İsmail Cem - Eskişehir Haber

İsmail Cem

İsmail Cem
Yayınlama: 26 Ocak 2007 Cuma - 1.191
A+
A-

24 Ocak günü, Uğur Mumcuyu andığımız gün kaybettik, İsmail Cem’i.

Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihini yazan adam.

Başarılı gazeteci, bir zamanlar İstanbul gazeteciler sendikası başkanı idi. 1974’lerin unutulmaz TRT Genel Müdürü. Türkiye güler yüzlü siyasetçisini, kısa süren Genel Müdürlüğü dönemiyle tanıyacaktı. Bir yıldız gibi parlamıştı.

İki dönem İstanbul, son dönem Kayseri milletvekili...

50. hükümette Kültür Bakanı, 55. hükümette Dışişleri Bakanı oldu.

İsmail Cem bir yıldızdı.

Birçoklarının gönlünden işte Ecevit’ten sonra partinin başın geçecek adam diye geçiyordu.57. hükümet döneminde Cem’e o gözle bakılıyordu.

İsmail Cem siyaset biliminde mastırı vardı.

57. Hükümetin son döneminde kafalar öyle bir karıştırılmıştı ki.

            İki yıkıcı deprem, iki büyük ekonomik kriz, yıllardır yağmalanan bankların ortaya çıkarılması, Başbakan Ecevit’in rahatsızlanması… Ecevit gitsin! Hepsi üst üste getirildi.

Getirildi çünkü Amerikanın Irak’ı işgal etmede acelesi vardı.

Ecevit, o nezaket dolu üslubuyla ABD’ye, Haçlı Seferi’nden vazgeç, Irak’ın okumuş yazmışı çoktur, Irak bataklığı boğar demeye getirmişti.

Yardımcı olacak bir Başbakana ihtiyacı vardı Amerika’nın. Bu kimse tarafından görülemedi. Milletvekilleri, köşe yazarları işin bu tarafında değildi.

Ecevit hasta! Banka hortumlamaları! Yazarkasa! Savurganlık!

Abartı, tersine çevrilen gerçekler, kurgulanan senaryolar, resmi araç sayıları ile yıpratılan  57. hükümet.

Ecevit, kritik günleri aşmak için canını dişine takmış, erken seçimin felaket olacağını anlatmaya çalışıyordu.

Bir Derviş bulunmuştu, ekonomik krize çare olsun diye. Oldu da.

Ama anlamam dediği siyasette olmadık manevralar sergiliyordu. Seçim kriz yaratmaz!

Erken seçime giden yolun taşlarını büyük iş adamlarının derneği ve Derviş elele döşemekteydiler.

Önce prenslerden  Hüsamettin ikna edildi. Kimler edilmedi ki? DSP’nin zirvesine getirilmiş isimler, hemen hepsi.  İkna olanlar, Hüsamettinler, Metin Şahinler, İstemihan Talaylar mlletvekillerini ikna ediyordu. DSP meclis grubu tam ortadan ikiye bölündü.

Telefonla ikna ediliyorlardı milletvekilleri. Medya tam gaz; yeni parti % 65’le iktidar!.

Birine kulaklarımla tanık oldum:

Bak genç milletvekilisin, istikbal vaat ediyorsun, yüzde altmış beşle iktidara geliyoruz. Kendine heder etme.

Bunu diyen bir bakandı; İstemihan Talay!

Milletvekilinin o an içinden geçenleri bilemem ama o milletvekili şimdi DSP’nin genel başkan yardımcılarından biri.

İstifa etmemişti.

Öyle bir rüzgardı ki medyada estirilen, kamuda yaratılan…

Kimse Irak işgaliyle ilgili planın parçası olduğunun farkında değildi.

Yaylalardan yükselen bir ses, “seçim üç kasımda” dedi.

Ecevit, “intihar ettik!”  

Siyasetten anlamadığını söyleyen, kısa pantolonla pozlar veren, kahve ziyaretleri yapan Derviş, Siyaset mastırlı Cem’i de ikna etmişti.

YTP kurulmuş, genel başkanı da Cem olmuştu.

Köşelerin popüler yazarları hala bunu dile getirmezler. Derler ki, “İsmail beyin DSP'den son ana kadar kopmamakta direndiği halde, parti içi muarızları tarafından adeta dışarı itildiği”

İsmail Cem ne yazık ki önce medya tarafından aldatılmıştı. Yüzde altmış beşle geliyorlardı. Sonra kendini ikna edenler tarafından, Hüsamettin, Derviş, patronlar…

Ecevit bitmişti, yine de yerine kimseyi başbakanlığa getirmiyordu. Medya baskısı Hüsamettin başbakan olsun diye sürüyordu.

Ecevit ise, Amerikan oyununu görmüş, oyunu bozmak istiyordu.

Canını dişine takıp mücadele ediyordu. Defalarca koltuğunu bırakabilmiş bir halkçı Ecevit, koltuğu bu sefer bırakmıyordu.

Koltuk sevdası diyenler oldu.

2002 de, Cem’in partisi de, koalisyonun büyük ortağı DSP’de 4 Kasım’da artık          % 1’lik partiydi.

YTP kapandı. Cem üzüntülüydü.

Cem, tebessümüyle gönüllere sıcaklık veren bir değerli siyaset adamı, gazeteci, TRT Genel müdürü, bakan olarak anılacak.

Cem, belki gözü yaşlı gitti son yolculuğuna…

Türkiye’nin kaderini, belki dünyanın kaderini etkileyen 3 kasım seçimleri tuzağına düştüğü için.

Cem ve Mumcu; ikisi de 24 Ocakta sonsuzluğa gitti. Ortak noktaları neydi?

İkisi de gazeteciydi. Başka?

İpucu; Mumcu’yu hayatından eden kimdi?

Cem’in siyasi geleceğini yok eden kim?

Sizce bir ortak nokta olabilir mi?

Mahir Öztürk





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024