Trafik Terörü - Eskişehir Haber

Trafik Terörü

Trafik Terörü
Yayınlama: 10 Nisan 2007 Salı - 1.174
A+
A-

Öyle bir terör ki ve öyle görünüyor ki, hemen hepimiz şöyle veya böyle, şu zamanda veya bu zamanda, beklemediğimiz bir anda, ötemizde berimizde yaşamışız, yaşayacağız….

Kimimiz, kader diyecek, kimimiz ihmal…

Kimimiz, görevlilerin yetersizliği, bilgi birikimsizliği… Konferanslar, seminerler, afişler…

Kimimiz, eğitim noksanlığı diyecek.

Bunlar hep söylenecek…

Kadrolara yeni yeni insanlar dolacak… Hohla, ehliyet, ruhsat, sigorta vesaire…

Okullarda trafik dersleri…

Bir dalgınlık!..

Pavyon kültürü ve magandalık…

Motosikletler… Çekirge sürüsü gibiler…

Trafik terörü bir dostu, bir yakını, aileden birini ya da bir değerli toplum insanını vuracak, hayatını alıp götürecek.

Geçenlerde Aşcıoğlu’nu yitirdiğimiz gibi.

Aşcıoğlu, DSP Basın müşaviriydi.

Öğrendik ki; Genel Başkan Zeki Sezer’le birlikte bir televizyon programından çıkışta, saat 03.00 sularında karşıdan karşıya geçerken, hızla gelen bir otomobil çarpmış kaçmış.

Ve yine basında yazıldı ki; çarpan, pavyon sonrası yanındaki bayana hız gösterisi yapan bir maganda.

DSP, Aşcıoğlu’nu kaybetti…
Hem de Genel Başkanın gözleri önünde…

Gazetelere yansıyan büyük üzüntünün fotoğrafıydı.

Basın müşaviri, değerli bir gazeteci, başbakanlık basın müşavirliği de yapmış bir kişiydi. Evli bir çocuk babasıydı.  Aşcıoğlu’nu Ecevit’in son Genel Sekreteri Sayın Sülayman Yağız’a sordum. 

“Aşcıoğlu, değerli bir insan, dürüst, kibar, saygın bir kişilik, yorulmak bilmeden çalışan, üreten bir insan. Sıradan bir basın danışmanı gibi değil, sanki bir bilgi merkezi gibi çalışan, hangi konuda bilgi istense çok kısa zamanda bulup getiren…”

Bir değerli insan trafik terörü yüzünden uçtu gitti.

Bu yazıyı daha önce yazacaktım. Araya 8 Nisan mitingi girdi. Hani şu basının küçültmeye çalıştığı, 200.000 kişiyi bulan, alanlara sığmayan miting.

Miting günü Ankara Garı’nda genel başkan yardımcılarından Melda Bayar Hanımefendi ile karşılaştım. İstanbul’dan gelecek miting trenini karşılayacaktı.

Sordum; Dün Ceviz Kabuğu programında tutuktunuz.

O an yüzü üzüntüyle gerildi ve “kaybımız büyüktü!..” dedi.

Hız gösterisi ve bir dalgınlık bir değerli insanı sonsuzluğa aldı götürdü.

Bu gün polis teşkilatının kuruluş yıldönümü…

Her ilde törenlerle kutlanıyor.

Çevik kuvvet, asayişçiler, trafikçiler ve diğerleri; tamamı törende saygı duruşundaydılar.

Tören konuşmaları…

Vatandaşın güvenliğinden sorumlu Emniyet teşkilatımız, vatandaşa yumuşak davranacağız mesajı verdi.

18 ölü, 39 yaralıydı dünkü trafik terörünün bilânçosu.

Türkiye’de yolcu taşımacılığının sadece yüzde üçü demiryolu, yüzde ikisi denizyolu ile yapılıyor.

Yüzde doksan beş ise karayolu ile yapılıyor, otobanlar, duble yollar propaganda ediliyor.

Bu bir politika…

Atatürk’ten sonra benimsenen, Atlantik ötesinden gelen esintiyle…

Lastikçiler, mazotçular, yedek parçacılar, otomobil üreticileri…

Para kazansınlar diye…

Güven, verimlilik, kazanç toplum için değil yabancı şirketler için.

Her yıl bir milyona yakın araç trafiğe çıkıyor. Milyonlarca her türden araç…

Son 20 yılda milyonlarca trafik kazası. Yüz binlerce yiten hayat, milyonlarca yaralı…

Hadi hesabı olmayan maddi kayıplar…

Düşük döviz kuruyla üretimden çekilen sanayimiz, tüketime yönlendirilen halkımız.

Korkunç bir otomobil saltanatı…

Yiten hayatlar…

Mitingler düzenleniyor. Düzenlenecek… Treni olan yerleşim yerlerinden trenlerle gelmeyi organize edemez mi mitingciler?

DSP, 8 Nisan “Milli Egemenlik Mitingi”ne İstanbul’dan gelen DSP’liler gibi…

Trafik terörünün baş müsebbibi, demiryolundan, denizyolundan sarfınazar eden düzendir.

Bu düzene hayır mitinglerine demiryollarıyla gitmeye var mısınız?

Mahir Öztürk





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024