Tarihten Ders Çıkarmak - Eskişehir Haber

Tarihten Ders Çıkarmak

Tarihten Ders Çıkarmak
Yayınlama: 30 Temmuz 2007 Pazartesi - 1.524
A+
A-

 

 

Tarihten ders alınmazsa, tekerrür eder der bir büyük tarihçi.

Tarih, tekerrür eder mi?

Hele tarihi, Batı’nın anlattığı gibi öğrenmişsek, okullarda öğretilenle kalmışsak tekerrür eder.

Tarihten alınması gereken ilk ders, anladığım kadarıyla, yüzyıllar boyu süren savaşların sebebi; güçlünün zayıfı sömürmede kullandığı vahşi yöntemdir.

Demokrasi getiriyorum, yeni bir düzen getiriyorum sözleri hikaye.

Nasıl mı?

Selçuklu Anadolu’sunu işgal eden Moğollar 13. ve 14. yüzyıl içinde, yüz yıl boyunca zulümle ahaliyi sömürdüler.

Timur’un Tatar ordusu Ankara savaşı sonrası Anadolu’da 11, 12 yıl şiddet uyguladılar.

Osmanlıda bu dönemde şehzade savaşları oldu, 10 yıl boyunca ve Fetret Devri diye anıldı.

Ve Çelebi Mehmet, Osmanlı birliğini sağladı.

Batı tarihçileri bu iki dönemden sitayişle bahsederler.

1433 senesinde Osmanlı  memleketine gelen Fransız Betrandon de la Braquiere, II. Murat dönemiyle ilgili olarak;” Zat-ı Şahane… Zira malik olduğu kuvvetleri ve azim iktisadi kaynakları harekete geçirse, Hıristiyanlardan, adaleti dolayısıyla az mukavemet göreceğinden bütün Avrupa’nın geniş kısmını kolayca fethedebilirdi” demiştir. (Ziya Nur Aksun; Osmanlı tarihi cilt I)

15. yüzyıl; Osmanlı da; özellikle dokuma sanayi çok ileri, demir, bakır işlemeciliği de; demirden ziraat aletleri, silah yapımcılığı, bakır kap kacak. Bursa ipeği, Ankara tiftiğinden yapılan dokumalar dünyanın en aranan ürünleri. Deri sanayi üstün. Deri ve kumaş boyamacılığında dünyada tek...  Avrupalı padişahlar bile elbiselerini boyatmak için Anadolu’ya gönderirmiş.

Bu sırada Venedik, Ceneviz kalyonlarıyla yapılan ticarette yeni yöntemler kullanılması.

Amerikanın keşfiyle altın ve gümüş bolluğu, Avrupa’yı ekonomik üstünlüğe taşımış.

 Bu altın ve gümüş bolluğunun yarattığı ekonomik güç, Osmanlı üzerinde ham maddenin pahalıya, mamul maddenin ucuza alınıp satıldığı bir süreci başlatmış. Bu durum Osmanlı’da sanayinin durmasına ve aşırı ithalatın yarattığı bir geçici bolluğa yol açmış.

Ama Osmanlı kayıtlarına göre 14 bin olan dokuma işletmesi 800’e düşmüş.

            Daha sonra Osmanlı, kendi ürettiği hiçbir ürünü dışarıya satamaz olmuş. İhtiyacını da yabancı tüccarlara verilen imtiyazlarla, daha ucuz ve kaliteli olarak sağlamaktaymış.

Enderun’dan yetişmiş Hıristiyan vezirler bile durumu kavrayamamış

Her şey iyi ve yolunda!

Ahali huzursuz, işsizlik, parasızlık!

Akçenin gümüş değeri düşmekte…

Huzursuzluk, isyanlar, başkaldırmalar da akçedeki gümüşün düşmasiyle birlikte ortaya çıkmış.

Bu dönemde, Osmanlı toplumunda köylüler, esnaf, asker sınıfının yanı sıra bir de Mürtezika Sınıfı türemiş. Bu değim, rızklananlar, geçinenler anlamına gelmekteymiş.

Vakıf fukarası, alkış okuyanlar gibi adlarla emeksiz yayıcılık; bu günkü karşılığı olarak, propaganda yaparlarmış. Mürtezika sınıfının Sultanın manevi itibarını yaygın ve canlı tutmak başlıca göreviymiş. Bunlar, Müslüman kişinin öte dünyası için hayır işlemek ve yoksulların “ağzı Kur’anlıların” alkışını (duasını) almak için inançları kullanmışlar. Sultanlar hem tarikat şeyhlerini isyandan uzaklaştırmak hem de “vekiller” ve “ermişler”i kendilerinin propagandacısı yapmak için büyük paralar bağışlamışlar.

Prof Dr. Mustafa Akdağ, “Türkiye’nin İktisadi ve içtimai tarihi” kitabında bunları anlatır ve

“Kanuni Sultan Süleyman’ın uzun padişahlık döneminde Mürtezika ile Divan arasında veya vakıflarda sert tartışmaların yapıldığı, çıkan anlaşmazlıklarda mahkemelerin devreye girdiği görülmüştü.” der. (Aynı eser Cilt;II, S;130)

Akdağ’ın eserinde, bir dip notta ise şöyle denmektedir;

“DİP NOT; Örneğin, bir adam kendini dinleyenlere Osmanlı ordularının hep yenilmesinin ve idaresinin bir türlü düzelmeyişinin gerçek sebebini bildiğini söyler. O gün, tebdil gezmekte olan padişah da dinleyenler arasındadır. Padişah kendisini tanıtmadan hemen bu sebepleri öğrenmek ister. O da, vezirlerin hiç birisinin sünnetli olmadığını, bu şekilde içten Müslüman olmayan, bu gibilerin devlet sırlarını düşmanlara söylediklerini, bu gibilerin devlet sırlarını düşmanlara söylediklerini iddia eder. Padişah vezirlerini muayene ettirdiğinde yalnız bir kişinin sünnetli bulunduğunu, ötekilerin ise gerçekten sünnetsiz olduğunu hayretle görür.” (Osman Ergin, Maarif Tarihi S; 12’de buna benzer örnekler vardır.)

Türklerin Anadolu’daki son binyıllık tarihinde; Papa, Avrupa’daki devletleri organize ederek Türklere karşı sayısız Haçlı Seferleri düzenlemiş.

Türkleri Anadolu’dan atmak için.

Tarih tekerrür eder mi?

Kıssadan hisse…

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024