Çankaya’ya Gül Dikilecek - Eskişehir Haber

Çankaya’ya Gül Dikilecek

Çankaya’ya Gül Dikilecek
Yayınlama: 28 Ağustos 2007 Salı - 1.333
A+
A-

 

 

Bir Gül fidanıdır, belirlendi.

Özenle seçildi, boğumları, düğümleri, dikenleri tek tek gözden geçirildi.

Denendi, dendi ki işe yarar.

Çankaya’da bir manzaradır, belirlendi.

Toprağı hazırlandı, gübresi, suyu tamam.

Fidan dikildi mi; 101 pare top atışıyla kutlanacak.

Osmanlıda şehzadeler, sultan olduklarında 101 pare top atışıyla karşılanırdı.

Ondan önce ise şehzadeler cülus dağıtırlardı.

O nedenle midir bilinmez, memur maaş artışındaki görüşmeler merakla bekleniyor.

Her neyse, konuyu dağıtmayalım, biz yine fidana dönelim.

Gül fidanının dokuz maddelik bir özelliği var. Gizli damgalı bu özellikler değişimin başlıca göstergesi.

Gül fidanı 95’lerde bir yabani tohumdu.

Gül bebek, milli görüş gömleği sırtında neler diyordu, neler?

Sırtında gömlek, “Hıristiyan kulübü” diyordu…

İngiltere’de, İngiliz istihbarat ajanları, misyonerler yetiştiren bir üniversitenin bahçesine bu Gül tohumu ekildi, yetişen bir Gül fidanıydı. Artık o, aşılı, bir kültür fidanı olmuştu.

Fidan el bebek, Gül bebek saklandı. “Bu nadir bir fidandır” iyi bakın dendi.

Baktık, bakıştırdık; Neticenin alınmasını da Bahçeli’ye yakıştırdık.

Bir erken seçim ilanıyla şaşırtan Bahçeli, bir erken “katılacaz” kararıyla yine şaşırtmıştı. Belirsizlikleri ortadan kaldıran Bahçeli, sorunların da aşılmasında baş rollerdeydi.

Çankaya’ya Gül ve dikenler artık Bahçeli’den.

Siyasetteki bu şaşırtmalar, demokratiktir diye yapılan dayatmalar neyin nesidir?

Bir bilinç kayması, bir akıl tutulması mıdır?

Aydın aymazlığı mı?

Koç üniversitesinden Prof Dr. Fuat Keyman’a bir makalesinden örnek verelim, “1990’lı yıllar Türkiye’de siyasi aktörlerle devlet aktörleri arasındaki alanın iyice daraldığı demokratikleşme ve ekonomik sorunların istikrar ve güvenlik adına ikinci plana atıldığı yıllar oldu. Fakat ortaya çıkan, istikrar değil giderek artan ve toplumsal yaşamın her alanında hissedilen istikrarsızlıktı” diyor.

On yedi yıldır demokratikleşme göz boyamasıyla yapılanlara bakalım; karın doyurucu, güven sağlayıcı, istikrar adına en var?

Varsa yoksa çok uluslu şirket karları.

Dış dayatmalar…

Oysa yapılanların tümü demokratikleşme adına değil miydi?

Irak’a bombalar yağarken demokrasi getirmiyorlar mıydı?

Bir milyonun üzerinde insan öldü, demokrasi, demokratikleşme adına.

Keyman, siyaset aktörlerinin alanının ne kadar genişlediğiyle ve devlet aktörlerinin alanının daralmasıyla örtüştürüyor rejimin demokratikleştiğini.

Devlete hükmeden, bir bakıma siyaset aktörleri değil mi? Devletin alanı daraldıkça, siyasetin de alanı daralmıyor mu? Devletin daraltılan alanlarını çok uluslu şirketler doldurmuyor mu? Çok uluslu şirketlerin uygun gördüğü demokratikleşme, bir hokus pokus demokrasisinden öte nedir?

Demokratikleşme diye yutturuluyor işte.

Günümüz dünyasında en önemli kavram; güvenlik değil mi?

İş güvenliği, aş güvenliği, can güvenliği, gelecek güvenliği, ülke güvenliği…

Güvenlik, ekonomi, siyaset, başkalarında devredilebilir mi?

Demokratikleşme paketi içinde güvenlik de ekonomi de siyaset de başkalarına devredilmiş görünüyor.

Keyman, “Karşımızda hala 1990’lı yılların siyaset anlayışının sürdürerek toplumdan kopuk bir söylemle, devlet-merkezci siyaset anlayışının güvenlik söyleminin sözcülüğünü yapmayı tercih eden bir parti var” diyor

1990’lı yılları örnek gösteriyor Keyman. “Ceberut devlet” kavramıyla birlikte “devleti küçültmek gerekir” sözlerinin yaygın olarak kullanıldığı o yılları nasıl da eleştiriyor. Gümrük Birliğine girişi, özelleştirme kararlarını dile getirmiyor.

1980’den hiç söz etmiyor, hani şu “bizim çocuklar” konusunu.

Kafa karışıklığı, kavram kargaşalığı…

1950’den beri Türkiye adım adım yarı sömürge haline nasıl getirildi?

Batılılaşma dendi, modernleşmeyle uyutuldu, şimdi demokratikleşmeyle uyuşturuluyoruz.

Sahi, nedir demokratikleşme?

Bize yararı nedir?

Demokratikleşme Çankaya’ya dikilecek Gül müdür?

Çankaya’nın (?) rakımlı tepesinde toprağı, gübresi, suyu tamam; Gül fidanı dikenleriyle birlikte dikilmeye hazır.

Gözümüz aydın; bir kere, bir kere bir kere daha demokratikleşiyoruz.

Kaygılarımızla…

Mahir Öztürk





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024