23 Nisan ve Köy Enstitüleri - Eskişehir Haber

23 Nisan ve Köy Enstitüleri

23 Nisan ve Köy Enstitüleri
Yayınlama: 18 Nisan 2007 Çarşamba - 1.474
A+
A-

Önceki gün elektronik postama gelen bir ileti, “Beni çok etkileyen ve düşündüren bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Bu sıcak günlerde, bu yoğun gündemde pek çok problemin özüne indiğini düşündüğüm bir yazı bu. Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Cansel Güven'e ait” tümcesiyle başlıyordu

Altında Güven’in yazısı.

Yazıdan anladığım kadarıyla

TRT’nin her yıl düzenlediği 23 Nisan şenlikleri bu yıl Antalya’da yapılacakmış,  hazırlıklar başlamış.

TRT, Antalya Milli Eğitim Müdürlüğüne bir yazı göndererek gelen misafir öğrencilerden kızları kız öğrencilerin, erkekleri erkek öğrencilerin bulunduğu evlerde konuk edilmelerini istemiş.

Yazı zincirleme reaksiyon başlatmış

Bazı okul yöneticileri konuk kız çocuklar ile erkek çocukların birlikte oynamalarını bile yasaklamış.

Tüm dünya çocuklarının kardeşliği söylemi içinde cinsiyet ayrımcılığı…

Dünyada bir benzeri olmayan 23 Nisan şenlikleri, şimdiye kadar böylesi bir uygulamayla karşılaşılmamış.

TRT'nin bu "korumacı yaklaşım" ı nedir? Çocukların birbirini taciz etmesinden mi korkar, tacizin önüne böylemi geçilmesi düşünülür? Garip, tuhaf, çağdışı karşılanacak bir uygulama.

Güven yazısında, “Şimdi bu ‘korumacı yaklaşım’la misafir bir çocuğu kendi çocuğumuzun tacizinden koruyacak kadar ahlaki çöküntü içinde olan bir ulusa mı dönüştük? Onları Ulusumuzun ahlakına, misafirperverliğine güvenerek ülkemize gönderen Avrupalı ailelere verdiğimiz mesaj bu mudur?” diye sormuş.

Kültürümüzde misafire koruma, ikram, izzet vardır.
Çocukları korumanın yolu yöntemi bu mu olmalı?

Başka bir yöntem yok mu?

Eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesi, başarısı kanıtlanmış, dünyaya örnek olduğumuz toplumcu modeller falan.

Eğitimin amacı Topluma karşı sorumluluk taşıyan öğrenciler mi yetiştirmek olmalı yoksa ben merkezli şımarık nesiller mi?

Tedbiri asıl burada almalı.

Önümüzde yaşanmış, başarısı kanıtlanmış dünyaya örnek bir model var.

Köy Enstitüleri!

Bakan Hasan Ali Yücel ve Genel Müdür İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kurulan, önceki gün 67. kuruluş yıldönümünü yaşadığımız Köy Enstitüleri.

Köy Enstitüleri, yaşatarak öğretiyor, tartıştırarak yaratıyordu. Çünkü doğa ile iç içe, eşyayla yakın temastaydı. Çünkü öğrenciler, ilik açmasını, düğme dikmesini de bilirdi, duvar örmesini de, tohumdan en iyi ürünü almasını, şiir yazmasını, müzik aleti kullanmasını da.

İkinci Dünya savaşının en bunalımlı zamanlarında Türkiye, Köy Enstitüleriyle köylü çocuklarını yetiştiriyor, mezunlarıyla köylerini aydınlıyordu…

Başta toprak ağaları rahatsız oldular… Türlü çeşitli yakıştırmalar.

Köyden Fakir Baykurtlar, Talip Apaydınlar, Mahmut Makalar… çıkıyordu.

Türkiye’nin değişik yerlerinde topu topu 21 enstitüydü.

16.400 kız, erkek köy çocuğu öğrenimleri sırasında 15.000 dönüm toprağı işlemiş, 250.000 fidan yetiştirmiş, 306 yapı yükseltmiş. Yapı yükselirken öğrenmiş, öğrendiklerini milyonlarca öğrenciye öğretmiş.

İşte o öğrencilerdi 14 Nisan da mitinge koşanlar. 

Köy Enstitüleri 1954 yılında kapatıldı.

Kapatılmasaydı eğer, Çok değil bir beş yıl daha eğitimlerine devam etseydi, Yarı feodal yapı kalır mıydı? Terör belasıyla Türkiye uğraşır mıydı? 14 Nisan’da Tandoğan miting alanında milyon olup toplanır mıydı halk? 23 Nisanlarda çocuklarımıza güvenmez miydik?

Köy Enstitülerinde memleket meseleleri tartıştırılırdı çocuklara.  "Düşüncesi özgür, anlayışı özgür, vicdanı özgür" bir öğretici nesil geliyordu. Topluma karşı sorumlu, üreterek kalkınmanın, yaratıcılığın, etik değerlere saygının erdemine ulaşmış bir nesil.

Toplumun geleceği şekillenirdi bu eğitim kurumunda.

Köy Enstitülerinin yüksek kısımları da vardı.

Rahmetli babamın da mezun olduğu okuldu.

Çocukluğumdan hatırlarım, evimizin en güzel mobilyası kütüphanemizdi. Cilt cilt kitaplar. Alman tarihi, İtalyan, İngiliz, Fransız, Rus tarihi…

Okuma sevgisi aşılamaya çalışırdı. Ülke meselelerini tartıştırırdı.

Elinde torba, okullara kitap taşırdı.

İlköğretim müfettişiydi. Okudu okuttu okudu…

Köy enstitülerinin temel felsefesi özgür düşünme, düşünceyi tartışmasıydı.

Bu gün özgür düşünmenin, düşünceyi dürüstçe ifade edebilmenin adı kaldı yadigar.

Köy enstitüleri geçmişin değil, geleceğin kurumlarıydı.

Ağalar, beyler, paşalar… 1954’de elbirliği ile kaldırdılar. 

Bugün özel üniversiteler, vakıf üniversiteleri, dershaneler…

Öğrenci merkezli eğitim modeli…

Ve 23 Nisan’da çocuklara tacizden korkulan durumlar…

Bu eğitim sistemi içinde çocuklar güvenilmez oluyor, çocuklara da, bu büyük ülkenin kültürüne de yazık ediliyor, ayıp ediliyor. 

Mahir Öztürk





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024