Buş-Gül Buluşması
Buş Ortadoğu’ya gitmeden önce Gül’le buluşmak istedi.
Gül’ü davet etti. Alelacele bir ziyaret. Hava güzel, Buş-Gül bahçede fotoğraf verdiler.
Gül, “güzel havayı beraberimizde getirdik” dedi.
Güzel olan nedir?
Olağan dışı olmak mıdır?
Kış ortasında yaz havası olağan değil, güzel de değil. Çünkü mevsim bahar, yaz değil. Oysa yolların kapanmasına yol açacak kadar lapa lapa kar yağmasıydı, güzel olan.
O nedenle kış ortasında yazı yaşamak güzel değil.
Küresel ısınma, kuraklık, açlık; güzelliğin en büyük müsebbibi Amerika.
Tıpkı uluslar arası diplomaside izlediği yol gibi.
Çirkini, olağan dışılığı güzel gösterme başarısıdır bu.
İşgali, istilayı, demokrasi olarak göstermek gibi.
Daha 5 Kasım’da RTE ABD’ye gitmiş Buş’u ziyaret etmişti.
PKK Terörü ortak düşman ilan edildi. ABD PKK’yı gözden çıkardı. Anlık istihbarat sözü verdi. Gerisi gelmedi.
Gerisinde PKK ile siyasi çözüm telkinleri var. Talkımı verenler neden Usame Bin Ladin’le siyası çözüm aramazlar?
Öyledir, böyledir, birden bire ABD ile ilişkiler normalleşti deniverir?
Neden?
Sahi neden bozulmuştu ilişkiler?
Tezkereyle altmış ila doksan bin Amerikan askerinin Doğu’da konuşlanmasına önceki meclis izin vermemişti.
ABD çıldırdı.
PKK terörü hortladı.
Artık ABD, anlık istihbarat veriyor, uçaklar bombalıyor.
Karşılığında ne sözler verilmiştir. Bilinmiyor!
Karşılıksızdır, destektir, ABD hatasını anladı, yola geldi denmesi mümkün mü?
Bu sorular daha karşılığını bulmamışken Cumhurbaşkanı on bin kilometre yol kat etti.
İki ülkenin ilişkilerinin pekiştirilmesi; Afganistan, Pakistan, Kafkaslar, Balkanlar, Ortadoğu’da ortak amaçlar, ortak değerler… Enerji hatları güvenliği.
Neymiş onlar?
On bin kilometre ötede bir odada konuşulanları bilmek olanaksız.
Bir cümle var ki dikkat çekici; “serbest piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi”
Piyasanın serbestleştirilmesine, “bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler” tezine “vahşi kapitalizm” denirdi. Vahşi kapitalizmin güçlendirilmişi ancak böyle tanımlanabilir. Ortaçağ derebeyliği despotizminin geri dönüşünü anımsatır . Ne yazık ki Buş-Gül buluşmasının ana teması serbest piyasanın güçlendirilmesidir.
Serbest olan piyasa zaten güçlü değil mi? Güçlendikçe piyasa tekellerin kartellerin elinde.
Bunu demokrasi olarak sunuyorlar, demokrasi olduğunu sanıyorlar. Demokrasi bu değil!
Buş-Gül buluşması sonrası PKK yeniden ortak düşman ilan edilmiş, anlık istihbarata devam.
Göklere çıkarıldığı kadar değil.
Sınır ötesi kara harekatından söz eden yok. Ekonomik kısıtlamayı konuşan yok.
Ama ilişkiler gelişecekmiş, pekişecekmiş. Buş’un ağzı kulaklarında.
Gelişen pekişen ilişkilerle ilgili olarak somut bir şey yok.
İnönü’nün bir sözü vardır, bilinen; “Büyük devletlerle ilişkiler ayıyla yatağa girmek gibidir” demişti.
Gül, Buş’u ziyarete giderken beraberinde götürdüğü gazeteciler, İslamcı ve küreselci yazarlar, ziyareti ballandıra ballandıra anlattılar.
Bir nezaket ziyaretidir diye aksettirenler oldu.
Gül’ün bu ziyaretini bir tamirat ve tadilat ziyareti olarak yansıttılar.
Çünkü ilişkiler dibe vurmuştu dediler.
Malum basınımızın malum zatları böyle anlatırken, Buş, “Türkiye çok güçlü bir ülke, işbirliği devam edecek, stratejik ilişkiler devam edecek” demiş.
Küreselci, İslamcı köşe yazarları sevinçteler. İlişkiler düzelmiş.
Bizim malum seçilmiş gazeteciler“Gül dış politikada belirleyici olmak istiyor PKK, AB, Enerji güvenliği” dediler.
Dediler ki, “tarihi bir ziyaret.”
Tarihi olmasına tarihi de, anlatılanları tersinden okumak gerek.
Buş, Ortadoğu’ya gitmeden önce alelacele Gül’le görüşmek neden istemiş olabilir?
İster istemez komplo teorilerini akla getirmektedir.
O nedenler rengârenk Barlas’ın anlattığı iki dana hikâyesi tekrar etmekte yarar var.
İki dana hikâyesi aklımda kaldığı kadarıyla şöyledir; Bir çiftlikte iki dana arasında şöyle bir konuşma geçmiş. Birinci dana; “duydum ki, yarın beni keseceklermiş, derimi yüzeceklermiş, sosis, salam, sucuk yapıp yiyeceklermiş” ikinci dana demiş ki; “komplo teorisi!”
Komplo teorisi meorisi ama ne kadar gerçekçi öyle değil mi?
ABD’nin emperyalist emelleri, İslam coğrafyasına hakim olmak esası üzerine kurulmuş, stratejik hedefi bu.
Murat Yetkin, üst düzey bir Amerikalıdan öğrendiğini söyleyerek, “Irak, İran, Afganistan, Pakistan ve Kafkaslar’da ABD’nin neler beklediğini ve Ankara ile Washington’un kapsamlı bir işbirliğine gideceğini” yazmış.
Böyle ise stratejik ortaklık, ilişkilerin gelişmesi, pekişmesi nasıl gerçekleşebilir?
On bin kilometre ötedeki bir odada, konuşuldu. Neler konuşulduğu belli değil.
AKP iktidarı, Made in USA üretimi değil miydi?..
Komplo teorisi demişlerdi. Komplo olmadığını artık Barlas dahi kabul ediyor.
İki dana konuşmasındaki komplo teorisi kadar gerçekçi…
Türkiye, ABD’nin hâkimiyet kurmak istediği alanlarda koçbaşı olarak kullanılmak mı isteniyor?
PKK Havucu boşuna gösterilmiyor.
İkide bir soykırım tasarısı meclise getirilip, getirilip geri çekilmiyor.
Boşuna değil, Buş-Gül buluşması boşuna değil.
Mahir Öztürk



