Gençliğe Hitabedeki Durumlar.. - Eskişehir Haber

Gençliğe Hitabedeki Durumlar..

Gençliğe Hitabedeki Durumlar..
Yayınlama: 8 Haziran 2007 Cuma - 1.087
A+
A-

Yetmişli yıllarda, karaborsanın yayıldığı, gazetelerde çarşaf çarşaf  bildirilerinin yayınlandığı zamanlardan tanımıştık onları.

Ecevit’in iktidarını içlerine sindirememişlerdi. Büyük tepki göstermişlerdi.

Şimdi TÜSİAD’cıların bildirileri peş peşe, Genelkurmayın bildirilerine sanki bir yanıt gibi.

TÜSİAD’ın 1 Ocak 2014 tarihinde AB’ye tam üyelik hedefinden söz edebiliyor hala.

AB-D Anadolu’yu nasıl sömürge yaparım kavgasında.

Sağır sultan duydu.

Kamuflaj; Güçlü demokrasi, güçlü sosyal yapı, güçlü ekonomi…

TÜSİAD’ın söylemi bu; keseri hep kendilerinden yana yontuyorlar.

İnsani değerler taşıyan kavramların içine başka şeyler sokuşturuluyor.

Demokrasi diyerek sömürgeleşmenin, güçlü sosyal yapı diye, sosyal yapıyı çözmenin, güçlü ekonomi diye, fakirleştirmenin yolları yapılıyor.

Kazanan TÜSİAD, Kazanan çok uluslu şirketler.

TÜSİAD lafı ağzında eveliyor, geveliyor; edilgen, aciz, beceriksiz iktidarı destekliyor. Sebep;  kendilerini ihya eden, toplumu sefalete sürükleyen sözde reformları sürdürmek… Nihai hedef sömürgeleşmek.

TÜSİAD’ın kaygısı; siyasi belirsizlik. Ne demekse?

Seçim sonunda sömürge reformlarına direnebilen bir siyasi yapı oluşur mu?

Kaygısı bu!

Deniyor k; “Türkiye’nin belirsizlikle kaybedecek vakti yok!”

TÜSİAD kendini Türkiye olarak görüyor. Onların gözünde sıradan insanlar, bizler; sanki birer konu mankeniyiz.

Konu mankeni milyonların, rekabet gücü nedir? Sıfır! Rekabet gücü sonsuz olanlar rekabetten söz edebiliyorlar; nasıl rekabettir bu? Haksız rekabet.

            Yarattıkları AB’cilik rüzgarıyla sıfırlaştırılan halkın hakkını; “devlet baba” mı kaldı. Baba öldü! Laflarıyla sulandırıyorlar.

Ulusal devlet çağdışıdır gibi söylemlerle gerçekte çağdışı kalıyorlar. Irak, Afganistan gibi işgal altında ve de sömürge olmayan çağdaş devletlerin hangisi, bizdeki kadar içişlerine karıştırıyor? .

Güvenlikte neymiş, ille de demokrasi!

Kafanızdaki demokrasiyi bir tarif edin. Ne anlamalıyız? Benim kafamdaki demokrasi bu değil. Yapılan edilenlerin demokrasiyle hiç ilgisi yok. Bu TÜSİAD demokrasisi. Sömürge ülkelerde demokrasi olmaz! Bir gün gelir TÜSİAD demokrasisini de çok görür işgalci.

Ulusal devlette şekillenir gerçek demokrasi. Ulusal çıkarların korunmasıyla pekişir.

TÜSİAD, Türk-Yunan ilişkilerinde yeni açılım bekliyor.

Ne demek istiyor?

Biraz daha taviz verelim!

Megali İdea hayaline bir adım daha yaklaştıralım Yunanı. Komşuluk hakkı!

Kıbrıs’ı veriverelim!

Çözdük çözüyorduk; ne oldu? Daha fazlası; Girit gibi teslim ediver diyorlar. Sonrası, asimilasyon.

İlle de AB!

Demokrasi bu mu?

“AB sürecine ivme kazandırılmalı!” 301’i AB’nin keyfine göre değiştirivererek ivmeye hız verilmeli.

TÜSİAD’ın hanımefendi başkanı her kanaldan diyor ki; “Yani, beklenti, birkaç kışkırtıcı tavırla karşılaşan Türkiye’nin kendisini AB rotasından ayırması

ve ‘alternatif seçeneklere’ doğru sürüklenmesi… Bu sinsi planı bozmalıyız.”

Asıl kavga;

‘Demokrasi’ kavramının içine sinsice sokuşturulmuş sömürgeleşme ile ‘Ulusal’ kavramı içinde yer alan devletin uniter yapısı, bölünmez bütünlüğü.

Anafartalar çarşısında patlatılan bomba, Kocatepe Karakolunda sıkılan kurşunlar boşuna değil.

Dört şehit daha verdik ileri teknoloji, uzaktan kumanda mayınlara.

Vatandaşın yüreği yanıyor.

TÜSİAD 2014’de AB’ye gireceğini sanıyor.

Almazlar!

Ön yargıları var, 1839’dan beri. Türkler barbar!

Osmanlı Batılılaşmak istedikçe, Türkleri hor görmüştür Batılı.

Batının teknolojisini al, bağımsızlığını koru!

Gelişmiş ülkeler bunu yaptı da gelişti.

Amerika bir zamanlar, İngiliz sömürgesiydi, gümrük duvarları koyarak, bağımsızlık kazanarak süper güç oldu. Buyruk alarak kalkınmış bir tek ülke var mıdır dünyada?

Türkiye kendi kendine yeter ülkeydi, AB süreci berbat etti. Her şeyi dışarıdan getirtiyoruz. Üretmiyor, tüketiyoruz. Bunu görmeliyiz artık.

Şehitler geliyor, ileri teknoloji vahşi saldırılar.

En fazla da Genelkurmayımızı üzüyor. Analar kan ağlıyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor.

Genelkurmayımızın yedi maddelik bildirisinin üçüncü maddesinde; “Her fırsatta, yurt içinde ve yurt dışında barış, özgürlük ve demokrasi gibi insanlığın yüksek değerlerini, terör örgütüne paravan olarak kullanan kişi ve kuruluşların, bu olayların gerçek yüzlerini görme zamanı artık gelmiştir.”

Dördüncü maddede; “Türkiye Cumhuriyeti, ulusal ve üniter yapısının, çağ dışı bir yapı olduğunu düşünen bir yaklaşım ile karşı karşıyadır. Ulusumuzun bu tehlikeli yaklaşımı fark etmek zorunluluğu vardır ve olmalıdır.” Diyerek uyarıyor.

Bence işte asıl gerçek budur.

Acz içinde bir iktidar, satılmış medya, işbirlikçi sermaye telaşta.

İçimizdeki aymazlar.

Atatürk’ün gençliğe hitabındaki durumlar.

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024