MEB Zırvalıkları - Eskişehir Haber

MEB Zırvalıkları

MEB Zırvalıkları
Yayınlama: 9 Temmuz 2007 Pazartesi - 1.613
A+
A-

 

            MEB Bakanı, televizyonda, sınavda sorulardan birinin mahkeme kararıyla yanlış bulunması karşısında tuhaf bir tutum sergiledi. Mahkeme kararına saygılıymış da mahkeme kararını eleştirmeye hakları varmış da, mahkemeden dönen sınav sorusu ilk oluyormuş da, soru üstelik doğruymuş! Vesaire vesaire…

            Bir de uzun uzun dereceye giren çocukların puanlarını, illerini, mezun oldukları özel okulları filan anlattı.

Bir at yarışı; birinci gelenler, ikinciler, üçüncüler…

            Bu orta öğretim çocuklarından yarın kaçı iş bulacak?

            Nasıl bu ruh haliyle hayata atılacaklar?

            Yarışta kazananlarla ilgili, Bakan Beyefendi. Milli Eğitinle ilgili ilgi başka ellerde.

Milli değil!

Eğitim, hiç değil!

Bakanlık mı, belli değil!

Burdur Öğretmen evinin bina girişinde iki tane afiş var, yedi, sekiz yaşlarında bir kız çocuğu eli yanağında, bir tatlı tebessüm “söz bende” diyor. MEB bu reklam afişiyle ne demek istiyor.

Öğrenciler hep konuşuyor, öğretmen susuyor.

Öğrenciler öğretmeni parmağında oynatıyor. Öğrenci gençlerin konuşmalarına dikkat ettiniz mi, çoğu kendilerini ifade edecek bir cümle kuramıyorlar. Okumuyorlar. Gelecekleriyle ilgili plan yapamıyorlar.

Söz konusu afişin altında iki cümle “eğitim de reform, daha aydınlık gelecek”

Oysa tam tersi.

Gençlik, karanlık bir takım ellerin tuzağında.

Geçen gün gelen bir iletiyle adeta şok oldum.

Umarım doğru değildir.

Bakanlığın bu kadar gözü dönmüş değildir.

Çocuklara öğretilenler;

Hz. Peygamber’in söylemleri evrensel değil, yöreselmiş. Hz Peygamber’in örf-adetleri din açısından bizi bağlamazmış.

İlk öğretimdeki kitaplara göre Paskalya Yortusu’da dini bayramlarımız arasında sayılmaktaymış.

MEP tavsiyeli çocuk kitaplarında Hıristiyanlık propagandası yapılıyormuş.

Misyonerlik faaliyetleri ilköğretime de mi girdi?

Yıllardır Türkiye’de faaliyet gösteren Dünya Kiliseler Birliğinin temsilcileri Protestanlığın yayılması için uğraştılar.

Protestanlığın yayılması için uğraşı yeni değil Osmanlıdan bu yana uğraşıları.

Osmanlıda, bırakın Müslümanları pek az Gregorian Ermeni’yi Protestan yapabilmişlerdi.

Ama görülüyor ki bugün durum farklı.

            İlköğretim çocuklarının beynine masal kitaplarıyla, Müslümanlığın yeni yorumuyla giriyorlar. AKP’li koyu Müslüman MEB bakanının marifetiyle

Ilımlı İslam; Müslümanlığın Protestanlaşması

Yeni değil, örneği 1527’lerde de var.

“1527  sonlarında İstanbul’da ulemadan Hoca Kaabiz adında birisi, İsa Peygamber’in Hz. Muhammet’ten daha üstün olduğunu ileri sürdü. Doğrudan doğruya Divan’da yapılan duruşmanın ilk oturumunda, sorun hemencecik çözülmedi. Çünkü bu hukuki bir davadan ziyade dini ilgilendiren müthiş bir… sorundu. Hoca Kaabiz, öteki İslam uleması ile… keskin bir tartışmaya girmişti… Şeyhülüslam Kemalpaşazade fetva yetkisini kullanması için mahkemeye davet olundu. Kaabiz fikrinde direndiği için ölüm cezasına çarptırıldı” ( Prof Dr. Mustafa Akdağ- Türkiye’nin İktisadi ve İçtimai Tarihi, C;2,S;64)

Müslümanlar, Hz. Muhammet’in de Hz. İsa’nın da, diğerlerinin de peygamberliğine inanırlar. Papalık makamı, nedense Hz. Muhammet’i peygamberden saymazlar.

Bu tartışma yüzyıllardır sürer.

Ama bu tartışma, ilk mekteplere hiçbir zaman girmemişti

Bu tartışmanın yeniden başlatılmasının arkasında Müslümanları bölmek, parçalamak taktiği vardır. Sömürü amaçlı olarak kullanılmıştır, yine kullanılmaktadır.

 Protestan misyonerliğinde en etkin kuruluş Amerikan Bord heyeti olduğu görülüyor. Yerli işbirlikçi vakıflar vasıtasıyla.

ATO Başkanı Sinan Aygün’ün hazırlattığı “Misyonerlik Raporu”nda “etnik ve dini ayrımcılık körükleniyor” , “asıl hedef devletin üniter yapısıdır” diyor ve dinler arası diyalogun araç olarak kullanıldığını belirtiyor.

Sokakta işsiz güçsüz gençler yüz dolara kandırıldığı yetmiyormuş gibi şimdi ilköğretim çağındaki çocukların zihinleri karıştırılmak isteniyor.

İnançlar, çok kötü bir biçimde siyasi çıkarlar için kullanılıyor.

MEB Vasıtasıyla körpecik beyinlerin içine girilerek kafaları karışıyor.

Bilinmelidir ki bir inanç olarak, Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabulden ne Osmanlı’da vazgeçilmiştir ne de bu gün vazgeçilir.

MEB’deki bu zırvalıklar nedendir?

İşte sorgu sual buna yönelik olmalıdır.

Milli eğitime yeniden dönmek gerekir.

Mahir Öztürk

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024