Lale Devrini Bilir misiniz? - Eskişehir Haber

Lale Devrini Bilir misiniz?

Lale Devrini Bilir misiniz?
Yayınlama: 20 Haziran 2007 Çarşamba - 1.485
A+
A-

Osmanlı İmparatorluğu 1718’li yıllara geldiğinde yeni bir anlayışla yeni bir dönem başlattı. İstanbul’un her yeri lale bahçeleriyle donatıldı. Edebiyat, sanat, kültürel gelişme diyerek Batı taklitçiliğinin ilk adımları atılıyordu. Eğlence, gösteriş, Batının ürettiği malları tüketmek bir sosyal statü sayılıyordu.

Paris Büyükelçisi Yirmisekiz Mehmet çelebinin oğlu ve İbrahim müteferrika ilk matbaayı bile kurmuştu.

Girişimci, teşvikli gayrimüslimlerin kumaş fabrikası, kağıt fabrikası bile vardı..

Çeşmeler, camiler, Köşkler, saraylar yapılıyordu…

En göze çarpan eser sadabad’dı.

Sadabad’a çıkmak şarkılarda dillendiriliyor, zevk-ü sefa en üst noktalara taşınıyordu.

Bu değirmenin suyu nereden geliyordu?

Sadrazamlar, devletler büyükelçilerine, “kapitülasyonlar her zaman uygulanacaktır. Söz!” diyerek mevcut şaşaanın süreceğini sanıyordu.

Vur patlasın, çal oynasın zamanıydı.

Kapitülasyonların çapı ve de kapsadığı devlet sayısı giderek artacaktı.

Osmanlı alışık olmadığı dış borç sarmalına yavaş yavaş teşvik ediliyordu.

Lale devri, 1730’da Patrona Halil İsyanı ile neticelendi.

Osmanlı’da lale devri on iki yıl sürdü.
Padişahı III. Ahmet Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’ydı.
Lale devriyle birlikte halk zor durumda kalmıştı. Huzursuzluk giderek artıyordu. Osmanlı kalburüstü takımının eğlenceye olağanüstü düşkünlüğü, har vurup harman

savuran saltanat, Patrona Halil isimli bir yeniçerinin öncülüğünde isyana neden oldu. İsyan sonucu III. Ahmet tahttan indirildi, Nevşehirli ve yakınındaki kişiler halledildi.

Batılılaşmaydı oysa Osmanlının amacı. Avrupa’ya gönderilen elçi vekilleri Batılılaşmayı, Batı’yı  taklit etmek olarak görmüşlerdi. Belki de Batılı, bizi taklit et; bizim gibi yaşa demişti.

Ticaret mi, sanayileşmek mi bunlar ufak tefek şeyler, biz en iyisini sizin için yapar

sizin için pazarlarız. Siz yaşamanıza bakınız; gülünüz, eğleniniz; hayat kısa…

Bu gün de, hizmetler sektöründen başka bir sektörle ilgilenmeyiniz demiyorlar mı? Ne

demek hizmetler sektörü? Üniversite mezunlarına asgari ücretinde altında, aldığı eğitimin dışında iş imkânları… Bir süre sonra o da kalmayacak.

Gülelim eğlenelim hayat kısa…

II. Lale devrini de 59. Hükümet döneminde yaşıyor Türkiye.

İstanbul’da ithal edilerek getirilen milyonlarca lale fidanı, İstanbul belediyesinden karşılanan trilyonlarca lira…

Duble yollar, TOKİ konutları… kamu binalarında boya badanaya ayrılan harcıalem harcamalar…

İnsanlar sadabada çıkmıyorlar ama, Laylalar, Reinalar var.

Ekranlarda hemen her türlü çirkinliği sergileyen, özendiren magazin programları var.

Tarımdan uzaklaştırılan köylü, üretimden koparılan işçi yığınlar…

Sıfır gümrükle başka yerlerde üretilerek gelen yedek parçaları birleştiriveren, sadece vida sıkıştıran, sözüm ona, bir yerli sanayimiz var. İhracat rakamlarını yüksek gösteren…

Yüzde yetmişi sıfır stopajla yabancıların eline geçmiş bir borsamız var.

Satılan bankalar, KİT’ler, topraklar, madenler…

Birer istihdam sahasıydı hepsi…

İstihdamda, dışardan gelen dolgun ücretli, küçük beyinli uzmanlar var.

Uzmanlar var, çapsız telkinleriyle, israfı körükleyen, kaynakları yok eden.

Lale devrinin birincisiyle ikincisi arasında ne fark var?

Başkasının aklıyla hareket eden yöneticiler…

Osmanlı’da lale devri anlayışında, Osmanlının okyanuslara yelken açamaması, dünya ticaretinde olamaması önemli değildir. Kapitülasyonlarla yabancılara verilen imtiyazlar da önemli değildir. Sonuçta; Osmanlıda ticaretin el değiştirmesi, dokumanın, dericiliğin, bıçak yapımının, demir işçiliğinin, çiniciliğin ortadan kalkması Avrupa rekabete karşı beceriksizlik olarak yansıtılmıştır. Ne gam! Uygarlığa sadece ve sadece Avrupalı gibi yaşanmakla ulaşılacaktır. Öyle sanılmaktadır.

Metin Aydoğan’ın “Bitmeyen Oyun” kitabında belirtildiğine göre, Amerikan yayılmacılığının kuramını oluşturan Alfred Thayer Manhan 19 yüzyıl sona ererken ABD hükümetine şu öğütleri veriyordu; “tarihi dikkatle okuyunuz, uluslar arası sorunları akıllıca değerlendiriniz. Denizlerdeki gerekli denetimi sağlamakla; ulusal ticaret, ulusal refah ve ulusal büyüme arasındaki açık ilişkiyi değerlendiriniz ve üzerinize düşen rolü uygulamalısınız. Çekinmeyiniz Hıristiyan uygarlığını Doğu Asya’nın şiddetli saldırılarına karşı savunmaya hazırlıklı olunuz. Genişleme politikasını ülke yararına dönük bir biçimde kullanılması ile yalnızca ulusal değil dünya refahının da geliştireceğinin bilincinde olunuz” (S;25)

20. yüzyılın başında Mustafa Kemal, emperyalist yayılmacı oyunu bozdu. “Tam bağımsızlık” kavramıyla tanıştırdı dünyayı.

Neden günümüzde, özellikle Batıdan, Kemalizme olağan üstü hücum var?

Neden yalakalar, 1930’lu yıllar çok gerilerde kaldı derler.

II. lale devri, yaklaşık üç yüz yıl öncesinin bir benzeri değil mi?

Bu yeme içme, eğlenme, boya badana lale devri değil mi?

Üretimden çekilme, dünya ticaretinden silinme, borçlar ve şatafat…

İstanbul’un her yerine dikilen lale fidanları bir simge.

Lale devrine Patrona Halil son vermişti.

İkincisine  22 Temmuz verecek gibi.

Birincisinin sununda devletlerin kışkırtmalarıyla başlayan terör, bitip tükenmeyen isyanlar, savaşlar, toprak kayıpları vardı

            İkincisinin sonunda tarih tekerrür etmemeli.

            Musa’nın çocukları artık gitmeli.





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024