...Okrasi! - Eskişehir Haber

...Okrasi!

...Okrasi!
Yayınlama: 1 Temmuz 2007 Pazar - 1.740
A+
A-

Kökten küreselleşmecilerin dillerinden düşüremedikleri kavram “Demokrasi”

Söz de demokrasi mücadelesi veriyor bunlar.

Demokrasi, ancak daraldığı zaman mücadelesi verilendir. O zaman yapılan mücadeledir ki, en şereflisidir.

Demokrasinin daraldığı zamanlarda, arazi olanlar…

Demokrasinin o sonsuz hoşgörüsüne sığınarak, şimdi demokrasinin koruma kalkanlarına vuruyorlar.

Demokrasi, ancak devletin varlığıyla, vardır.

Devletler, kurumlarıyla vardır. Kurumlar tahrip edilirse, horlanırsa, hırpalanırsa…

Devlet ceberuttur, diye ortadan kaldırılırsa, ne millet kalır, ne demokrasi kalır ne insan hakları.

Demokrasi, demokrasi diyenlere bir bakın bunlar, “…Okrasici.”

Hayal gücümüzü kullanalım “…” ları kendimize göre tamamlayalım.

Talanokrasi, vurgunokrasi, kapkaçokrasi, çalmakrosi, çırpmokrasi, tacizokrasi…

Talana, vurguna, soyguna, kapkaça, tacize özgürlük yok mu?

Geçen gün bir olaya tanık oldum; kalabalık bir caddede bir yaşlı sapık, genç kızlara elle tacizde bulundu. Esnaf tepki gösterdi. Adama bir iki de fiske vurdu. Devreye polis girdi. Ağız dalaşı… Tacizci haklı! Polis çaresiz. Konu mahkemeye intikal etse, fiske vuran gençler, şiddet uyguladı diye yargılanacaklar. İnsan hakları…

Kayırmaokrasi…

Kadrolar, liyakatsiz, beceriksiz, bilgisiz yandaşlarla doldurulmadı mı?

Kandırmaokrasi, aldatmaokrasi…

Medyada olup bitenler, yazılıp çizilenler, reklamlarla tüketime yönlendirilen insanlar.

Bir değerli yazar; Bekir Coşkun diyor ki; “halkı yanılttık!”

“Benim kuşağımın, şu an medyayı yöneten irili ufaklı editörlerin, genel yayın yönetmenlerinin, yazarlarının, tümümüzün aslında bir kenara çekilip gitmemiz gerektiğini düşünüyorum. Türk toplumuna çok büyük kötülük ettik, yanılttık Türk toplumunu...”

Bir değerli yazardan önemli bir özeleştiridir bu.

Kandırmanın özgürlüğü olamaz.

Özgür medya, sadece kandırmada özgür…
Sanki böyle bir görevi var.

Bir de düşünüyorum; doğru dürüst yazsa, başına ne gelir?

O halde!

Kendi çözümümü şöyle buldum; gazete almıyor, televizyon izlemiyorum.

İnternet bakıyorum.

İnternetten haberleri takip ediyorum
Kandırmokrasiden, aldatmokrasiden kendimi korumaya çalışıyorum.

İnançokrasi…

Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan ülkede, on binlerce merdiven altı kilise, boyunlarında haç işareti taşıyan, yüz dolara kandırılan gençler…

Sömürüokrasi

Emperyalizm inancı çok kötü şekilde kullanıyor. Misyonerler Asya’yı Hıristiyanlaştırma seferberliğine girişmişler, hedef Türkiye.

İkinci bin yılda Afrika’yı Hıristiyanlaştırdılar, Afrika’da açlıktan, hastalıktan ölen milyonlar var.

Borçlanmokrasi

Cumhuriyet tarihi boyunca yapılmış borcu dört buçuk yılda ikiye katlayan, bunu itibar meselesi sayan bir aciz iktidar var.

Kömürokrasi

Zonguldak limanına Ukrayna’dan ithal kömür getiren bir gemi var. Gemiler dolusu ithal kömür, Zonguldak madenlerinde işlerine son verilen işçiler, düşen üretim. Yazın ortasında fakir fukaraya dağıtılan yarım ton kömür, Kuran’a el bastırılıp bize oy vereceksin diyen bir … zihniyet.

Paketokrası

Un, pirinç, şeker, çay, margarin… Bir küçük ricamız var! Oyunuzu bize verin!

Böyle böyle sağlanan oyların neresi demokrasi?

Ahaliyi yoksul bırakıp, muhtaç bırakıp, sadakayla iradesini, vicdanını satın almak…

Demokrasi mi?

İktidarda, bildiğini okumak, ahaliyi kaderiyle baş başa bırakıp, ülke kaynaklarını uluslar arası sermayeye peşkeş çekmek demokrasi mi?

Ahalinin % 70’i, 80’i, AB’nin iyi niyetli olmadığını görmüşken, AB’yde ısrar etmenin neresi demokrasi?

İşte tüm bunlar “… okrasi”

Güya demokrasi!

Yeni küresel demokrasi!

Yeni dünya düzeni!

Hep yeni diye sunuluyor. Bu sömürü düzeni, Roma’dan, Moğol’dan, Timur’dan, üzerinde güneş batmayan ülkeden bu yana var. Neresi yeni?

Yeniye alışmak zor!





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024