Aman Petrol Canım Petrol!.. - Eskişehir Haber

Aman Petrol Canım Petrol!..

Aman Petrol Canım Petrol!..
Yayınlama: 21 Ocak 2007 Pazar - 1.708
A+
A-

            Süper Star Ajda Hanım’ın şarkısı değil...

            Demirkırat iktidarından beri yaşanan petrolün trajik  hikayesidir bu.

            Geçen gün Yılmaz Örmeci imzasıyla gelen iletide yazılanlarla Petrolde yaşananların hatırlanmasıdır.

Makale, “Türkiye'de petrol var ama çıkarttırmıyorlar. Dış güçler izin verip de petrolümüzü çıkartabilsek dünyanın en zengin ülkesi olurduk” cümlesiyle başlamış.

            Aynen öyle; 1970’li yılların ikinci yarısında Adıyaman’da görev yaptığım sıralarda bölgede köylüler hep aynı şeyleri söylerlerdi. Hiç unutmam bir gün bütün vücudu zifte batmış ineği muayene için getirdiler. Sordum, nasıl oldu? Dağda otlarken zift çukuruna düşmüş. Kuyu açmaya gerek yok, çukurlara akıyordu petrol. Yetkililere böyle böyle diye anlattım. Yanıt; Yetersiz rezerv ve beş altı bin metre derinlikte sondaj açma imkansızlığı.

            O zamanlar Köylü, kuyuyu açıyorlar, tuzlu su basıyorlar ağzını betonla kapatıyorlar diye söylenirdi.

            Geçen gün gelen Örmeci imzalı iletide ise petrolün tarihi anlatılıyordu;

            Atatürklü yıllar; “ 3 Kasım 1922'de ‘petrol, neft ve havagazı arama izninin kimseye verilmeyeceği’ kararı Meclis'ten çıkarılıyor. 1924 ve 1925 yıllarında çoğunluğu yabancı kişi ve kuruluşlara ait petrol arama ve çıkarma ruhsatları feshediliyor. 1926 yılında 792 sayılı Petrol Kanunu çıkarılıyor. 1927 yılında Türkiye dahilindeki tüm petrol yataklarının tespiti ve işletmesi hakkı Türkiye İş Bankası'na veriliyor. 1933 yılında ‘Petrol Arama ve İşletme İdaresi’ kuruluyor. 1934 yılında Trakya'da/Mürefte'de doğalgaz bulunuyor. 1935 yılında da MTA yani ‘Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’ kuruluyor.”

            Milli Şefli yıllar; “bir süre petrol arama ve işletmesi başarılı bir şekilde yapılmaya devam ediliyor. Tabii o yıllarda hem dünyada petrol ve ürünleri çok ucuz, hem de Türkiye petrole bu derece bağımlı değil.”

            Menderesli yıllar; “1955'te tamamı devlete ait TPAO kurulur. Raman'da petrol bulunması ve Batman'da ilk petrol rafinerisinin kurulması bu yıllarda olur. 1954 yılında 6326 sayı ile Petrol Kanunu kabul edilir. Bu kanun ABD kökenli Elit Max Ball'a yaptırılmış ve TBMM'de kabul edilmiştir. Ancak bu, Türkiye'de petrol çıkarmak için değil, petrol çıkarmamak için yapılmış bir kanundur. Bu kanunun satır aralarına konan maddelerle, Türkiye'nin kuzeydoğusunda petrol araması yasak ediliyor ve milli şirket Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı da dahil her petrol şirketine, bir yılda sadece on  delik açma izni veriliyor. Böylece kendimize, kendi ülkemizde petrol aramayı yasaklıyoruz... Birçok petrol kuyusunun yeterli ve verimli petrol olmadığı gerekçesiyle kapatılarak beton döküldüğü biliniyor.”

            27 Mayıs Dönemi; “ Heyet hazırlayıp Amerika'ya göndermiştir. Heyetin görevi, derine yani 5-6 bin metreye inebilecek sondaj makineleri satın almak. Bütün uğraşılara rağmen ABD Elit'i, bu makinelerin satışına izin vermez. Bu kez aynı heyet, aynı gaye için Sovyetlere gönderilir. 10 makine için anlaşmaya varılır. Makinelerden birisi gelir. 27 Mayıs idaresinin görevden ayrılmasından sonra ise, diğer 9 makinenin gelmesi durdurulur. Gerekçe; ‘makinelerin solcu olması.’ (!)”

            Demirelli Yıllar; Demirel’in “Türkiye'de petrol vardı da biz mi içtik?” sözü döneme damgasını vurur.

      İlginçtir 1967’de Ecevit, “Bu düzen değişmelidir” diyordu. “Bu Düzen Değişmelidir Kitabı”nda şunlar yazılıdır; “1950’den sonra uğrunda kan dökülerek can verilerek kurtarılan yer altı kaynaklarımızı devletlerüstü yabancı şirketlere kendi elleriyle sundular.

      1954’de  çıkarılan petrol kanunu bunun açık bir belgesidir. Bu kanunla Türk devleti, kendi vatanında  ve anayasaya göre devlet malı olan petrolünü bulmak ve işletmek için kuracağı ortaklığa, bütün yabancı ortaklıklara olduğu gibi bir bölgede sekiz arama ruhsatı verebilmektedir.

      Yabancı ortaklıklar için önemli olan hiç değilse şimdilik Türkiye’de petrol çıkarmak değil, Türkiye’de petrol çıkarılmasını önlemekti.

            Türkiye’yi Pazar olarak kullanmaya ihtiyaçları vardı. Türkiye’deki kaynakları, yedek olarak, el altında tutmak istiyorlardı” Bence “Bu Düzen Değişmelidir” kitabını, DSP’lisi, CHP’lisi, her aydın vatandaş okumalı.

            Yine Örmecinin yazısına dönelim.

            Özallı Yıllar: Özal, “Türkiye'de bulunacak petrolün ve gazın bir önemi yoktur. İstediğimiz ülkelerden alırız.”demektedir.

            Ecevit, bir işçi liderine “IMF'nin kucağına düşen istihdamı, yatırımı düşünemez.” der.

            “1998 yılındaki Adana depreminden sonra Ceyhan'ın Soysali köyünde bir yurttaşımızın tarlasında petrol çıkmıştı. Daha sonra bu yurttaşımız, bir televizyon programında açıkladı. Kendisi TPAO yetkililerini ısrarla davet etmiş. Gelenler gönülsüz. Petrol olduğu resmen tesbit edilmiş. Uzun uğraşmalarından sonra kendisine verilen cevap; "Buralarda petrol arama imtiyazı Amerikalılara ait. Bir şey yapamayız.”

            Öykünün özeti böyle.

            İletide kaynak, “Aksiyon dergisi (Sayı: 445) Dr. Ümit EMRE'nin ‘Türkiye'de Petrol Oyunları’ söyleşisi” olarak gösterilmiş.

İsteyen bakar...

AB’nin Rumlara limanları açın diye bastırması, aynı AB’nin Türk TIR’larına kota koyması nasıl açıklanır?

Ve sessiz ve derinden çıkarılan yeni nur topu gibi “Türk Petrol Yasası” Balbay’ın anlatımıyla,  Yabancı ülke ve şirketlere petrol arama izni bakanlar kurulu iznine tabi olmaktan çıkarılmış. Petrolden devlet  hakkı artık alınmayacakmış. İşletme sahası paylarında indirim yapılacakmış. Çıkarılan sahalardaki belediyelere % 50 pay verilecekmiş. Otuz yıl sahalarda kullanım hakkı verilecekmiş.

ABD, Irak’ı işgal ederek çıkarttığı petrol yasasının benzerini Türkiye’de tereyağından kıl çeker gibi çıkarttı. Zapsu’nun tabiriyle, “süpürmeyin kullanın” cümlelerini haklı çıkarırcasına. Milletvekillerin yeniden seçileceğim umuduyla kaldırdıkları parmaklarla.

Başlığı Türk olan yasa ne kadar Türk’se…

Kurban olayım ayına yıldızına dese de…

AKP’nin durumu belli!

CHP uyum içinde…

Nereden nereye…

Sadece Petrolün hikayesi değil, sömürünün hikayesidir bu.

Aman petrol canım petrol! Şarkısı sondan üçüncü olmuştu.

Mahir Öztürk





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024