartlarıdır. Tuz Gölü’nü ikiye bölen Kaldırım- Bozan Köyü seddesi sayesinde yıllarca rüzgarın hakim yönüne göre sedde üzerinde bulunan ve kuzeyden güneye – güneyden kuzeye su sirkülasyonunu sağlayan köprü ve köprüde bulunan kapaklarıdır. Bu kapaklar rüzgarın hakim yönüne göre açılmakta veya kapanmaktadır. Bunun dışında üretimi etkileyen en önemli faktör ise Peçenek Deresi’nden gelen tatlı su ve akarsunun getirdiği alüvyonlardır. Bunu önlemek amacı ile 1980 yılların sonlarında çalışmalar yapılmış ama sonlandırılamamıştır. Son çare olarak 1999 yılından itibaren havuzlama çalışmalarına başlanmış ve üretimin etkilenmesi minimum seviyeye indirilmiştir. Havuzların yapımı aşamasında gölün doğal dengesi göz ardı edilmiş ve bu alan (gölün kuzeyi) gereksiz olarak kirletilmiştir. Kaldırım Tuzlası’nın ismi Tuz Gölü’nü ikiye bölen Kaldırım- Bozan Köyü seddesinden geldiği söylenmektedir. Sınırları içinde bulunduğu Şereflikoçhisar ilçesi en son yapılan sayıma göre 42.600 nüfusa sahip yerleşim merkezidir. İlçeye bağlı 4 adet belde ve 45 adet köy nüfusu ile toplam 65.000 nüfusa ulaşmaktadır. İlçede sanayi gelişmiş durumda değildir. İlçe ekonomisinde tuz önemli bir yer tutmaktadır. Kaldırım ve Kayacık Tuzlaları Türkiye tuz üretiminin yaklaşık % 40-50 ‘sini gerçekleştirmektedir. İlçe sınırları içindeki, Kaldırım Tuzlası 460 milyon kg, Kayacık Tuzlası 435 milyon olmak üzere, 2001 yılında toplam 900 bin ton civarında tuz üretmiştir. İlçede çok sayıda yıkama öğütme kurutma ve paketleme işlemi yapan küçük işletme ve tesis bulunmaktadır. İlçede tarıma dayalı nüfus gibi görülse de köyler boşalmış durumdadır. Hayvancılık son derece azalmış, geniş tarım alanlarına sahip almasına rağmen kuraklık nedeniyle rasyonel tarım gelişememiştir. Yörede yalnızca tahıl ve şeker pancarı üretimi yapılmaktadır. Bölgenin geçim kaynaklarından biri de yurt dışında çalışan işçilerdir. Nüfusa oranla yurt dışında çalışan işçi sayısı oldukça önemli miktarlardadır. Turizm konusunda Ankara-Şereflikoçhisar yolu üzerinde, Tuz Gölü kenarında birkaç tane ufak tesisler açılmıştır. İşletmede üretilen tuz kullanım alanlarına tüvenen (ham tuz) olarak (havuzlarda üretildiği şekilde) pazarlanmaktadır. Üretilen ham tuz herhangi bir prosese tabi tutulmadan ham halde ve dökme olarak stok sahasında satışa sunulmaktadır. Piyasanın istediği ürün özelliklerini sağlamak üzere sektörümüzde çok sayıda proses sağlayan firma ve işletme bulunmaktadır. KAYACIK TUZLASI Kayacık Tuzlası Ankara ili, Şereflikoçhisar ilçesine 13 km. mesafede Hamzalı Köyü yakınındadır. Kayacık Tuzlası üretimi havuzlardan yapmaktadır. Bunu nedeni ise iklim şartlarının üretimi etkilememesidir. Bu tuzlada toplam beş (5) havuz olup, alanı 10,86 km2 dir . Kayacık tuzlasının havuz dışarısından üretim yapabilme imkanı son derece sınırlıdır. Havuzlar zorunlu kalınmadıkça bir yıl üretim, bir yıl nadas şeklinde çalışılması verimli olmasını ve ham tuz kalitesinin artmasını sağlamaktadır. Bu durumda Kayacık Tuzlasının Yıllık Tuz Rezervi ; 5 havuzun toplam alanı 10,86 x 106 m2 x 0,08 m(tuz kalınlığı) x 1,9 ton/m3 (tabii yoğunluk) = 1.650.720 ton /yıl tuz olarak hesaplanabilir. Bu rezerv hesabında tuz kabuğunun tabii yoğunluğu deney tecrübelerine dayanılarak 1,9 ton/m3 olarak alınmıştır. Kayacık Tuzlası Tuz Gölü’nün doğusunda Hamzalı Köyü yakınında kayacık mevkiindedir.ve açık işletme şeklindedir. İşletmede %98 ve üzeri saflıkta göl tuzu (SODYUM KLORÜR ,NaCI) üretmektedir. Kayacık tuzlasında satılan tuzun tamamı havuzlarda üretildiği haliyle, hiçbir prosese tabi tutulmadan ham tuz olarak pazarlanmaktadır. Rakım 905 mt. Tuz Gölü, Ankara-Aksaray-Konya il sınırları içerisinde kalan kapalı bir havzadır. Meteoroloji istasyonumuzda tutulan kayıt ve gözlemlerimize göre yağışlar kış ve ilkbaharda gerçekleşmekte ve İç Anadolu Bölgesinde en az yağış alan kısmı Tuz Gölü havzasıdır. Meteoroloji istasyonumuzdaki kayıtlarda metrekareye 2000 yılında 205,3 kg, 2001 yılında 177,2kg, 2002 yılında ise 250 kg. yağış almıştır. Bu yağış miktarlarını bir günde alan bölgelerimiz de bulunmaktadır. Denizlerden uzak ve kapalı olan Tuz Gölü havzasında karasal ve yarı kurak bir iklim etkilidir. Bölge kış aylarında soğuk olmasına rağmen Tuz Gölü çevresini nispeten ılımanlaştırmaktadır. Yaz ayları sıcak ve kurak olmakta, karasal iklimi nedeniyle gece ve gündüz sıcaklık arasında fark yüksektir. Bölge karasal ve yarı kurak ikliminden dolayı yarı çöl niteliğindedir. Orman alanı hiç bulunmamakta olup, sulama imkanına sahip küçük arazi parçalarında ağaç gruplarına rastlanılmaktadır. Göl bölgesinin çevresinde humuslu (killi-tınlı) tarım toprağı ile örtülüdür. Bölge tarıma dayalı nüfus gibi görülse de köyler boşalmış durumdadır. Hayvancılık son derece azalmış, geniş tarım alanlarına sahip olmasına rağmen kuraklık nedeniyle rasyonel tarım gelişememiştir. Yörede yalnızca tahıl ve şeker pancarı üretimi yapılmaktadır. Tuz kolayca ufalanabilen, kokusuz, suda eriyebilen bir maddedir. Na+ ve Cl- iyonlarından oluşmaktadır. Tuz saf halde iken % 39,34 Na ve %60,66 Cl içerir. Ergime derecesi 800,8 Co , kaynama derecesi ise 1412 Co dir. 100 gr suda Oo C ‘ta 37,5 gr ve 100o C ‘ta 39,8 gr tuz doymuş tuzlu eriyik oluşturur. Tuzun fiziksel özellikleri ve parajenezi aşağıda verilmiştir. NaCl (HALİT) Kimyasal Bileşimi, NaCl Yatak özellikleri : Güncel Evaporit Cevher kütlesinin şekli : Ardışımlı katlar Oluşum biçimi : Tuz Gölü’nün doğu yakasında Koçhisar yarımadasının güneybatı kenarında yer alan Kayacık Tuzlası üretim havuzlarındaki tuzun oluşum mekanizması Ana göl bölgesinin güncel çökelme ortamında oluşan tuz tabakasının oluşumu ile aynıdır. Tek fark, üretim havuzları için gerek duyulan göl suyunun bir kısmının açık göl sahasından pompalarla havuz içerine alınmasıdır. Faktörler : Güncel Tuz Gölü’ndeki tuzun kökeni üç faktöre bağlı olarak açıklanabilir. a- Göl tuzu çevredeki evaporitlerden yüzey akaçlaması ile taşınmaktadır. b- Göl tuzu tabandaki kalın tuz kütlelerinden derin kırık sistemleri ve tektonik hatlar boyunca beslenmektedir. Göle yeraltından tuzlu su taşıyan sistemlerin göl zeminindeki genellikle dairesel kuyular şeklindeki uzantılarına Göze yada Göz adı verilmektedir. Gözelerin çapları 1-2 cm ‘den 1-1,5 m. ye kadar varabilmektedir. c- Pliyosenden beri kapalı havza konumunda kalan gölde Na+ ve Cl- iyonlarının zaman faktörü ile zenginleştiği ve uygun jeokimyasal şartlarda tuzun çökeldiği düşünülmektedir. Tuz Gölü’nün su yüzeyi mevsimlere göre 1200 – 1960 km2 arasında değişmekle birlikte ortalama 1660 km2 kadardır. Sürekli su altında kalan doğudaki Şehitlerhanı bölgesi ile kıyılara yakın olan bataklık kısımlar çıkarılınca tuz oluşabilen yaklaşık 1200 km2 lik bir göl alanı mevcuttur. Tuz Gölü çökelme ortamı bileşim olarak sodyum klorüre doygun tuzlu su (brine) özelliğindedir.Yaz aylarında havzanın iklim karakteristiği olarak gelişen yüksek evaporasyon sonucu suyun büyük bir kısmı buharlaşmakta ve ortalama 8 cm. kalınlıklı bir tuz tabakası çökelmektedir. Kayacık tuzlasının 1983 yılından itibaren kullanımına başlanılan üretim havuzlarında ise evaporasyona bırakılan suyun miktarına göre çökeltilen tuz kabuğunun kalınlığı 5-9 cm. kalınlığa kadar artırılabilmektedir. Bu tuzlada üretim makineli üretim olup Deniz Kaya ve Kaynak tuzlalarına göre üretim hızlı , çok ve ucuz olmaktadır.
YAVŞAN TUZLASI Konya ili, Cihanbeyi İlçesi, Gölyazı beldesi yakınındadır. Cihanbeyli ilçesine 22 km.’lik asfalt yol ile ulaşım sağlanmaktadır. Yavşan Tuzlasında tuz üretimi, toplam alanı 8.8 km2 alana sahip havuzlardan yapılmaktadır. Yavşan tuzlasının havuz dışarısından üretim yapabilme imkanı son derece sınırlı olmakla beraber yapıma imkanı mevcuttur. Bununla beraber sadece havuzlardan üretim yapıldığı düşünüldüğünde Yıllık Tuz Rezervi ; Bütün havların toplam alanı 8.8 x 106 m2 x 0,08 m(tuz kalınlığı) x 1,9 ton/m3 (tabii yoğunluk) = 1.337.600 ton /yıl tuz olarak hesaplanabilir. Bu rezerv hesabında tuz kabuğunun tabii yoğunluğu deney tecrübelerine dayanılarak 1,9 ton/m3 olarak alınmıştır. Yavşan Tuzlası Tuz gölünün batısındaki gölyazı kasabasının üçler mahallesi mevkiinde bulunan toplam 8.8 km2 lik havuz sahası ile bir açık işletmedir. İşletmede %97 ve üzeri saflıkta göl tuzu (SODYUM KLORÜR ,NaCI) üretmektedir. Yıllık 450-500.000 ton civarındadır. Yavşan Tuzlasında ham tuz üretimi makine parkı ve havuzların durumlarına göre planlanmıştır. Havuzlardan bir kısmında raylı sistem ile kalan kısmı tuz toplama makineli modern sistem ile üretim yapılmaktadır. Havuzlardan bir kısmında ise ray hattı ile ve İş makinası riperlerine takılan kesici bıçakla tek kat tuz sürülmüş, dozerler ile kürüyerek tali hatların kenarlarına figüre edilmiş olan ham tuz Loderlerle lokomotiflere takılı vagonlara yüklenmiş ve kara sahasındaki elevatör yığın yerlerine taşınarak stoklama yapılmaktadır. Rakım 905 mt. dir. Tuz Gölü, Ankara-Aksaray-Konya il sınırları içerisinde kalan ve geniş düzlük arazilere sahip, kapalı bir havzadır. Meteoroloji istasyonumuzda tutulan kayıt ve gözlemlerimize göre yağışlar kış ve ilkbaharda gerçekleşmekte ve İç Anadolu Bölgesinde en az yağış alan kısmı Tuz Gölü havzasıdır. Meteoroloji istasyonumuzdaki kayıtlarda metrekareye 2000 yılında 205,3, 2001 yılında 177,2 kg. 2002 yılında ise 250Kğ yağış almıştır. Bu yağış miktarlarını bir günde alan bölgelerimiz de bulunmaktadır. Denizlerden uzak ve kapalı olan Tuz Gölü havzasında karasal ve yarı kurak bir iklim etkilidir. Bölge kış aylarında soğuk olmasına rağmen Tuz Gölü çevresini nispeten ılımanlaştırmaktadır. Yaz ayları sıcak ve kurak olmakta, karasal iklimi nedeniyle gece ve gündüz sıcaklık arasında fark epey yüksek olmaktadır. Bölge karasal ve yarı kurak ikliminden dolayı yarı çöl niteliğindedir. Orman alanı hiç bulunmamakta olup, sulama imkanına sahip küçük arazi parçalarında ağaç gruplarına rastlanılmaktadır. Göl bölgesinin çevresinde humuslu (killi-tınlı) tarım toprağı ile örtülüdür. Bölge tarıma dayalı nüfus gibi görülse de köyler boşalmış durumdadır. Hayvancılık son derece azalmış, geniş tarım alanlarına sahip olmasına rağmen kuraklık nedeniyle rasyonel tarım gelişememiştir. Yörede yalnızca tahıl ve şeker pancarı üretimi yapılmaktadır. Tuz kolayca ufalanabilen, kokusuz, suda eriyebilen bir maddedir. Na+ ve Cl- iyonlarından oluşmaktadır. Tuz saf halde iken % 39,34 Na ve %60,66 Cl içerir.Ergime derecesi 800,8 Co , kaynama derecesi ise 1412 Co dir. 100 gr suda Oo C ‘ta 37,5 gr ve 100o C ‘ta 39,8 gr tuz doymuş tuzlu eriyik oluşturur. Tuzun fiziksel özellikleri ve parajenezi aşağıda verilmiştir. NaCl (HALİT) Kimyasal Bileşimi, NaCl Yatak özellikleri : Güncel Evaporit Kütlesinin şekli : Ardışımlı katlar Oluşum biçimi : Tuz Gölü’nün batı kıyısında Cihanbeyli ilçesine 22 km uzaklıkta yer alan Yavşan Tuzlası üretim havuzlarındaki tuzun oluşum mekanizması Ana göl bölgesinin güncel çökelme ortamında oluşan tuz tabakasının oluşumu ile aynıdır. Tek fark, üretim havuzları için gerek duyulan göl suyunun bir kısmının açık göl sahasından pompalarla havuz içerine alınmasıdır. Güncel Tuz Gölü’ndeki tuzun kökeni üç faktöre bağlı olarak açıklanabilir. a- Göl tuzu çevredeki evaporitlerden yüzey akaçlaması ile taşınmaktadır. b- Göl tuzu tabandaki kalın tuz kütlelerinden derin kırık sistemleri ve tektonik hatlar boyunca beslenmektedir. Göle yeraltından tuzlu su taşıyan sistemlerin göl zeminindeki genellikle dairesel kuyular şeklindeki uzantılarına Göze yada Göz adı verilmektedir. Gözelerin çapları 1-2 cm ‘den 1-1,5 m. ye kadar varabilmektedir. c- Pliyosenden beri kapalı havza konumunda kalan gölde Na+ ve Cl- iyonlarının zaman faktörü ile zenginleştiği ve uygun jeokimyasal şartlarda tuzun çökeldiği düşünülmektedir.
Tuz Gölü’nün su yüzeyi mevsimlere göre 1200 – 1960 km2 arasında değişmekle birlikte ortalama 1660 km2 kadardır. Sürekli su altında kalan doğudaki Şehitlerhanı bölgesi ile kıyılara yakın olan bataklık kısımlar çıkarılınca tuz oluşabilen yaklaşık 1200 km2 lik bir göl alanı mevcuttur. Tuz Gölü çökelme ortamı bileşim olarak sodyum klorüre doygun tuzlu su (brine) özelliğindedir.Yaz aylarında havzanın iklim karakteristiği olarak gelişen yüksek evaporasyon sonucu suyun büyük bir kısmı buharlaşmakta ve ortalama 8 cm. kalınlıklı bir tuz tabakası çökelmektedir. |