60. Hükümet Programı (1) - Eskişehir Haber

60. Hükümet Programı (1)

60. Hükümet Programı (1)
Yayınlama: 4 Eylül 2007 Salı - 1.103
A+
A-

 

Hükümet programları çok önemlidir. Programları her aydın vatandaş, kurum, kitle örgütleri ve siyasi partiler satır satır inceleyip görüşlerini açıklamak durumundadır.

Çünkü bir ülkenin yurttaşlarına nasıl bir istikbal hazırlandığının izlerine orada rastlanır. Hükümetin uygulamalarıyla, kamuoyuna deklere ettikleri o programla karşılaştırılarak değerlendirme ya da eleştiri yapılabilir.

Malum basınımız övgüden başka sözcük bilmiyor.

Çoğu kitle örgütleri, sendikalar… Benzerleri,  benimsedikleri AB siyasetiyle, projeleriyle destekleriyle fonlanmış kurumlar eleştirmiyorlar. Dayatılan bir İdeolojidir, belli. Türkiye AB için iyi pazar, sürmeli.

Onlarda eleştiriden uzaklar.

CHP’den Kılıçdaroğlunun eleştirisi gözüme çarptı; “Hükümetin önümüzdeki beş yıl için ortaya koyduğu ciddi bir iddia yok” diyor.

Yasak savan bir eleştiri.

Oysa beş yıl için ortaya koydukları program çok ciddi ve bana Türkiye’yi yarı sömürge durumundan tam sömürgeliğe terfi ettirecek türden.

Aynı ciddiyette eleştirilmesi gerekirdi.

Muhalefet; irili ufaklı, onlarda sessiz!

60. hükümetin programı bir hamaset tümcesiyle başlıyor; “İnanıyorum ki, bu dönemin sonunda Türkiye bugünkünden çok daha ileri kazanımlar elde etmiş, gücüne güç katmış, refahı ve adaleti yaygınlaştırmış ve her alanda dünyadaki saygınlığını artırmış bir ülke olacaktır.”

Doğru değil! 1950’den bu yana, özelikle son beş yıl Türkiye kazanmamış, kaybetmiştir. Refah ve adalet yaygınlaşmamış, gelir dağılımı her geçen yıl bozulmuştur. Dışarıdan Türkiye, saygın değil korkulan bir ülke olarak anılmaktadır.

Programda; “ Ülkemizde seçimlerin % 84 düzeyinde bir katılım oranı ile huzur ve güven içinde geçmiş olmasından, sonuçların doğru ve hızlı biçimde açıklanmış” olduğu belirtilmektedir.

Sonuçların doğruluğu konusunda kuşku dolu haberler yayılmakta, sandık sandık sonuçlar hala açıklanmış değildir. Neden?

Programda; “Herkesin geleceğe güvenle baktığı, demokrasimizin güçlendiği, Cumhuriyetimizin tüm kazanımlarının kökleştiği ve ülkemizin itibarının arttığı bir dönem yaşanmıştır” denmektedir.

Doğru değil; Demokrasi araç mıdır, amaç mıdır? Demokrasi nedir? İçine neler dolduruldu. Irak modeli demokrasi arzulanır mı? “Cumhuriyet kazanımlarından” cümlesinden ne anlaşılıyor belli değil, yeni laiklik tanımları filan. Ülkemizin itibarının arttığı ise tümden doğru değil. Çuval hadisesi, süpürmeyin hadisesi unutulacak gibi değil.

Programda; “Avrupa Birliği hedefi, ülkemizin demokrasi, temel hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü gibi konularda evrensel standartlara yaklaşmasına yardımcı olmaktadır” ifadesine yer verilmiştir.

AB hedefinden ziyade, AB’nin hedefi nedir? Dayatmalar, çifte standartlar neyin nesidir? Türkiye’ye bakış, Avrupa kamuoyu oluşturmada yaratılan Türkiye imajı. Avrupa’yı bir samimiyet teste tabi tutulmak gerekmez mi? 

Avrupa merkezli ideolojinin, demokrasi, insan hakları ve özgürlük söylemleri, aslında kendisinin sömürgelerdeki insan hakkı ihlali, hukuksuzluğunun gözlerden ırak tutulması propagandası değil midir?

Akıl süzgecinden geçirilmeden, ulusal çıkarlar geri plana atılarak körü körüne AB’cilik, sömürgeci politikalara kurban olmak anlamına gelmez mi?

Olsun almasalar bile AB’ciyiz diyenler var!

Programda; “Türkiye Cumhuriyeti, ‘demokratik’, ‘laik’ ve ‘sosyal’ bir ‘hukuk devleti’dir. Anayasamızın değişmez hükümleri ile belirlenmiş olan bu nitelikler bir bütündür ve ‘Cumhuriyetimizin temel değerleri’dir” vurgusu var.

İşte bu vurgunun her Türk vatandaşı sıkı sıkıya takipçisi olmalıdır. Kavramların anlamlarını başkalaştırarak değil, orijinal anlamıyla sahip çıkılmalıdır. Çünkü Yeni Dünya Düzeni ideolojisi, kavramların anlamlarını değiştirmede pek hünerlidir.

Nitekim programda takip eden tümcede, “ülkemiz sivil bir uzlaşma anayasasını hak etmektedir” ifadesi yer almıştır.

Sivil anayasa ne demek?

Anayasayı hazırlamak üzere seçilmiş olanlar, Yeni Dünya Düzeni ideolojisine kendini kaptırmış profesör unvanlılar.

Devletin uymak zorunda olduğu temel yasanın özünde Türk toplumu mu olacak yoksa çok uluslu şirketlerin menfaatleri mi?

Yakında sivil anayasayı öğreneceğiz.

(Devam edecek)

Mahir Öztürk





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024