30 Ağustos Zafer Bayramı ve Genelkurmay’ın Mesajı
85 yıl öncesi, “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri” komutunun verildiği günün yıldönümüdür.
Bu komutla birlikte başlayan muharebeler, 30 Ağustos’ta işgalci düşmana karşı kesin zaferle sonuçlanmış, çok değil, on gün sonra denize ulaşılmıştır.
30 Ağustos, bağımsızlığın, onurun, barışın bayramıdır.
30 Ağustos sonrası, saldırgan sömürgeci devletler, Türk ulusunun haklı ve onurlu direnişi karşısında gerilemek zorunda kalmıştır.
Toplarıyla tüfekleriyle, yakarak yıkarak gelmişler, toplarını tüfeklerini bırakarak ve yine yakarak, yıkarak gitmişlerdi.
Bu emperyalist devletler, yakıp yıkarken “size uygarlığı getiriyoruz” diyordu.
Şimdi “demokrasiyi getiriyoruz” diyor.
Emperyalizm; iki yüzlü, haydut!
Uygarlığı getirmediği gibi, demokrasiyi de getirmiyor.
Yakıyor, yıkıyor, bombalıyor.
Yeni bir emperyalist saldırıyla karşı karşıya dünya…
Yeni bir hesaplaşma, yeni sınırların çizilmesi, yeni yeni devletler icat edilmesi sürecidir.
Zayıflatılmış devletçikler yaratılarak, boyunduruk vurularak, beşeri ve doğal kaynakları rahat rahat sömürülecek devletçikler.
Türkiye ise hedef tahtasının on ikisini gösteriyor gibi.
Manzara kurşuni!
Tam bu manzaranın ortasında haber kanalları, “Genelkurmay 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajını alışılmadık biçimde iki gün önce yaptı” biçiminde veriyor.
Gazeteler ise, “Genelkurmay dükkan açtı” şeklinde.
Genelkurmay doğru mu söylüyor, yanlış mı hiç tartışılmıyor.
Bana göre son derece doğru tespitler ve uyarılar. Kimilerine göre ise yanlış olabilir. Yanlış bulanlar bunu tartışmıyor, “niye açıklama yapıyor” diyor.
Sanki doğruları televizyonlarda, gazetelerde duyuracak, doğruları savunacak bilim adamlarına, entelektüellere yer var mı?
Emperyalist devletlerin söylemlerini tekrar etmekten öte bir sözü olmayan yerli küreselleşme ideolojisinin sözcüleri.
Egemen ideoloji dayatılıyor. Karşı düşünceye ise sansür…
Genelkurmay’ın açıklamalarından rahatsız oluyorlar hem içeride, hem dışarıda.
Ne vardı Genelkurmay’ın açıklamasında; anımsayalım.
Bağımsızlık vurgusu var!
İşgale karşı zaferle taçlanan onurlu mücadele!
Ulusal birlik beraberlik!
Cesaret, kararlılık, kahramanlık!
Atatürk ilke ve devrimleri ve onun demokratik niteliğine vurgu var.
Atatürk’ün mücadelesi dışarıya karşı bağımsızlığı, içeride de ulusal egemenliği amaçlamıştır.
Bilime ve akla dayanan Atatürkçü Düşünce Sistemini kavrayamamış bir takım kötü niyetliler…
Sinsi planlarını ortaya koyuyorlar!.
Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırıyorlar!
“Atatürk milliyetçiliği ve laiklik, bilim ve aklın parlak ışığı ile bütün bu karanlık güçleri boğarak bizi aydınlık bir geleceğe ulaştıracaktır” diyordu.
Türk Silahlı Kuvvetleri… “Türkiye Cumhuriyeti'ni koruyup kollama görevini Atatürkçü Düşünce Sisteminin rehberliğinde gerçekleştirirken kararlı duruşundan asla taviz vermeyecektir.”
Ve Mustafa Kemal Atatürk'ün: “Cumhuriyeti kuranlar, onu korumaya da muktedir olmalıdırlar.” özdeyişi daima rehberimiz olacak ve bize güç verecektir.
Genelkurmayın bildirisindeki tespit edebildiğim önemli vurgular böyle.
Bu vurgular nedendir?
Emperyalist saldırıyı def eden Türk Silahlı Kuvvetlerine neden bu kadar yoğun saldırı yapılmaktadır?
“Medeniyetler çatışması” ile kavramsallaştırılan bir Haçlı Seferi’dir yaşanan.
Açıklamayı iki gün önce yapsa da, dükkan kapasa da, açsa da…
Türk silahlı kuvvetlerine sahip çıkmalıyız. Güvenmeliyiz, Saygı göstermeliyiz.
Türk silahlı Kuvvetlerine kem söz söyleyenler iyi niyetli değil.
İngiliz Muhipler Cemiyetinden onlar.
Mahir Öztürk



