Teşekkürler Çölaşan... - Eskişehir Haber

Teşekkürler Çölaşan...

Teşekkürler Çölaşan...
Yayınlama: 20 Şubat 2007 Salı - 1.258
A+
A-

Geçen günkü makalesinde Çölaşan, Behiç Erkin’in anılarıyla ilgili öyküyü kaleme almış.

Çok etkilendim!

Duygularımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Behiç Erkin kim?

İstiklal Savaşımızın gizli kahramanlarından biri.

Çölaşan’dan aktararak; “Şimdi size Behiç Erkin’le ilgili bazı çarpıcı gerçekleri açıklayacağım. Bu ismi çoğunuz bilmiyorsunuz. Erkin (l876-l96l) kahraman bir asker. İstiklal Harbi’nde demiryolları genel müdürü. Ordumuza asker, silah, cephane, gıda sevkinde, yaralıların cephe gerisine taşınmasında tüm demiryollarını yönetiyor. Atatürk’ün sağ kollarından biri, İstiklal Madalyası sahibi. Soyadını Atatürk veriyor. Atatürk döneminde daha sonra milletvekili ve Bayındırlık Bakanı oluyor. Sonra uzun yıllar Budapeşte, daha sonra da Paris Büyükelçisi olarak görev yapıyor.”

Albay rütbesiyle emekli olmuş Behiç Erkin. Tam 900 defter dolusu hatıralarını yazmış. Ölümünden üç yıl önce “Türk Tarih Kurumuna” gitmiş, anılarını yazdığı defterleri kuruma teslim etmiş. Bir şartla, bu anılar ölümünden bir yıl sonra yayınlanacak, masraf için de kuruma on bin lira ödemiş.

Erkinin torunu Emir Kıvırcık anıların peşine düşmüş, zorlukla bulabilmiş anıları.

Anılarla ilgili asıl önemli noktaya gelelim.

Çölaşan’ın yazdığından aktaralım:

“Yıl 1939 ve sonrası. İkinci Dünya Savaşı devam ediyor. Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Behiç Erkin görevinin başında, Türk vatandaşı olan ve olmayan Yahudileri Nazi soykırımından kurtarmak için olmayacak işler yapıyor ve binlerce insanın canını kurtarıyor. Fransa’yı işgal eden Hitler’e ve Nazi işbirlikçisi Fransız yönetimine karşı çıkıyor ve bütün dünyaya insanlık dersi veriyor.

Fransa’da yaşayan ve soykırım kurbanı olacak 20 bin’e yakın Yahudiye Türk vatandaşlığı belgesi verip canlarını kurtarıyor.
Bu öyküyü biz hiç bilmiyoruz ve ilk kez bu kitaptan öğreniyoruz. Belki dünyada bilenlerin sayısı bile çok az.”

Az olacak tabii.

Fransa’ya göre önce Türkler, sonra Almanlar soykırım yapmışlar.

Niyet kötü…

Bir başka anıyla tamamlayalım yazımızı

Midnight Ekspress: şu parlatılan film, Oskar bile almış.

Bir gazeteci, tesadüfen güzel Türkçe konuşan bir Amerikalı ile karşılaşıyor. Amerikalı Türkçeyi bir Türk hapishanesinde öğrenmiş. Sebep; esrar kaçırıyormuş, yakalanmış. Hayret ne kadarda şu oskarlı filme benziyor Amerikalının anlattıkları…

Tıpkısının aynısı… Dünya küçük. Amerikalının adı; Bill Hayes, filmin gerçek kahramanı.

Bill Hayes, Türk hapishanelerinde bana kötü davranılmadı, Amerika’dakilere tercih ederim. Film Türkleri karalamak için yapıldı! Demiş durmuş çevresindekilere, kimseye söz dinletememiş.

Şimdi karşısında Alinur Velidedeoğlu ve…

Kamera çalışıyor, röportaj yapılıyor. Gerçeği dünya öğrensin diye.

Avrupa’nın, Amerika’nın önemli haber kanalları aranıyor.

Cevap hep aynı; “ilgilenmiyoruz.” Gerçekle ilgilenen yok.

İlgi; gerçeği çarpıtma, dünyayı kandırma üzerine ne yazık ki.

Gazeteci Alinur Velidedeoğlu’na, bu bilgi iletisini bana gönderen Prof Dr. Tülay Özüerman’a. teşekkür ediyorum.

Röportaj, http://www.youtube.com/watch?v=TweU77cDrgE adresinde yayınlanıyor. Ne kadar çok tıklanırsa röportaj o kadar süre yayında kalacakmış, böylece de dünya gerçeği o kadar  anlayacak. Dünya basını  ne yazık ki sansür uyguluyor.

Bizim anlı şanlılarımız da sansür uyguluyor. Sansür ahlaki sınırları zorlayacak boyutlara taşınıyor…

Görüyor musunuz, ne anılar ne gerçekler kaybolup gidiyor.

Tarihi silmek istiyorlar.

Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü anımsamadan edemiyorum; ““tarih yazmak tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat  insanlığı şaşırtacak mahiyet alır.”

Soykırım yalanı…

Hakikat, insanlığı şaşırtacak mahiyet alıyor…

Mahir Öztürk

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024