Orijinal demokrasi alana ikincisi bedava!
Yeni bir anayasa sürecine girdik, sivil miydi, değil miydi tartışmalara süredursun en önemli konuların başında gelen kişi hak, hürriyetleri ve ayrımcılık konuları ‘’yeni’ anayasamızda pek de vurgulanan ve peşine düşülmesi gereken konular olamadı henüz. Her kesimin fikrini ve onayını alacak diye söze başlanan bu anayasa için yıllardır hak, hukuk mücadelesi veren örgütlerin önerilerinin ciddiye alınması gerekiyor eğer gerçekten demokratik ve özgürlükçü bir anayasa hazırlama niyeti varsa.
Türkiye’de 15 yılı aşkın bir süredir lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel(LGBTT) bireylerin sorunlarının gündemleşmesi için uğraşan dernekler ve oluşumlar bu süreçte haklı olarak yine görmezden gelmeyin çağrısında bulunuyorlar. Dünyada ki gelişmelere baktığımızda uzun yıllar süren mücadelenin ardından çoğu Avrupa Birliği ülkesinde ve daha birçok ülkede LGBTT bireylerin yasal evlilik hakkı da dahil olmak üzere birçok haklarını elde ettiklerini görüyoruz. Hatta şu günlerde Almanya’da eşcinsel bir başbakan adayının nasıl toplum tarafından yüksek bir oranla desteklendiğinin haberlerini görüyor, okuyoruz.
Peki, T.C anayasasında durum nasıl? Maalesef sıfır. Anayasamız da eşcinsel realitesi tanınmıyor dolayısıyla LGBTT bireylerin maruz kaldıkları ayrımcılıklar hayatın her alanında bir nevi meşrulaştırılıyor ve suç teşkil etmesi gereken ayrımcılık ideolojisi ‘’tanımlanmayan’’ın üzerinde hegomanyasını kuruyor, güç ilişkileri bile bunun üstüne şekilleniyor. Tabi tanımlanmıyor derken hakimlerin kararlarında LGBTT bireyler yasada olmamasına rağmen mağdurlaştırılabiliyor. Nefret suçu ve/veya cinayeti işleyen birisi için öldürdüğü kişinin eşcinsel olması ‘’hafifletici sebep’’ sayılıyor. Düşünün bizzat hukuğu uygulayanlardan bile ayrımcılıktan yana nasibinizi almanız mümkün.
Tanımlanmayan olmuşken bir kere yasa uygulayıcıların nefesini her an ensenizde hissetmeniz çok doğal. Örneğin ne anlama geldiği hala hukuçular tarafından da tartışılan anayasada ki ‘’genel ahlak’’ ifadesi. Herhangi bir tanımı olmayan ve görünüşte masum olan bu iki ‘’kelimecik’’ sık sık eşcinsel bireylerin üzerinde tahakküm kurmak için kullanılıyor. En son Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nin ‘’genel ahlaka’’ aykırı gerekçesiyle kapatılmaya çalışılmasını buna örnek verebiliriz. Dava süreci hala devam ediyor ve eğer bir LGBTT bireyseniz yasalar bugünkü halini korudukça her zaman genel ahlak ve ayrımcılık mağduru olabilirsiniz. Ee, ne de olsa orijinal demokrasi, bir alana ikincisi bedava…
Zorla askere alınmak ya da ‘’çürük raporu’’da yasalardan beslenen uygulamalar arasında. Vicdani red hakkını tanımayan 82 anayasası, askere gitmemek için ‘’gerekçe’’ şart koşuyor. Eşcinsel bir birey olarak askerde muhtemelen maruz kalacağınız psikolojik ve fiziksel şiddetten kaçmak için tek çareniz bu durumda ‘’çürük raporu’’ oluyor. Çürümüş beyinler çürük görüyor, çürüksün diyor!
Sorunlar çok fazla, yasal sorunların fazlalığı kadar aslında bir o kadar da toplumsal yapıdan kaynaklı sorunlar var ki tüm bunlar LGBTT bireylerin yaşam alanlarını daraltıyor, baskılıyor. Son söz olarak değişmesini umut ettiğim ve insan hakları adına LGBTT derneklerinde yıllardır savunduğu ve istediği anayasa değişikliklerini sıralayacağım;
- 82 anayasasının ayrımcılığı tanımlayan 10. maddesi’ne(yeni anayasa taslağının 9. maddesi’ne) cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ifadelerinin eklenmesi.
- Mevcut anayasanın birçok maddesinde geçen ‘’genel ahlak’’ ifadesine açıkca ve net anlaşılır biçimde bir tanım getirilmesi ve yapılacak bu tanım ile LGBTT bireylerin yeniden mağdurlaştırılmaması.
- Vicdani red hakkının yeni anayasayla güvenceye alınması ve askerliğe alternatif (kamu hizmeti v.b) bir uygulamaya gidilmesi.
- Anayasanın genel olarak her türlü ayrımcılıktan uzak, ucu açık ifadeleri barındırmayacak şekilde net bir dille yazılması.
Ozan Gezmiş




