Eskişehir Türk Ocağı’nda Balkanlar Rüzgârı - Eskişehir Haber

Eskişehir

Eskişehir Türk Ocağı’nda Balkanlar Rüzgârı

Eskişehir Türk Ocağı’nda Balkanlar Rüzgârı
Yayınlama: 19 Ekim 2026 Pazartesi
A+
A-

Eskişehir Türk Ocağı’nın geleneksel Perşembe Sohbetleri kapsamında düzenlenen programda, Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Değirmenci konuk oldu. “Adriyatik’ten Tuna’ya: Türkçenin İzinde Bir Yol Hikâyesi” başlıklı söyleşide Değirmenci, ailesiyle birlikte 15 bin kilometre katettiği Balkanlar ve Orta Avrupa gezisindeki gözlemlerini ve Türkçenin coğrafyadaki izlerini paylaştı.

ADRİYATİK’TEN TUNA’YA: TÜRKÇENİN İZİNDE BİR YOL HİKÂYESİ!

Eskişehir Türk Ocağı, 15 Ekim 2026 tarihli Perşembe Sohbeti’nde Türk kültürünün ve tarihinin Balkanlar ile Orta Avrupa’daki derin izlerini ele alan anlamlı bir söyleşiye ev sahipliği yaptı.

Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Değirmenci, eşi ve iki küçük çocuğuyla birlikte üç yaz boyunca araçlarıyla gerçekleştirdikleri yaklaşık 15 bin kilometrelik Balkanlar ve Orta Avrupa yolculuklarının hikâyesini dinleyicilerle buluşturdu.

"Sokağın, İnancın Ve Tarihin Sesini Takip Ettik"

Söyleşisinde "ses" metaforunu bir anahtar gibi kullandığını belirten Doç. Dr. Hakan Değirmenci; sokağın, inancın ve gücün sesinin yanı sıra tarihin yankılarını takip ettiğini, kimi zaman da derin bir sessizliğin başlı başına anlamlar taşıdığını ifade etti.

Manastır’dan Üsküp’e, Prizren’den Saraybosna ve Mostar’a uzanan güzergâhta Atatürk’ün yetiştiği yıllardan Yahya Kemal’in Üsküp’üne, Mehmet Âkif’in düşünce dünyasından Osmanlı’nın Tuna boylarındaki izlerine kadar pek çok konuya değindi. Özellikle Prizren ve Üsküp’te Türkçe konuşulmaya devam edilmesinin Türk dilinin bir iletişim aracından öte kültürel kimliği yaşatan güçlü bir bağ olduğunu gösterdiğini vurguladı.

"Tuna Sadece Bir Nehir Değil, Zaferlerin Ve Kayıpların Hafızasıdır"

Yolculuklarının Viyana’dan Edirne’ye kadar uzanan bölümünde Tuna Nehri’ni takip ettiklerini anlatan Değirmenci, nehrin her iki yakasında Osmanlı yükselişi ve geri çekilişinin izlerine tanıklık ettiklerini söyledi:

"Sırpsındığı, Mohaç zaferleri, Belgrad’ın fethi ve Viyana kapılarına dayanan şanlı geçmişin izlerini yerinde takip ederken; Petrobaradin, Semendre, Salankamen, Vezirac Tepesi ve Karlofça’da kaybedilen toprakların hüznüyle karşılaştık. Tuna yalnızca bir nehir değil; zaferlerin, kayıpların ve tarih boyunca değişen sınırların hafızasını taşıyan canlı bir tanıktır."

Gençlere Tarih Ve Araştırma Çağrısı

Konuşmasının sonunda salondaki gençlere seslenen Doç. Dr. Değirmenci; gençlerin dünyayı gezerek, okuyarak ve araştırarak kendi dillerini, tarihlerini ve kültürlerini yakından tanımalarının hayati önem taşıdığını belirtti.

Katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından program, Eskişehir Türk Ocağı Şube Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın Doç. Dr. Hakan Değirmenci’ye şükran beratı takdim etmesiyle sona erdi.



Gönderen: haber



Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar