Petrol Kanunu(?) - Eskişehir Haber

Petrol Kanunu(?)

Petrol Kanunu(?)
Yayınlama: 9 Şubat 2007 Cuma - 1.181
A+
A-

Öyle bir kanundu ki; ulusal çıkarların yok edildiği, dev petrol şirketlerinin her türlü çıkarının gözetildiği…

TBMM’nden nasıl çıktı?

Neden basın gerekli tepkiyi yeterince gösteremedi.

Adını sıklıkla işittiğimiz meşhur sivil toplum örgütleri neden sessiz?

Yasa Çankaya’dan döndü.

Yasanın geri dönmesinde gerekçeler çok önemli;

Gerekçede söz konusu yasanın,  ülkeyi uluslar arası şirketlere ve yabancı devletlerin insafına terk ettiğini belirtiyor, tekil devlet yapısına zarar verici nitelikte olduğuna vurgu yapılıyordu.

1954’de çıkan bir yasayla, petrol arama hakkından vazgeçmiştik. Dışarıdan petrol almaya mecbur edilerek on yıllarca kendi petrolünü arayamaz, aramamak için ise türlü çeşitli bahanelerle kandırılan bir halk olmuştuk.

Böyle böyle… Geldik bu güne.

Türkiye’den çıkarılacak petrolde devletin hakkı yüzde birlere kadar indirilecek

Olacak şey mi?

Ama oluyor!.. Elin her dediği oluyor. Millet sorulsa böyle bir yasaya evet der miydi? Millete sorulmuyor.

Cumhurbaşkanı, milletin duygularına değer veriyor ve gerekçeden çıkarabildiğim sonuca göre şunları belirtiyor..

Yasanın geri gönderilmesine sebep teşkil eden hususlar dikkat çekici.

Eski kanunun birinci maddesinde ve takip eden maddelerde yer alan, ulusal çıkarların korunmasına ve buna ilişkin ilkelere yer verilmemiş.

Anayasa 11. maddesi yürütmeye ulusal çıkarlara uygunluk zorunluluğu getirdiği halde bu durum göz ardı edilmiş.

Yine anayasaya göre yapılan bir değerlendirmeyle, sorumlular özellikle petrol doğalgaz gibi stratejik ürünlerde ulusal çıkarları gözetmek mecburiyeti vurgulanmış.

Oysa yasada ülke gereksinimi için ayrılacak pay bile belirtilmemiş.

İnönü’nün altmışlı yıllarda Kıbrıs’ta katliamlara yeterince etkili olamamasını, uçakları ikinci kez kaldıramayışını hatırladığımızda ve sonrası yetmişli yıllarda Kıbrıs barış harekatını…

Bunun uluslarası talepler sonucu bağlayıcı yasalarla ulusal çıkarların nasıl zedelenmiş olduğunu, zorunlu hallerde nasıl elin kolun bağlandığını görmek pek mümkündür.

Söz konusu yasa ise, her şeyden önce ulusal güvenlikle ilgili bir meseledir.

Devlet payıyla ilgili kaynağın yarısının petrolün çıktığı ‘İl’e verilmesi ve yetkinin yabancılar elinde olması nasıl bir düşünceyi akla getirir?

Hal böyle olunca da yeni “Türk Petrol Yasası” benzeri ulusal hak ve çıkarları gözetmeyen yasaların sıkıntısını evlatlar çekecek demektir. Taviz tavizi doğurmakta, gelecek pembe tablolarla karartılmaktadır.

Yasanın bütünü riskli ve tehlikelidir.

Derhal geri çekilmesi gereklidir.

Yaygın medya ve sifil toplum örgütleri 301’i revize etmek derdinde. Çünkü talimat böyle.

Sessiz ve derinden ulusal ne varsa örselenmekte, değersizleştirilmektedir.

Nitekim yaygın medyanın haberlerinde yer almayan, sifil toplumcuların gündeminde olmayan önemli bir haber internet haberciliğinin bir başarısı olarak kendini gösteriyordu.

Haber başlığı şöyle: “Türk gazına ABD engeli  Namık Kemal Üniversitesi Ziraat

Fakültesi su bulmak için açtığı kuyudan çıkan gazı kurduğu sistemle kullanmaya başladı. Ancak kuyu, tüm Trakya'daki petrol arama-işletme ruhsatını elinde bulunduran Amerikan şirketinin devreye girmesiyle kapatıldı.”

Haberin ayrıntısında şunlar yer alıyordu: Üniversite 2002 yılında gazı çıkardı, kurduğu sistemle tüm ünitelerini ısıttı. Isınmayı kendi imkanlarıyla çözdü. Tüm Trakya’da petrol arama ruhsatını elinde bulunduran ABD şirketi devreye girdi. Üniversitenin gaz tesisi kapandı. Tapusu elinde üniversite,  arama işletme ruhsatı elinde yabancı bir şirket.

Çıkan gaz, petrol arama ruhsatı maddeleri içinde yer alıyor mu? Çıkan gaz doğal gaz mıdır? Yoksa başka bir niteliğe haiz midir? Tapu hakkı ne ölçüdedir?

Teknik ve hukuksal durumla ilgili ayrıntı bilinmemekle birlikte akla şu gelmektedir.

Neden söz konusu ABD şirketi üniversiteye “sizin gaz ihtiyacınızı biz karşılayalım” demektedir.

Neden dört tane uçak fabrikamız varken, yine aynı ABD, bir zamanlar uçak üretmeyin biz verelim demişti? Uçak üreten sanayimiz bu şekilde  ortadan kaldırılmışsa bir kere daha düşünmek gerekir.

Oyun hep aynı. Üretme, tüket. Teknoloji yaratma, kullan…

İşte bu sömürünün kibarcasıdır.

Mahir Öztürk

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024