Hırs ve sabırla geleceğe ilmek ilmek: Sivrihisar Cebesi - Eskişehir Haber

Eskişehir Kültür-Sanat

Hırs ve sabırla geleceğe ilmek ilmek: Sivrihisar Cebesi

Hırs ve sabırla geleceğe ilmek ilmek: Sivrihisar Cebesi
Yayınlama: 9 Mayıs 2026 Cumartesi
A+
A-

Zırhtan Mücevhere 1600 Yıllık Sabır: Sivrihisar Cebesi Hayata Tutunuyor

Friglerden bugüne uzanan, bir dönem "sırrı verilmemek için" 20 kilo altın istenen Sivrihisar Cebe zanaatı, Metin Altay ve ailesinin ellerinde modern bir sanat eserine dönüşüyor. "Yapılamaz" denilen gümüş kravatlardan, gelecek nesillere hazırlanan tezgâhlara kadar; işte bir mirasın yeniden doğuş öyküsü.

ESKİŞEHİR – Eski dilde "zırh" anlamına gelen, Orta Çağ savaşçılarının korunmak için giydiği metal örgü sisteminin en zarif hali olan Sivrihisar Cebesi, bugün Odunpazarı’nın kalbinde, Taşbaşı Çarşısı’nda yeniden hayat buluyor. Devlet Sanatçısı Metin Altay ve oğlu Hüseyin Altay, unutulmaya yüz tutmuş bu kadim tekniği, adeta iğneyle kuyu kazar gibi gümüş tellere işliyor.

"Öğretmek İçin 20 Kilo Altın İstediler"

Mesleğin zirvesine giden yol, Metin Altay için hiç de kolay olmamış. Kapalıçarşı disipliniyle yetişen ve İran’da farklı teknikler öğrenen Altay, memleketi Eskişehir’e döndüğünde bu sanatı modernize etmek istemiş. Ancak karşısına çıkan en büyük engel, bu kadim bilginin bir "sır" gibi saklanması olmuş. Altay, bir ustanın öğretmek karşılığında 20 kilo altın istemesi üzerine kendi yolunu çizmeye karar vermiş:

"Bir numune aldım, parçaları söküp yeniden bir araya getirerek tekniği çözdüm. Adeta bir mühendis gibi sıfırdan kendi formülümü kurdum."

Zırhın Zarif Dönüşümü: Gümüş Gömlekler ve Kravatlar

Saç teli inceliğindeki gümüş tellerin 25-26 farklı işlemden geçerek birleştiği bu zanaat, Metin Altay’ın yenilikçi vizyonuyla form değiştirmiş. Geleneksel olarak sadece bileklik üretilirken, bugün bu teknikle gerdanlıklar, saat kordonları ve hatta "yapılmaz" denilen gümüş kravatlar üretiliyor. Oğlu Hüseyin Altay ise çıtayı daha da yukarı taşıyor: "Babam kravat yapabiliyorsa, ben de gömlek yapabilirim. Babanı geçemiyorsan meslek yerinde sayıyor demektir."

"Para İçin Değil, Başarmak İçin"

On yıl boyunca sabırla aynı kaliteyi yakalamak için çalıştıklarını belirten Hüseyin Altay, bu süreci bir "ispat" mücadelesi olarak tanımlıyor:

"Biz para kazanmak için değil, kimsenin yapamadığı bir işi yapabildiğimizi kanıtlamak için girdik bu yola. On yıl boyunca sabırla aynı ürünü tekrar ettik. Sonuçta mesleği kazandık ve ortaya çıkan değer zamanla karşılığını buldu."

Gelecek Kuşaklara Hazır Masalar

Sivrihisar Cebesinin geleceği, Altay ailesinin kadınlarının ve çocuklarının ellerinde güvende. Metin Altay, ince işçilikte özellikle kadın emeğinin önemine dikkat çekerek kızı Nurbanu ve gelini Ceyda’ya mesleğin inceliklerini aktarıyor. Atölyede yeğenler ve kuzenler için özel çalışma masaları hazırlayan Hüseyin Altay, süreci şu sözlerle özetliyor: "Onlara bir gelecek hazırladık. Yaz tatillerinde gelsinler, sokakta oynasınlar ama burada da teli büksünler. Bir gün biz bıraktığımızda hem onlara bir meslek kalacak hem de bizim vicdanımız rahat olacak."

Sivrihisar Cebesi, gümüş halkaların birbirine kenetlenmesiyle sadece bir takı değil; azmin, aile bağlarının ve Eskişehir’in kültürel hafızasının asla kopmayacak bir zinciri olarak geleceğe taşınıyor.



Gönderen: haber



Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2024