Ekonomik Kabiliyetimiz: Krizde Çözüm Önerileri - Eskişehir Haber

Ekonomik Kabiliyetimiz: Krizde Çözüm Önerileri

Ekonomik Kabiliyetimiz: Krizde Çözüm Önerileri
Yayınlama: 20 Mart 2009 Cuma - 4.202
A+
A-

Türkiye Ekonomisi’nin liberal bir ekonomiye geçtiği seksenli yıllardan bu yana yaşadığı krizleri incelersek yedi temel sebebe ayırabiliriz:

1. Ekonominin ağırlıklı olarak ihracata dayalı bir yapıya dönüşmesi,

2. Bölgesel kalkınma planlarının ihmal edilmesi,

3. Yüksek kamu borçları,

4. Yanlış para politikaları,

5. Kayıt dışı ekonominin önüne geçilememesi,

6. Yolsuzlukla mücadelede atıl kalınması,

7. Finans piyasalarını düzenlemede geç kalınması.

Yaşadığımız son ekonomik krize kadar, elbette Türkiye Ekonomisi’nin makro ve mikro ekonomik kabiliyeti artarken her krizin ardından hayata geçirilen yapısal ve mali düzenlemeler ile krizlere direnci de arttı. Ancak 2008 yılı son çeyreği ile birlikte gördük ki, ne ekonomik birimlerimiz ne de ekonominin yöneticileri daha büyük ekonomik krizlerin üstesinden gelmekte yeterli kalıyor. Oysa Cumhuriyet’in temellerini atan sosyal ve ekonomik dinamiklerimiz çok daha fazlasını yapacak güçte.

Ancak çözüm önerileri sadece yaşadığımız son kriz ile sınırlı olmamalı. Aksine sıkça dile getirilen ve geniş halk kitleleri tarafından dahi bilinen ekonomik zayıflıklarımız uzun vadede yeni krizleri yaratmayacak şekilde çözümlenmeye çalışılmalı. Öncelikle alınacak önlemleri şu dört amaca hizmet etmeli:

1. Firmaların mali yapısının güçlendirilmesi: Firmaların mali yapılarının güçlendirilmesi iki olumlu sonucu yaratacaktır. Birincisi şirketlerin ticari faaliyetlerine devam edebilmesi için mali rahatlık sağlayacaktır. İkincisi ise bankaların kredi verirken özellikle dikkat ettiği bilanço yapıları ve firma kredi dereceleri olumlu yönde düzelerek ticari hayatımıza bankalardan daha fazla fonun aktarılmasını sağlayacaktır.

2. Bireysel kredilerin yapılandırılması: Kredi kartı sınırında olan veya tüketim kredileri artan vatandaşların kredi borçları yapılandırılarak daralan tüketim tekrar hızlandırılacaktır.

3. Devletin yeni yatırımları gerçekleştirmesi veya desteklemesi: Son altı ayda Türkiye mali piyasalarından yüksek miktarda fon dışarı çıktığı gibi sermaye biriktiren firmalarımız da mevcut tasarruflarını krizle birlikte artan finansal ve ticari borçlarını kapatarak eritmişler hatta krize likid girebilmek için ve finansal belirsizlikten kaçınmak için yatırımlarını dahi ertelemişlerdir. Bu sebeple devletin yeni KİT ler yaratması veya yarım kalmış yatırımların bitirilebilmesi için ucuz kredi olanakları sağlaması gerekmektedir.

4. Teşviklerin sağlanması: Devletin yurtiçi yatırımları ve yurtdışından gelebilecek doğrudan yatırımları çekebilmek için yeni teşvik paketleri hazırlamalıdır.

İşsizliği azaltacak ve mali krizin yaralarını saracak önlem paketleri yukarıda belirtilen dört amaca hizmet etmeli. Bunları gerçekleştirebilmek için devletin gerçekleştirmesi gereken önlem paketlerini ise şöyle sıralayayabiliriz:

Merkez Bankası Swap Anlaşmaları: Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, krizin en başından beri yapması gerektiği ve halen yapılması bile düşünülmeyen swap anlaşmalarını gerçekleştirmeli. Ticaretimizin yoğun olduğu ABD, Avrupa, İngiltere ve Japonya merkez bankaları ile swap anlaşmaları yapılarak hem TCMB’nin hem de ticari firmaların kur riski azaltılmalı.

Sabit Kur Rejimine Geçilmeli: Bugün hem yurt dışında hem de yurt içinde mali krizin ardından yaşanan bir güven krizinin içine girilmiştir. Mali piyasalarda güven bunalımı o kadar derindir ki en sonunda tüm mali aktörler krize dayanak olarak yine krizin çıkış noktası olan dolara dayanmak zorunda kalmışlardır. Şüphesiz bunda hem AB hem de Japonya’nın krizde aktif rol oynayamamaları sebep olmuştur. Türkiye’de ise hem ithalatçı hem de ihracatçı için en büyük soru işareti dolar ve avro kurlarının yıl sonunda ne olacağıdır. Bir yıl süre ile dolar ve avro kurlarının sabitlenmesi piyasalardaki güvensizliği kırmakta büyük bir rol oynayacaktır.

Barter Sistemi’nin Yayınlaştırılması: Ticaret Kanunu’na tabî olan Barter Sistemi’nin yaygınlaştırılması mevcut stokların eritilmesini sağlayacak ve krize stok fazlası ile yakalanan firmaları rahatlatacaktır.

Uzun Vadeli Borçlanma Faiz Oranlarının Düşürülmesi: Geldiğimiz noktada yatırımların önündeki en büyük engellerden biri mali güvensizlik ise ikincisi de yeni yatırımların yaratacağı maliyetlerdir. Bunun için yatırım yapacak firmaların maliyetlerini azaltabilmek ve finansal piyasalarda güveni tedarik edebilmek için Merkez Bankası tarafından uzun vadeli borçlanma faiz oranları düşürülmelidir.

Merkez Bankası Munzamları ile Fon Oluşturulması: Merkez Bankası bankaların mevduatları üzerinden aldığı munzamları üç ay süre ile erteleyip bu paranın bilançosu olumlu olan ticari firmaların kısa vadeli kredilerinin bir kısmına 1 yıl geri ödemesiz 3 yıl vadeli kredilerle kapatılmasını sağlayabilir.

Türkiye Yatırım Ortaklığı: Türkiye’de ticaretin ve sanayinin içinde yer alan firmaların birikimlerinin azalması yeni yatırımların önündeki en büyük engel olarak görünmektedir. Ayrıca firmalar üzerindeki kısa vadeli borç yükü de ekonomide yeni kaynaklar yaratılmasını engellemektedir. Bunun için devletin kendi kaynaklarını kullanarak kuracağı bir yatırım ortaklığı şirketi ile yatırımların devamını sağlayabilir. Bunun için yine bankalardan aldığı munzamlarda TL ve USD de ikişier puanlık bir kısmının bu fona aktarılması ile 3-4 mia dolarlık bir fon oluşturulabilir. Kurulacak bu yatırım ortaklığı firması öncelikle şu yatırımları gerçekleştirmelidir:

1. Devam eden veya fizibilitesi yapılmış projelere uzun vadeli kredilerle destek olmak,

2. Yüksek sayıda istihdam sağlayan firmaların kısa vadeli borçlarının uzun vadeye yayılması için fon ayırmak,

3. Ülkemizde yeni bir demiryolu atağı başlatarak kurulacak yeni demiryolu hatları ile ticari malların navlun bedellerinin düşürülmesini sağlamak, yerli lokomatif ve vagon fabrikaları ve ray üretimi ile demir-çelik ve alüminyum sektörünü canlandırmak, yolcu taşımacılığı ile sosyal ve kültürel bağların güçlenmesini sağlamak,

4. Türkiye Yatırım Ortaklığı’nın sağlayacağı fonlarla Tarım Kredi Kooperatifleri’ni köylümüzün tarım mamüllerini satışında tek yetkili kılarak mahsüllerin aracı şirketlere ucuza gitmesini önlemek ve sağlanan fonlarla tarımda verimi arttırmak.

5. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da TOKİ ile birlikte kentsel dönüşüm projelerinin yaratılıp ödemelerin mortgage sistemi yerine kooperatif aidatları şeklinde gerçekleştirilmesi,

6. Türkiye’de piyasaları daralan madencilik, hayvancılık, tarım ve tekstil sektörlerinde kısa zamanda yeni KİTler yaratılarak hisseleri başta tedarikçiler olmak üzere halka devredilmeli.

Tüm bu önlem paketlerinin haricinde devletimiz Finans-Perakende-İnşaat sektörlerini dış ticarette etkin bir şekilde kullanarak gelişen piyasalarda yeni ticaret alanları yaratmalı. Kuzey Afrika, Balkanlar, Rusya, Kafkasya, Ortadoğu gibi bölgelerde TOKİ’nin de desteği ile perakende firmalarımıza yeni ticaret alanları inşaa edilmeli ve özellikle bu bölgelerde Türk Bankacılık sisteminin yerleşmesi destek olunmalıdır. Böylece ihracatımızda yurtdışında kendi talebimizi yaratmış oluruz.

Ertürk Demirel
erturkdemirel@yahoo.com

www.erturkdemirel.blogspot.com





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2024