60. Hükümet Programı (3) - Eskişehir Haber

60. Hükümet Programı (3)

60. Hükümet Programı (3)
Yayınlama: 6 Eylül 2007 Perşembe - 1.368
A+
A-

 

Hükümet programında, “Yıllarca ihmale maruz kalan Doğu ve Güneydoğu bölgelerimiz başta olmak üzere ülke genelinde eğitim, sağlık, adalet, yol, içme suyu gibi alanlarda başlattığımız hizmet seferberliğimize devam edeceğiz” denilmektedir.

Doğu ve Güneydoğu bölgemiz yıllarca ihmal falan edilmemiştir. İhmal; doğru bir karşılık değil. Yıllarca Türkiye’nin bütün kaynakları oraya akmıştır. Ne var ki akan kaynaklar Doğu’yu değil, aşiret reislerini, şıhları, şeyhleri ihya etmiştir. Yarı feodal yapının üzerine hiçbir hükümet gidememiş, popülizm galebe çalmış, eğitim, yatırım, alt yapı çalışmaları, çiftlik kredileri beklenen sonucu vermemiştir. Güneydoğu’nun Doğu’nun ahalisi işsizdir, topraksızdır, yoksuldur. Doğunun feodal beyleri ise Türkiye’nin en zenginlerindendir. Öyle anlaşılıyor ki yeni hükümet programıyla da  geçmiş hükümetlerin izlediği yol takip edilecektir. Doğu’nun beylerinin cebine kaynak aktarmaya devam.

Programda belirtilen, “Verimsiz koalisyon yapıları ile geçen 1990’lı yıllar, ülkemizin ‘kayıp yılları’ olmuştur”  ifadesi ayrı bir haksız değerlendirme ifadesidir. 1980’li yılların biriktirdiği borç, kriz; takip eden 90’lı yıllarda kendisini göstermiştir. Tıpkı 58. ve 59. hükümetlerin biriktirdiği, 60. hükümetin de biriktireceği krizin 61 hükümetin başına patlayacağı gibi.

Nitekim programda, “1994, 1999 ve nihayet 2001 krizi ile anılan bu yıllar; büyümenin durduğu, enflasyonun, faizlerin ve borç yükünün hızla yükseldiği, işsizliğin arttığı, yolsuzlukların makro dengeleri sarsacak boyutlara yükseldiği, halkımızın geleceğe dair umutlarını kaybettiği, uluslararası alanda itibarımızın yitirildiği yıllardır” deniyor.

Bir şirket ya da bir aile ekonomik krize bir günde girmez. Hesapsız borçlanmanın sonucu borçları ödeyemediği zaman girer. Söz konusu krizler de, biriken borçların ödenememesi nedeniyledir. Uluslar arası ilişkilerde borç, siyasi, ekonomik bağımlılığın unsurudur, kriz, verilmeyen bir siyasi tavizin bedeli olarak ortaya çıkar. Öyle ki, ABD’nin Irak’a sefere çıkacağı sırada Türkiye’nin yardımcı olmayacağını belirtmesi, 1999 ve 2001 krizleri için düğmeye basılmasının sebebi olmuştur.

Aynı zamanda AKP’nin de kuruluş sebebi.

Programda denmektedir ki, “2003–2007 dönemi Cumhuriyet tarihimizin en parlak dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir.”

Tıpkı 80’li yıllar gibi; ancak bir farkı var; bugünkü uygulamalar, daha büyük krizlerin biriktiricisi durumundadır. Toplam borç yarım trilyon dolarlara koşar adım ilerlemektedir.

Programda, “Hükümetimiz, ekonomi politikalarında “şeffaflık”, “süreklilik”, “tutarlılık” ve “öngörülebilirlik” ilkelerini esas almaya devam edecektir” ifadesine yer verilmiştir..

Soralım; kimin için? Kimin için şeffaflık, süreklilik, tutarlılık, öngörülebilirlik.

Peş peşe iflas eden mağazalar, sıkıntıda bir ulusal tekstil sanayi, tüketilen şeker sanayi, bitirilen tarım ve hayvancılık… 2+2 lik zam artışı layık görülen memur. Ekonomi kimin için? Çok uluslu şirketler! Yatırım yapacak deniyor, yapmıyor! İstihdam deniyor. Nerede? Hazır kamu tekellerini alıyor, zam yapıyor, vergi avantajlarından yararlanıyor, işçi çıkarıyor.

Programda, “Türkiye’yi bir yatırım yeri olarak tercih etmesinde; yatırımların, ekonomik büyümenin ve böylece istihdamın artmasında önemli bir rol oynayan AB hedefi, ekonomimizin geleceğini güçlü bir çerçeveye oturtmaktadır…Can ve mal güvenliğini sağlayan, keyfiliğe kapalı, günübirlik tartışmaların ve siyasi etkilerin üstünde bir hukuk sistemi, ekonomik faaliyetlerin güven ve öngörülebilirlik içinde yürütülmesini sağlar.” İfadesi yer almaktadır.

Ne demekse?

Programda, “Hükümetimizin ekonomi politikalarının temel amacı insanımızın refah ve mutluluğunu artırmaktır” denmektedir.

Memur maaş artışından belli 2+2.

Programda yer alan, “özelleştirme uygulamalarını sadece kamu için bir gelir kaynağı olarak görmemekte, üretimdeki verimliliğin ve istihdamın artmasını sağlayacak önemli bir politika aracı olarak değerlendirmektedir” tümcesi doğru mudur?

İşsiz, iş aramaktan bıkmış, usanmış, mesleğiyle ilgisi olmayan bir işte çalışmak zorunda kalan kaç üniversite mezunu vardır? Bilen var mı? Özelleştirmelerle işten çıkarılanların sayısı nedir?

Programda, “Ekonomimiz dışa açılıp uluslararası piyasayla çok daha iyi bir şekilde entegre oldukça, halkımızın refahı da artacaktır” denmiştir.

Bu da doğru bir ifade değil, Türkiye, yabancı firmalara açık Pazar olmuştur. Halkımız, yabancı bir yığın saçma sapan ürününü tüketmeye mecbur edilmiştir. Tüketime kışkırtılmıştır.  

Programda, “Ekonomik programımızın temel unsurlarından biri mali disiplindir” denilmiştir.

Mali disiplin, geniş halk kitlelerine mahrumiyet, mağduriyet olarak yansımaktadır.

Programda yer alan, “Merkez Bankamızın bağımsızlık ilkesi çerçevesinde uyguladığı para politikalarıdır. Para politikalarının temel önceliği fiyat istikrarıdır. AK Parti iktidarı döneminde enflasyonla mücadelede büyük başarılar elde edilmiştir” ifadesi, Doları baskı altında tutup, yüksek reel faiz ödeyip, enflasyonu düşük göstermek gibi anlıyorum. Bu da cari açığı hortlatıyor. Nereye kadar gider?

Programda, “Türkiye’ye sermaye girişinin ve çıkışının serbest olması, ekonomik programımızın bir diğer temel unsurudur” tümcesi de bir talihsiz ifadedir. Giriş çıkışın serbest olduğu yere ne denir? Hangi gelişmiş ülkede, “dingonun ahırı” gibi giriş çıkış serbesttir.

Programda, “Hükümetimiz önümüzdeki dönemde de yapısal reformlara kararlılıkla devam edecektir” denmektedir.

Osmanlıda ıslahatlarla batmıştı bilesiniz.

(Devam edecek)

Mahir Öztürk





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024