Dindar mı? - Eskişehir Haber

Dindar mı?

Dindar mı?
Yayınlama: 17 Nisan 2007 Salı - 1.039
A+
A-

TBMM’nin yansız Başkanı Arınç.

“Dindar bir Cumhurbaşkanı seçeceğiz” demiş.

            Yanlı! Kimden yana?  Dinden…

Sorsanız böyle diyecek. Duyan da, ne dindar adam diyecek.

Dindarlık, yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bu ülkede önemli bir kavram…

Dinimize göre ise, kimin dindar, kimin değil olduğuna karar verebilecek tek bir yüce makam var. İşte orası TBMM’si değil. Hiçbir dünyevi makam değil.

Çünkü bizim dinimizde aracılar, günah çıkarıcılar yok.

Kim kimin hakkında, dindar yahut dindar değil hükmü verebilir.

Dindar cumhurbaşkanı öyle mi?

Öncekiler dindar değil miydi?

Dindar değilim diyen bir cumhurbaşkanı açıklaması hiç duyuldu mu?  Böyle bir ayet indi mi?

Haddi aşan, o yüce makama eş koşan, hırsla söylenmiş sözler değil mi bunlar?

Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı yansızdır.

Görevi Anayasada yazılı…

Olması gereken taraf, anayasanın değişmez maddeleri, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olduğuyla ilgili. Neden geniş kesimler hiç olmadığı kadar bu temel üzerinde kaygılı.

Türk Dil Kurumuna göre dindar;  “Din inancı güçlü, din kurallarına bağlı (kimse), mütedeyyin.” demek

Bu ülkede yaşayan yüzde doksan dokuz Müslüman, kendi vicdanında dindar.

Ama bu ülkede ne yazık ki din istimrarcıları var.

Kim karar verecek dindarlığa, ne kadar dindar olunacak?

Anayasa’da böyle bir nitelik mi var?

Anayasa’da laiklik ilkesine vurgu var!

Arınç’la ilgili neden yazmıyorum diye sitem edenler de var, yazdım, yazıyorum.

Türkiye hiç karşı karşıya olmadığı kadar büyük tehlike altında ise ve de çözüm akılcılıktan geçiyorsa, 14 Nisan’da halk, milyon olup birleşin diye haykırmışsa, kulaklar bunu duymalı.

Zaman zaman İnternet medyasında makaleleriyle bana haksız eleştiri yapanlar da oluyor, aldırmam. Düşünceye saygıdır der geçerim.

Ama Baykalcılıklarını gizleyen, bir savunma mekanizması psikolojisiyle hareket edenleri eleştirmem gerekir.

Ülkenin bu hercümercinde hala Rahmetli Ecevit’e dil uzatanlar var.

Bunu bir siyaset, bunu kamu bilgilendirmesi saymam.

Onlara Ecevit’in “Bu düzen değişmelidir” kitabını okumalarını tavsiye ederim. Bu güne çıkarılacak çok ders var.

Denizi eleştiririm, çözümü tıkadığı için.

Deniz’in geçmişteki hatalarını anımsamak bile istemem.

Moon tarikatı, RTE’yi başbakan yapışı filan…

Hatalardan ders almak vardır. RTE’yi cumhurbaşkanlığına taşımak, önümüzdeki seçimlerde iktidardan kaçmak affedilmez hatalardandır.

CHP’li taban, DSP’li taban diğer partilerin tabanları olacak elbet. Demokrasinin gereği…

Tabandan tabana transfer değil gaye, haddimiz de değil, tabana asgari müşterek yaratmak gerek. Bu da fanatik olmayan aydınlara, siyasi parti sorumlularına, parti liderlerine düşer. Aklın gereği budur.

Akıl tutukluğu, CHP’yi de, DSP’yi de, diğerlerini de barajın altına itebilir. Barajı geçseler ne ifade eder. İktidar olmak gerek. Hiç olmadığı kadar halkta bu arzu, istek var. Haftalardır yazıyorum, yazıyorlar. CHP-DSP Omurgasında bir seçim ittifakında sosyal demokrasi iktidar… Zonguldaklı işçi, Antalyalı turizmci, Denizlili tekstilci, Mersinli çiftçi  bunu görüyor.

Taraf olmak iyidir, akılla hareket ise şarttır. Taraflara saygıyla, ortak noktalarda birleşmek gerekir.

Ortak noktalarda buluşulmadığı zaman…

İşte o zaman…

Birilerinin dindar saydığı bir cumhurbaşkanı mı?

Din devleti mi?

Yoksa…

Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti mi?

Sorularına cevap verilir.

Ne yazık ki tartışılan budur.

Arınç’ın bilerek veya bilmeyerek söylediği “dindar Cumhurbaşkanı” söylemi bir uyarı gibidir.

Demokrasi tramvayından inmek, din devletine dönüşmek, sömürge ülke olmak tehlikesiyle karşı karşıya Türkiye.

Teokratik, sömürge, din devletinde Deniz’de biter.

Bunlar akılcı uyarılardır.

Duyduklarım, gördüklerimdir.

Mahir Öztürk





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024