Diyarbakır’da Terör - Eskişehir Haber

Diyarbakır’da Terör

Diyarbakır’da Terör
Yayınlama: 5 Ocak 2008 Cumartesi - 1.048
A+
A-

 

Terörün ne cinsi ne cibilliyeti, ne vatanı ne de dini, imanı vardır.

Para gibi.

Tek farkı para haz verir, terör korku.

Ancak her ikisi de vasıtadır.

Kökü aynı noktaya dayanır.

Şaşırtılmış, aptallaştırılmış piyonlar, ilkesiz, amaçsız, yakar, yıkar tahrip eder.

Kötü amaçlı devletlerin siyasi maksatlarına malzeme olmak için.

Bunu defalarca yaşamış bir millet olarak Diyarbakır’da patlatılan bombayı farkındalıkla değerlendirmek gerekir.

Biz, Cumhuriyetin kuruluşundan önce Rum teröründen, Ermeni teröründen hayli canı yanmış bir milletiz.

Ve Avrupalı emperyalist devletlerin ve Çarlık Rusya’sının amacına ulaşmak için kullandığı, koruduğu, kışkırttığı…

Terördü!

Döndü dolaştı, Birinci Dünya Harbi’nde psikolojik saldırı amaçlı propaganda,  bir iftiraydı, Ermeni katliamları…

İngiliz propaganda mekanizmaları, Osmanlı’nın “tehcir” kararını böyle niteliyordu.

26 Şubat 1921’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk Amerikalı gazeteci Streit’in “ Harbi umumi esnasında yapıldığı mütemadiyen ağızlarda dolaşan Ermeni katliam ve tehciri hakkında hükümetinizin resmi görüşü nedir?” sorusuna verdiği cevapta; “… İngiltere’nin barış zamanında ve harp sahasından uzak olarak İrlanda’ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya kamuoyu, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur olduğumuz karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz. Bize karşı yapılmış iftiraların aksine tehcir edilmiş olanlar hayattadır...

Ve yine döndü dolaştı, katliam iftirası soykırım yalanına dönüştü. Şimdi Batılı emperyalistler Türkleri, “soykırm”la suçluyorlar.

Soykırım iddiası doğru değildir, yalandır diyenler, bir çuval, doksan kilo ağırlığındaki belgelere rağmen mahkum edilebiliyorlar.

Ne kadar dostça(?) değil mi?

Ermeni ve Rum terörünün arkasındakileri, gerek siyaseten gerek süngünün gücüyle mağlup etmişti Atatürk.

Genç cumhuriyetimizle birlikte terörün kökü kazınmıştı.

Yine terör, iki gün önce, bu sefer Diyarbakır’da can yaktı.

5 ölü, 68 yaralı.

İki ana caddenin kesiştiği noktada,

Bir dershane önünde patlayan bomba yüklü araç, liseli gençleri mi hedef aldı, askeri servis aracını mı? Diyarbakır esnafını mı?

Belli değil! Terör için önemli de değil.

Ölenlerden dördü yaşları on yedi, on dokuz, öğrenci

Amaç, ses getirmek… Kimi devletlere malzeme vermek…

Genelkurmay Başkanı Diyarbakır’daydı.

Başbakan, olayın vuku bulduğu yeri, olayın olduğu saatin kırk sekiz saat sonrasına denk getirerek ziyaret etti.

Tesadüf müdür, simgesel bir mesaj mı verilmek istendi bilinmez.

Ama terör ses getirmek ister. Getirdi.

Medya, defalarca defalarca verdiği görüntülerle, naklen veriyorum gayretkeşliğiyle toplumu infiale sürükleyebileceğinin düşüncesinde bile değil.

Varsa yoksa izlenme oranı, reklam, kar.

Bir de medya patronlarının kendi ilişkiler ağı içinde, bağlı oldukları çok uluslu şirketler var. Mecburiyetler var.

İlişkiler ağı karmaşık, sanki örümcek ağı.

Medya, verilen malzemeye bakar.

Oysa terörle mücadelede siyasi bağımsızlık, kararlılık gerekir.

Tıpkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün takip ettiği yol gibi.

Terörün ipini oynatan eli görebilmek gerekir.

O eli herkes görüyor.

Ancak görmezden gelenler de var, ekseri onların sesi işitiliyor.

Söylenen; terör ortak düşman, Amerika – Türkiye terörle ilgili istihbarat alışverişinde bulunuyor.

Akıl erdiremiyorum.

Ne zaman başbakanlar, cumhurbaşkanları önemli bir gündemle Amerika’ya gideceğini duysam irkilirim.

Bir büyük terör olayı olacak diye.

Cumhurbaşkanı Gül, Amerika’ya gidiyor.

Gül’ün açıklamasına göre gündem; terör, Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya…

Konu başlıklarını açıkladı Cumhurbaşkanı Gül.

Başlıkların altında ne var, anlaşma metni kaç sayfa, kaç madde bilinmiyor.

Amerika’nın Türkiye’den büyük beklentileri var.

Tehlike işte burada!

Ermeni terörünü yaratanlar, yüz yıl geçtikten sonra pişkin pişkin, gerçekte terör mağduru olan Türkiye halkını soykırımcı olarak suçlayabiliyor.

Bir bakıma Diyarbakır ve benzeri terör olayları işte bu yönüyle de önemli…

Mahir Öztürk

 

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024