Gül, Kim?
Geçen hafta sonu iki haber dikkatimi çekti.
Birisi bir İngiliz gazetesi; The Guardian’ın haberi.
Diğeri de Dışişleri Bakanımız Gül’ün serzenişi…
İngiliz gazeteleri 19. yüzyıldan bu tarafa ünlüdür.
Onları, sömürgecilik dönemlerinde, üzerinde güneş batmayan imparatorluğun sömürgelerinde insanları açlıkla ölüme mahkum eden politikalarını görmezden gelip, bağımsız ülkelere nasıl hücum ettiklerinden biliriz.
Soğuk kanlı, mağrur İngilizlerin gazeteleri de o nedenle basın ahlakına saygılı ve de bağımsız olmadılar. Olamazlardı.
Sömürge politikalarının sürdürülmesinde propaganda aracı olarak kullanıldılar.
Nereden biliyoruz?
Lord Salisbury, Başbakan Glodston zamanlarından biliyoruz.
Osmanlı-İngiliz belgelerinde Osmanlı-İngiliz diplomatik ilişkilerinden biliyoruz.
Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin nasıl oralarda örgütlendirildiklerinden, Hınçak örgütünün merkezinin İngiltere’ye davet edilip orada nasıl güçlendirildiğinden, gazetelerde uydurma hikayelerle, yalan haberlerle nasıl bir propagandaya alet edildiklerinden biliyoruz.
Avrupa kamuoyunun nasıl Türk-Müslüman düşmanı yapıldığından biliyoruz.
Boşuna değildir Türklere barbar denmesi.
Bir yalan makinesinin, özellikle İngiliz basınının marifetidir.
Ermeni terörü, önce masum Ermeni zenginleri vurdu. Yıldırma, korkutma operasyonuydu.
Belgelerde var! Özellikle İngiliz basını Ermeni zenginlere karşı uygulanan terörü Osmanlı idarecilerinin beceriksizliği olarak yansıttılar. Islahattır diye, asayiş görevlilerinin yetkileri kısılmış, sayıları azaltılmıştı.
PKK Terörünün başladığı yıllarda da benzeri yaşandı.
Ermeni çeteler Osmanlı’da biraz güçlenince askere saldırmaya başladı. Toplu eylemler, baskınlar. Babıali eylemi, Osmanlı Bankası baskını gibi.
Teröristler, Avrupa’ya kaçar, kahraman gibi karşılanır, beyler gibi yaşarlardı.
PKK Terörünün günümüzde olduğu gibi…
Ermeni çete mensupları, katiller yakalandıkça Özellikle İngiliz gazeteleri bir kampanya başlatırdı. Ermeni hakları vesaire… Olmadık haklar verildi. Vilayetlerde ortalama yüzde on azınlık seviyelerinde olmalarına rağmen mahkemelerde, meclislerde yarı yarıya temsil hakkı elde ettiler.
Valiler Ermeni olmalıdır diye dayattılar. Bölge valilerini yabancı devletler atamalıdır. Ademi merkeziyet güçlendirilmelidir.
Günümüzde de yerinden yönetim tartışmaları yapılmıyor mu? Eyaletler sistemi olsun. Bir demedikleri eyalet valilerinin yabancı olması…
İki yüz yıllık bir hikaye bu.
İngiliz gazeteleri bu hikayede baş rol oyuncusu.
Süreç işliyor. Tarih durmadı. 16 Haziran 2007’de İngiliz Guardian gazetesi, Jonathan Steele imzasıylı bir yorumda, "Boğaz boyunca, çirkin rüzgar değirmenlerini andıran yüksek direklerde dev kan kırmızısı bayraklar dalgalanıyor" diye yazmış.
Sana ne?
Neden İngiliz bayraklarının durumunu yazan bir deli çıkmaz bu ülkede?
Çünkü hırsla gözü kararmış, emperyalist amaçlı değildir bu ülkenin politikası.
Bu ülkenin temel politikası “yurtta barış, dünya da barıştır” Atatürk’ten miras.
Yazar yorumunda bir de, “Ordu, ana muhalefet partisi ile işbirliği içinde İslamcıları zayıf ve vatanseverlikten uzak göstermeye çalışıyor olabilir” demiş.
Batı emperyalizmi AKP’yi destekleyeceğim demişti ya… İşte örneği.
Yazar AKP’ye kıyağını da çekiyor. AKP'nin Kürt meselesinden Ermeni sorununa kadar birçok konuda tabuları yıktığını, daha Avrupalı ve küreselleşme yanlısı olduğunu belirtiyor.
Küreselleşme ideolojisi, emperyalizmin yeni adı. Makyajlı hali. Rüküş bir yaşlı kadın gibi…
Osmanlı vezirleri birinci emperyalist saldırıda ne olduğunun farkına varamamışlardı.
Ona rağmen özellikle İngiliz gazetelerinde çıkan yalan yanlış haber ve yorumlara karşı tekzip gönderdiler. Dışişleri Nazırı diplomatik girişimde bulunurdu.
Guardian, bayrağa hakaret, içişlere müdahale ediyor.
Dışişleri Bakanımız Gül başka havalarda.
Cumhurbaşkanı Sayın Sezer’in Anayasa paketiyle ilgili kararını sürenin sonunda göndermesinden şikayetçi. Bu durumu üzücü bulmuş.
Anayasaya aykırı dayatmalar bir fırsatçılık, bir kurnazlık olarak ortaya konmuşsa, kurumlar çalışır, hukuk işler. Çünkü Türkiye hala bir hukuk devleti…
Meclisi toplayacakmış Gül.
“Anayasa mahkemesi, senato gibi hareket etmez” diyerek yüksek yargıya müdahale edeceğine
Dışişleri Bakanı Gül, dışişleriyle ilgilensene.
Görevini yapsana!
Guardian’ın bayrağa hakaretine bir cevap versene.
Sahi, Gül kim!



