Resmi İdeoloji - Eskişehir Haber

Resmi İdeoloji

Resmi İdeoloji
Yayınlama: 27 Ağustos 2007 Pazartesi - 1.274
A+
A-

 

 

Küreselleşmecilerin sözcüleri, “ideoloji mi kaldı? Sovyetlerin dağılmasından itibaren ideolojilerde tarihin çöplüğünde yerini aldı” demekteler.

İdeolojiye farklı anlamlar yükleyerek.

İdeoloji en basit en anlaşılır tarifiyle “düşünce bilimi” demek.

Bu basit tanımdan yola çıkarsak ve de söylenenlere bakarsak, acaba düşüncenin ortadan kaldırılmasına dönük bir çaba mı var sorusu akla geliyor.

Ayrıca, İdeoloji ortadan kalktı diyenler, kendileri ideolojik davranmıyorlar mı?

Dünyaya tek tip bir ideoloji dayatılarak, insanlara siz düşünmeyin sizin yerinize zaten biz düşünüyoruz denmek mi isteniyor?

Tek tip bir resmi dünya ideolojisi mi yaratılmak isteniyor? Yeni liberalizm, yeni demokrasi… Böyle bir şey olabilir mi? Düşünce karşı düşünceyi üretir.

Küreselleşmenin sözcüleri, Atatürkçülük mü kaldı, resmi ideolojiydi, otoriterdi, totaliterdi… Varsa yoksa yeni demokrasi diyorlar.

Resmi ideolojiyi anlamak, kavramak gerekse, bunu sadece Atatürk ilke ve inkılaplarıyla sınırlamamak gerek.

Her  resmi ideoloji, yeni kavramlar üreterek, kavramların anlamları başkalaştırarak, başta milli eğitim olmak üzere kültür kurumları, her türlü propaganda vasıtaları ile sistemli olarak topluma dayatılan ya da empoze edilmeye çalışılan, kurumsallaşan bir yapıya bürünüyorsa…

Buradan hareketle her devletin kendi resmi ideolojisi olması ve bunun doğal karşılanması gerekir.

Basitçe yönetenlerin düşünce sistemi…

ABD, Fransız, Çin, Rus, İran… Türk resmi ideolojileri.

Dünyaya dayatılan ise yeni liberalizm, bir Amerikan resmi ideolojisi; küreselleşme paketi içinde sunuluyor. Başarılı olabilir mi? Küreselleşmenin önünde durulmaz diyorlar. Doğru değil!

Dünyaya yeni düzen olarak sunulan bu yeni ABD resmi ideolojisi, aslında dünyada yaratılan yeni bir düzensizliktir.

Olup bitenler ise bir resmi ideolojiler kavgası mı? Ya da emperyalist bir saldırımı?

 Atatürk ilke ve devrimlerine karşı yapılan hücumun temelinde yatan; yoksa onun yerine getirilmek istenen yeni Amerikan resmi ideolojisi midir?

Deniyor ki, “devlet; kutsal değildir, ulusalcılık; devri geçmiştir…”

Yaşadığımız, sanki tarihsel bir fasit daire…

Yeniden başa dönüyoruz.

XIII. yüzyıl Moğol istilası Selçuklu devletinin ortadan kalkması.

Osmanlı beyliğinin Anadolu’da birliği sağlaması XIV. yüzyıl

 XV. yüzyıl başı, Yıldırım Beyazıt ordularının Timur’a yenilmesi ve on yıldan fazla süren Fetret Devri.

Bu tarihsel süreçten alınan dersle Osmanlının “kutsal devlet” temelli resmi ideolojisi… Kendi çocuklarını bile feda edebilen bir ideoloji.

Ve XIX yüzyıl; Şerif Mardin’in “Tanzimat’tan sonra aşırı batılılaşma” olarak kavramlaştırdığı süreç: dış destekli Ermeni ayaklanış hareketleri başladığında, Osmanlı resmi ideolojisi artık Tanzimat ve ıslahat fermanlarıyla ve dış dayatmayla ortaya çıkan Batı modernleşmesi idi.

Dışarıdan dayatılan ve resmi ideoloji haline gelen bu düşünce ve zihniyet Osmanlı devletin çökmesiyle nihayet bulmuştu.

Tazimatın Batı modernleşmesi dayatmacı değil miydi?

Tanzimat dönemi dayatmaları emperyalist işgali kolaylaştıracak reformlar niteliğine bürünmüştü.

İngiliz Başbakan Lloyd 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalanması sırasında “Türkler savaştan başka bir şey bilmeyen Amerikan yerlilerine benziyor. Onların Anadolu’yu tamamen boşaltmaları gerekir” demişti.

Milli mücadele ile Mustafa Kemal emperyalist devletleri yeni barış antlaşması yapmaya mecbur etti.

Aynı Lloyd George istifa ederken, Mustafa Kemal’i yüzyılın dahisi olarak ilan edecekti.

Hintli Müslüman tarihçi M. Sadık, “ Türk bağımsızlık hareketine Hintliler o kadar tabi ve içten bir ilgi gösterdiler ve bu ilgi Hindistan’da gerek aydınlar gerek halk arasında o kadar açık ve güçlü bir şekilde ifadesini buldu ki bu iki hareket bir kader birliği gibi bir birine bağlı görünüyordu” demişti.

Her ülkenin resmi ideolojisi vardır. Resmi ideoloji, Sovyet Rusya’da ve Nazi Almanya’sında karakter itibarıyla totaliter olurken diğerlerinde otoriterdir. Hatta Atatürk döneminde olduğu gibi demokratiktir. ABD eksenli Neo-Liberal dayatma; 1950’den bu yana Türkiye resmi ideolojisini törpüleyerek, eğeleyerek, bu gün bir kırılmanın eşiğine getirmiştir.

Büyük ölçüde siyasetiyle, basınıyla, burjuvazisiyle ABD’den ithal Resmi ideoloji benimsettirilmek istenmektedir. Bu konuda hayli mesafe kaydettikleri de görülmektedir.

Türkiye’ye biçilen elbise “Neo-Liberal ılımlı İslam Cumhuriyeti” resmi ideolojisidir.

Yüz bir pare top atışıyla Türkiye’nin yeni resmi ideolojisi ilan edilecekmiş gibi görünmektedir.

Nur topu gibi yeni bir resmi ideoloji; demokratik mi, otoriter mi, totaliter mi olacak, hep birlikte göreceğiz.

Mahir Öztürk

 

 

 

 

 

 

 

 

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024