Kaşarlı Kadrolaşma
RTE, bayramda bayramlık konuşmasını yaparken ana muhalefete kadrolaşma asıl sizin zamanınızda oldu hem de “kaşarlı kadrolaşma” dedi.
Pidenin kıymalısı, sucuklusu, peynirlisi, kaşarlısı olur da garson bağırır; “çek bir kaşarlı…”
Kadrolaşmanın kaşarlısı nasıl olur?
Kaşarlaşmış diyecekti her halde.
Ne demek istedi, ne zamanı kastetti anlayamadık.
Ana muhalefetin genel başkanı da sormadı? Hatta bayram bayram konuşmayalım dedi. Bayram geçti, seyran geçti hala kaşarlıya bir yanıt gelmedi.
RTE’nin kadrolaşması kaşarsızmış! Kaşarlısını anlayamadık ama, kaşarsızı öğrenebildiğimiz kadarıyla kaygı verici.
5 Aralık, kadınların seçme seçilme hakkını aldıkları günün 72. yıldönümü. O gün Zeki Sezer’in açıklamasını anımsıyorum: “yönetim kademelerinde çalışan kadınlar iktidarın kadrolaşma hırsının kurbanı”
Çok önemli bir noktaya dikkat çekti. Ne yazık ki basında hiç yer almadı.
Kaygılanıyorum.
Arınç, “ben kadrolaşma yapmadım” diyor 39 genel müdürlüğün 36’sını değiştiriveriyor..
Takıya yapmak da bir sanat.
Bir sendikanın yaptığı açıklamada; “tarikat-siyaset-ticaret eksenli kadrolaşma… Yayımlanan genelgeler, yönetmelikler kadrolaşma telaşıyla sık sık değiştirilmiş, uygulamalar da yap-boz tahtasına çevrilmiştir. Ayrıca yargı kararlarıyla adeta köşe kapmaca oynanmış; eğitim çalışanları ve sendikamız yapılan usulsüzlüklere dava açmaya yetişemez hale gelmiştir.” Demektedir. Böylece eğitimdeki kadrolaşmanın şeklini, yöntemini öğreniyoruz.
Bakan Mehmet Ali Şahin, Diyanet'ten başka kurumlara geçen 1800 personelin 1107'sinin imam-hatip kökenli olduğunu açıklıyor. Bu imamların 605'inin Milli Eğitim'e atanması dikkat çekiyor.
İç işlerindeki kadrolaşmanın inanılmaz boyutlarda olduğu bilgileri geliyor.
Son dönemde TRT’de kadrolarında yapılan 286 değişiklik, TRT’de huzursuzluklara neden oluyor.
Sağlık bakanlığında Anayasa Mahkemesi kararına rağmen 175 doktor klinik şefi olarak atanıyor. Yüksek yargı kararına rağmen RTE “atamaları yapmaya devam edeceğiz” diyor.
Böyle böyle böyle… “4 yılı aşan son döneminde, 4 bin kadar yüksek bürokrat, 100 binin üzerinde memur kadrolaşmanın kurbanı oluyor. 32 bin memur yargıya başvuruyor, mahkemeler sonrası yolluk, tazminat olarak devletin ödediği iki buçuk milyar lirayı buluyor. Eski paraya göre iki buçuk katrilyon. Üst kadrolarda değişiklik % 95, dört yıl içinde bu % 95’i de üç kere değiştirmiş.” Kamu Sen’in açıklamasından öğrendiğimize göre.
Liykat, bilgi, beceri, kurumu tanıma hak getire. Mahkeme kararları, Cumhurbaşkanı vetoları boşuna. Vekaleten atamalar…
Yetmiyor; bir de vücut dilimden anlayacak diyor
Yetmiyor Cumhurbaşkanına, Danıştay’a hücum…
RTE, “bakanlarımız atama yapacak, eleman alacak ama diyorlar ki, sen alamazsın. Kim alacak?” diye soruyor.
Takıya!
Atama yapma, eleman alma diyen yok ki.
Yasaya, yönetmeliğe uygun, işin gereğini yapacak liyakatte olsun deniyor. Kriter bu olsun.
Cumhurbaşkanına hücum; devlet içinde tam kadrolaşamadıkları yüksek mahkemeler, üniversiteler ve başka kurumlar. Cumhurbaşkanlığı makamına ulaşınca buralarda da kadrolaşacaklar.Tehlike burada!
Baykal sessiz! Kaşarlıya yanıt yok!
Devlet el değiştiriyor!..
Mecliste, "Başörtüsü kadının saçlarını örter ama eşinin ayıplarını örtmeye yetmez" diyen Baykal’a, Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun verdiği, “eşiyle akşam yemeği yemeyen, yanında götürmeyen” yanıtı kel alaka olsa da magazin basınına gün doğuyor. Baykalı’ın, “eşim sepet mi yanımda taşıyayım” sözüyle tırmanan Türkiye gündemi… laf laf laf..
Kayıkçı kavgası böyle sürüp gidecek anlaşılan.
Koyun can derdinde, kasap et derdinde…
Memleket elden gidiyor
Baykal bayram tatilinde…
Mahir Öztürk



