Milli Sermaye!
Milli sermayenin oluşması için ne fedakarlıklara katlandık.
Milli sermaye oluşsun, güçlensin, rakipleriyle rekabet edebilsin dedik. Yerli sanayimiz güçlendikçe, iş, istihdam, refah toplumu olacaktık.
Teknolojisi geriymiş, kalitesizmiş, sağlıksızmış, çürükmüş, bozukmuş aldırmadık. Yeter ki milli sermaye oluşsun. Yerli malıdır diye aldık, tükettik.
Memura, işçiye, emekliye zam! Canım olmayıversin.
Milli sermayeye destek, teşvik gerek! İş, aş, istihdam.
Küçük Amerika olacaktık! Refah toplumu.
1950’lerde böyleydi, 60’larda… 2007’de de… 57 yıl geçmiş aradan. Şimdi, Milli sermaye yerine yabancı sermaye gelsin iş, aş, refah diyen yeni bir anlayış var. Bir de, ne kadar çok sadaka dağıttığıyla övünen bir iktidar…
Övünerek oluşturmaya çalıştığımız milli sermayemiz de… olmuş işbirlikçi sermaye.
Anlı şanlı burjuvamız, milli mi?
Bu sorunun yanıtını vermeden evvel Sabahattin Önkibar kaynaklı olduğu belirtilen bir haberle yazımıza devam edelim.
Haber, “Önceki akşam Ankara’nın popüler balık lokantalarından Kalbur’da eski bir bakan ve TÜSİAD üyesi önemli bir işadamı ile yemekteyiz” diye başlıyor.
“TÜSİAD seçimde AKP’yi destekleme kararı almış!”
Neden ve nasıl böyle bir karar almış olabilirler?
TÜSİAD üyesi burjuva, çokuluslu tekellerle ortak değil mi?
Ortaklık yüzdeleri karar verilebilirlik düzeyinde mi? Yoksa alınan kararları harfiyen uygulama seviyesinde mi?
Biliniyordu; “süpürmeyin, kullanın”dan sonra zaten birilerinin “A” planıydı AKP.
Habere dönelim; Neden AKP?
1- TÜSİAD, AB sürecinde CHP-MHP türü bir koalisyon istemiyormuş.
CHP-MHP koalisyonu da o birilerinin “B” planı olarak ortaya konmamış mıydı?
2- AKP, Kuzey Irak ve Kerkük konularında ABD ile en iyi anlaşacak ekipmiş.
3- AKP, BOP Bağlamında ABD ve İsrail’e en iyi partnermiş.
4- TÜSİAD’a göre ekonomi politikaların kıblesi ABD ve AB olmalıymış
5- ABD ve AB, AKP’yi istiyormuş!
Taşeron ya , o nedenle AKP’yi desteklemeleri gerekiyor.
Yalnızzzz, bir şartları varmış. RTE cumhurbaşkanı olmamalıymış. İsim de vermişler; Vecdi Gönül veya Köksal Toptan. Ilımlı birisi yakışırmış.
Demek ki, ABD ve AB o kadar da güvenemiyor RTE’ye.
Amaaaa, yinede olursa RTE, TÜSİAD Gül’ü de desteklemeyi ihmal etmeyecekmiş..
Medya ellerinde, önümüzdeki günlerde AKP reklamlarından geçilmeyecek gibi.
Tencere tava satar gibi AKP’yi satacaklar.
Belediye ilan panolarında AKP.
Muhalefet tatlı uykusunda; halkla buluşmak zahmetli olduğu için güzel güzel seçimi bekleyecek.
Propagandanın ne olduğunu, nasıl yapıldığını, sürekliliğin propagandanında ne kadar önemli olduğunu bilmeden, bir çok partili, milletvekili adayı kim olsun tartışmasına girecekler.
Son noktaya gelindiğinde köye, varoşlara giden partililer adayımız bu diyecekler.
Şimdiye kadar neredeydiniz? Biz medyanın etkisinde kaldık, bir kere daha deneyeceğiz AKP’yi.. sözleriyle karşılaştıklarında şaşırıp kalacaklar.
Kimileri de belki, “iyi ki millet bizi iktidar etmedi” diye sevinecek.
Aklınızı başınıza alın ey partiler.
Sözüm özellikle yerelde particilik oynayanlaradır.
Partiye bir iki saatliğine gelip, çayını içip, siyaset bile konuşmadan gidenleredir.
Yerelde demeç vermeye çekinen il başkanlarınadır.
Sizler ki milletvekilliğine en kuvvetli aday olduğunuzu sananlardansınızdır.
Atı alan Üsküdar’ı geçiyor. Biline!…
Büyük milli sermaye, olmuş işbirlikçi sermaye. Kararını şimdiden vermiş. Onların elindeki medya size hayırlı soluk solumaz. Bu da biline!…
Bu sermaye milli olmaktan çıkmış, işbirlikçi olmuş.
İşbirlikçi olmayan gerçek milli sermaye, işçi köylü, memur emekli, esnaftan yana olduğunu söyleyen siyasi partiler ulusal birlikteliklere…
Ulusal birliktelik yapmadan seçime gidilirse, medya rüzgarları, yardım alan sifil toplumcular vesaire partileri siyaset sahnesinden silebilirler.
Hedef Amerikan demokrasisiyse, bir demokratlar bir cumhuriyetçiler kalır, bu da böyle biline.
Mahir Öztürk



