Ulusal Güvenlik Meselesi
Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi (SAREM), “Güvenliğin Yeni Boyutları ve Uluslararası Örgütler” konulu uluslararası sempozyumu açılışında Genel Kurmay Başkanımız bir konuşma yaptı.
Sempozyuma 55 ülkeden 800 katılım…
Sempozyumda 15 uzman konuşmacının sunuları medyada sürdürülen bilgi kirliği düşünülürse ayrı bir değer ve önem arz etmektedir.
Dilerim SAREM konuşmaları yazılı metin haline getirip internet sitesinde yayınlar, kamuoyu olarak daha sağlıklı bilgileniriz.
Basında yer aldığı şekliyle Orgeneral Büyükanıt konuşmasında, “Müttefik olduğumuz ülkeler arasında PKK terörüne destek verenler var. Terör örgütünün kullandığın bombalar herhalde süpermarketlerden alınmıyor. Ayrılıkçı hareketlerin desteklenmesi hukuka aykırıdır.” dedi.
Bazı müttefik devletler, terör örgütü olarak sadece radikal İslami terörü gördüğünü belirten Büyükanıt, bazı derneklerin terörist hakları derneğine dönüştüğünü söylüyor.
İstihbarat bilgileri hızla ABD’den Peşmerge’ye, oradan da Terör örgütüne geçtiği bilgisi var.
ABD F-16’ları Türk hava sahasını ihlal ediyor. Hem de dört dakika gibi kısa sayılmayacak bir süre ile.
Büyükelçi Wilson Uçaklarla ilgili olarak pilot hatasıdır diyor. Neden benzeri hataları hep ABD askeri, istihbaratı yapar? Irak’a girişleri hata, girerken ürettikleri bahane hata, Irakta yaptıkları hata, hata, hata…
İnsanın aklına şu geliyor, bu hataları yapanlar ya aptal ya da kötü bir yalancı.
İnsanlar artık kolay kolay inanmıyor.
Aptalca yalanlar, sürdürülen sömürü politikaları dünyanın huzurunu kaçırıyor.
İşte İstanbul, işte bir toplantı daha… Bilderberg!
Bilderbergciler, dünyanın ekonomisine ve siyasetine şekil verecekler.
Toplantıları aşırı gizli!
Kararları açıklanmıyor!
Etkileri, yetkileri bilinmiyor!
Yaşananlar kaygı verici!
İkiz kuleler yıkılıyor, Haçlı seferleri ilan ediliyor, BOP’lar, BİP’ler ortaya konuyor, eş başkanlar tayin ediliyor, Afrika’da insanlar açlıktan, hastalıktan, Afganistan’da, Irak’ta insanlar ileri teknoloji silahlarla yüzbinler, milyonlar olarak öldürülüyor.
Türkiye, ateşin ortasında…
Türkiye’nin ayrılıkçı terör örgütüyle başı dertte…
Terör, Irak’ın Kuzeyinden besleniyor.
Büyükelçi Wilson ekranlardan terörü engellemeye bizim gücümüz yetmiyor demeye getiriyor. Üçlü mücadele edelim!
Denendi, olmuyor.
Askeri tedbir gerek!
ABD sadece bu teröre karşı askeri tedbiri öngörmüyor. İşine gelmiyor.
Uluslar arası hukuktan aldığı hakla Türkiye Irak’ın Kuzeyine müdahale edebilirdi. 57. hükümet zamanında müdahale etti. Terörü sıfır seviyesine indirmişti. 58 ve 59. hükümetlerin dış politikada günü kurtarma çaresizliği ile bu güne gelindi.
RTE’nin basında yer alan, “Askerden talep gelirse gerekli kolaylığı sağlarız” açıklaması şaşkınlık yaratıyor.
Genelkurmay Başkanının Sempozyumdan yankılanan cevabı ders verir gibiydi; “Devletin teammüllerine göre siyasi iradenin ortaya bir politik hedef koyması gerekir. Askeri harekata karar verilmesi için ve o politik hedef doğrultusunda askeri hazırlık yapılması gerekir.”
Öyle ya, asker Irak’ın Kuzeyinde kime silah sıkacak?
PKK’ya mı, Peşmerge saldırırsa, Peşmerge’ye de mi? Peşmerge’nin başında eski bir PKK’lı.
ABD, güvenliği Irak’ın kuzeyinde Peşmerge’ye devretse de, orada…
Müdahalenin ekonomik, siyasal sonuçlarını göğüsleyecek siyasi iktidar değil mi?
Asker talep eder ve sınır ötesi harekat yaparsa, hükümet, hükmedebilir mi? Yeinde kalabilir mi?
Bunların hesabını kitabını siyasi iktidarın yapması gerekmez mi?
Mecliste uzlaşma yaratarak kamuoyu oluşturmak varken…
Ulusal çıkarlar bunu gerektirirken…
Bütün bunların uzağında, tamamen seçime yönelik popülist söylemler…
“…Gerekli kolaylığı sağlarız!”
Washington’a, Brüksel’e gerekli kolaylık sağlana sağlana bu hale gelinmedi mi?
Ey halkım bu hükümetten kurtulmak ulusal güvenlik meselesi gibi…



