Ne Oluyor? - Eskişehir Haber

Ne Oluyor?

Ne Oluyor?
Yayınlama: 14 Haziran 2007 Perşembe - 1.318
A+
A-

Bir gün RTE, “İçeride beş bin, dışarıda beş yüz diyor”

Ertesi gün değişiyor, değiştiriyor, “içeride bin beş yüz, dışarı da üç bin beş yüz diyor”

Her gün şehit!

Bu gün de bir binbaşı, bir onbaşı.

Bölge zaten karışıktı, yurdumuz karıştırılmaya çalışılıyor.

RTE’nin derdi faklı; “Baykal, Bahçeli kimin ağzıyla konuşuyor; kimin değirmenine su taşıdığı bellidir” diyor.

RTE’nin yol haritası belli değil, konuştukça dış basından destek geliyor. Hani değirmen meselesi…Dışarıdan aferin alan, bütün kanallardan muhalefete verip veriştiren, protestolara tahammül gösteremeyen…

İki de bir değişen başbakanla Türkiye yol alabilir mi? Teröre karşı siyasi kararlılık gerekir. RTE o basirette mi?

Şehit cenazelerinde yüreği yananların - aşırıya kaçtığı varsayılsa bile- protestolarına  katlanmak yerine, aşırı tepki gösterebiliyor. Sinirleri de bozuldu RTE’nin.

Bölgemizde yaratılan bu hercümerçte RTE, kriz yönetiminde güven veriyor mu?

Kararlı bir duruş gösterecek cesaret nerede?

Nerede İçişleri bakanı? Nerede Dışişleri bakanı?

Cesaretsiz, basiretsiz, sinirleri bozuk RTE, arazideki bakanlarıyla Türkiye’yi artık yönetemiyor.

Demokrasi masalları, binbir gece masalları gibi artık uyku getirmiyor.

Millet duyduğu şehit haberleri ile hop oturup hop kalkıyor.

Aslan gibi evlatlar, komutanlar gidiyor.

Ne oluyor? Neden oluyor?

Yeni bir şey mi?

1919-1938

Milli Mücadele ve Mustafa Kemal Atatürk dönemi;

Yabancı kışkırtmalar sonucu Kürtçü ayaklanışlar.Tam on iki tane… İrticai ayaklanışlar hariç. Onları sayarsanız altmışı buluyor.

Yıl 1919; Sivas Kongresi’nde Mustafa Kemal şu konuşmayı yapıyor; “İngilizlerin amacı para ile ülkemizde propaganda yapmak ve Kürtlere Kürdistan kurma sözü vererek onları aleyhimize ve bize karşı suikast düzenlemeye yöneltmek olduğu anlaşılmış, karşı önlemler alınmıştır”

İşgal altında bir Anadolu’da yedi düvele karşı alınıyordu tedbirler.

Ali Galip ve İngiliz binbaşı Novıl, Kürt aşiretlerini büyük paralar vaat ederek isyana kışkırtıyordu. Başaramadılar.

Kışkırtmalar bitmedi.

1919’da Ali Batı, 1921’de Koçgiri, 1924’de Nasturi, 1925’de Şeyh Said, 1925’de Sasun, 1926’da ve 1930’da Ağrı, 1926’da Koçuşağı, 1930’da Zeyaln, 1930’da Oromar, 1937’da Dersim ayaklanmaları kararlılıkla bastırıldı.

Ayaklanmaların arkasında İngiliz propagandası ve istihbarat servisleri vardı. İngiliz boyunduruğunda bir Kürt bölgesi yaratılmak isteniyordu. Petrolü sömürmek, Fırat ve Dicle arasını kontrollerine almaktı amaç.

Nasturi ve Şeyh Said isyanları zamanlama bakımından mükemmeldi. Milletler Cemiyetinde Musul üzerinde Türk hakları görüşülecekti.

Irak’ta baba Barzani isyanları…

Türklerle Kürtler, aynı kökten gelen, aynı dili, aynı kültürü, aynı geleneği, aynı adetleri paylaşan öz kardeş…

Ne işi var? Buralara binlerce kilometreden gelen conilerin.

Demokrasi dağıtıyorlar! İnsan haklarını savunuyorlar.

PKK’ya arka çıkıyorlar!

Demokrasi, insan hakları kendi ülkelerinde ne kadar var?

2001’de Teksas bağımsızlığı için ortaya çıkan Richard Mc Loren isimli bir vatandaş 99, yardımcısı 50 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Amerika’da hala idam cezası var!

Yine 2001’de, Almanya’da, Tarık Ali isimli bir Pakistanlının çantasında Karl Marks’ın kitabı çıktı diye polisçe tutuklandı. Kosiek isimli bir Alman Parlamenter düzene aykırı iki kitap yazdı diye parlamenterliği elinden alındı ve üç yıl hapis cezasına çarptırıldı..

İngiltere’de devlete karşı suç işleyenler, cezası bitene kadar 15 günde bir başka başka cezaevlerine nakledilir. Fransa basını, siyasi sistemin temellerini sarsmak ve kamu düzenine aykırı yazı yazmak yasaktır.

Türkiye’ye karşı katıksız demokrat kesilen AB-D, kendi siyasal düzenlerinin sarsılmasına izin vermezler. Demokrasi adına dayattıkları birçok unsur kendi ülkeleri için kabul edilemezdir.

Dayatmacı uygar devletlerin dediklerini yapmak yerine kendi ülkelerinde ne yaptıklarına bakmak gerekir. Yaptıkları iyi şeyleri alarak, kendi ülkende karlılıkla uygulamaktır.

Mustafa Kemal işte bunu yapmıştı.

Batıcı değildi.

Batı teknolojisini kullanmakla, tüketmekle övünmedi. Teknoloji üretmekti amaç, ülkeyi hızla kalkındırmıştı. Onca ayaklanmaya da kararlılıkla karşı koymuştu.

RTE Kararsız!

Okul yıllarında bir öğretmenimin söylediği şu sözü hiç unutmadım;

“Kararsızlık, en kötü karardan daha kötüdür.

Bu gün ne oluyor? RTE’yle en kötüsü! Öyle değil mi?

Şehitler geliyor her gün, binbaşılar, onbaşılar…





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024