Milletin Sesi - Eskişehir Haber

Milletin Sesi

Milletin Sesi
Yayınlama: 12 Nisan 2007 Perşembe - 1.086
A+
A-

RTE her konuşmasında“milletin sesi”nden söz eder.

Sanmamızı ister ki ağzından çıkan her söz milletin sesidir.

Köylü, işçi, memur, emekli, esnaf… Millet değil mi?

İnim inim inliyor millet.

Lafla peynir gemisi yürümüyor.

Acaba RTE, tarikat ve cemaat üyelerini mi milletten sayıyor?

Yoksa millet kavramına daha farklı anlamlar mı yükleniyor. Demokrasi, İnsan hakları kavramlarına yüklendiği gibi…

RTE’nin milletin sesi diye söyledikleri ile milletin söyledikleri bir birini tutmuyor. Sanki milletin sesini çıkarmasına engel olunmak isteniyor. Gerginlik, kriz istemiyoruz diyorlar. Demokratik tepkiyi görmek, milletin sesini duymaktan rahatsız görünüyorlar.

14 Nisan’da büyük bir miting, Anıtkabire yürüyüş var…

Köylü, işçi, memur, emekli, esnaf… Millet orada.

Sesleri kısmak isteyenlere karşı sesimizi daha gür çıkarmazsak eğer, milletin sesini duymayacak bunlar.

Malum basının malum şahsiyetleri, aba altından sopa gösteriyor. Üstlendikleri görev gereği; “Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda tehlikeli ve gereksiz bir gerginlik ortamı yaratıyoruz. Bu gerginlik en büyük zararı, onu yaratanlara verecektir” diyor.

Milletin içine sinmeyen, sinmeyecek olan çok şey var.

Atlantik ötesinden biriktirilmiş tehlikeler.

Malum şahsiyet, “alışırsınız” diyor.

Alışılmadık çok şey var!

14 Nisan’dan tedirginler.

Milletin temsilcisi olduklarını iddia edenler, okyanus ötesinden ve de işbirlikçisinden aldığı destek ile milletin % 25 oyunu alarak, seçim sisteminin azizliğinden de istifadeyle Anayasayı değiştirecek, cumhurbaşkanını seçecek güçte mecliste temsil hakkı elde ettiler. Seçecekleri Cumhurbaşkanı hukuka uygun kabul edilecek ama millet ne diyecek. Seçilen Cumhurbaşkanına AKP’nin cumhuru denmeyecek mi?

Millet olarak birilerine bunu hissettirmek gerek.

14 Nisan bunun için önemli!

RTE, hamaset nutukları atıyor, ağzından çıkan her sözü, milletin sesi sananlar var.

Konuşana değil konuşturana bakmak gerek.

AB-D’den, IMF’den, Dünya Bankasından, TÜSİAD’dan destekli konuşmalar…

Millet nerede?

Köylü, işçi, memur, emekli, esnaf…

Millet inin inim inliyor.

Millet ancak meydanlarda sesini duyurabiliyor.

Gerginlik, kriz diye tehdit ediyorlar… İstikrar!

Kimin için istikrar? Ne için?

ABD, enflasyon ve büyüme ile başı belada. Dolar’ın değerini düşürerek krizden çıkmaya çalışıyor. Cari açığı ihracatla kapatmayı amaçlıyor. Irak petrollerine işgalle el koyuyor. Savaş baltalarını bilemiş, kurtuluşunu BOP’da görüyor. Mızrağının ucunu Müslüman ülkelere dürtüyor.

Avrupa, işsizlikle boğuşuyor, Avro’nun değerlenmesi karşısında sessizlik izlenimi verse de ihracat gerilemesi yaşayacağı endişesi, kaygısı içinde saklı. Rekabette geri kalmak istemiyor. Kendi birliğini bir türlü sağlayamıyor.

Çin, Bir Trilyon Doları aşan rezerviyle, elindeki Amerikan tahvilleriyle, dünya ticaretinde rekabet üstünlüğü ile bir ekonomik dev. Amerika’nın ipleri elinde, Dolar’dan Avro’ya geçiverse Amerika’nın ipi çekiliverecek.

Baltasıyla mızrağıyla, topuyla tüfeğiyle, üzerinde Dolar yazan kâğıtları dünyaya satarak ayakta duran ülke, Amerika.

Dünyada manzara böyle…

Bu kıyasıya rekabette Türkiye nerede?

İstikrarda!

Türkiye, istikrar içinde yabancılaşan, istikrarla piyasaları işgal altına alınan, istikrarlı bir şekilde fakirleşen… Giderek sömürgeleşen bir ülke

Borçla büyüyen, büyüme masallarıyla aldatılan, yoksullaşan ülke, Türkiye.

Millete “sus! Gerginlik, kriz istemiyoruz” denir mi?

Millet uzlaşı istiyor!

Millet, AKP’nin değil, milletin Cumhurbaşkanı olsun istiyor.

Millet, 8 Nisan’da sesini çıkardı. 14 Nisan’da sesini yeniden duyurmak istiyor.

“Sus” denir mi? Bu milletin sesi!

Mahir Öztürk





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024