Sarıgül, DSP´ye mi?
Şişli Belediye Başkanı…
Son Büyük Kurultay’da CHP Genel Başkan Adayıydı. Baykal karşısında kaybetti.
Partiden ihraç edildi, yüksek yargı onayladı…
CHP’de çok sayıda Sarıgül hayranı var.
Geçen Salı günüydü, sabahtan pazar alışverişi için çıkmıştım. Yolda CHP’li bir arkadaş, “ne o Sarıgül DSP’nin başına mı geliyor. DSP’ye gelirse, oyun ona” dedi. Hayrola!..
Olabilir mi?
Hemen internet haberlerini, gazeteleri taradım.
Bir haber başlığı şöyle; “CHP’den ümidi kesen Sarıgül DSP’ye yöneldi.”
Haber, “Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 'üyelik iadesi' kararını bozdu. Yerel mahkemenin kararda ısrar etmesi durumunda, üyelik konusunda son sözü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu söyleyecek. Ancak Sarıgül ve ekibinin bir süredir CHP dışındaki sol partilerle temasta olduğu ileri sürülüyor. Sarıgül'ün kurmaylarından CHP İstanbul Milletvekili Hasan Aydın, bu iddiayı doğruladı. Aydın, DSP'nin ve diğer sol partilerin önemli isimleriyle bir araya geldiklerini açıkladı. "Biz fanatik CHP'li değiliz, mahkemenin verdiği karara göre hareket ederiz." diyen Aydın, solda birlik mücadelesi verdiklerini de söyledi. DSP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Macit ise Sarıgül'ün son dönemlerde belediyenin bütün programlarına CHP teşkilatını değil DSP teşkilatlarını davet ettiğine dikkat çekti. Macit, ‘Anlaşılan, bizim teşkilatımızı daha çok seviyor.’ ifadesini kullandı. Macit, Sargül'ün katılımıyla ilgili kendilerine henüz bir talebin gelmediğini vurguladı…” şeklinde devam ediyordu.
Anlaşılan ortada pişirilen bir şey var. Kesin olarak haberi “red” yok. DSP’den şu ana kadar resmi bir açıklama da yok.
Bir başka haber, “Hatırlanacağı üzere, Sarıgül, CHP'de şansının kalmadığını görünce, Ecevit'in yadigarı DSP'ye yönelmiş, ancak bu girişim Rahşan Ecevit tarafından engellenmişti. DSP'li Ahmet Tan aracılığıyla partinin Genel Başkanı Zeki Sezer'le görüşen Sarıgül, ‘Siz partinin başında kalın, ben de Başbakan olayım’ önerisini götürmüştü. Zeki Sezer'in de sıcak baktığı bu teklif, Parti Meclisi'nin yapıldığı gün ele alınmış, Parti Meclisi üyelerinin bir kısmı toplantıyı terk etme noktasına gelmişti.”
Ecevitlerin “evladım” dediği DSP; ulusalcı, halkçı, inançlara saygılı laik, demokratik sol doğrultuda bir parti. Sezer’in de sıklıkla belirttiği gibi “Atatürk’ün yolunda, Ecevit’in ışığında”
Sarıgül’le olur mu?
Sarıgül, Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi, Başkanı Özerdem ise Soros’un “Acık Toplum Enstitüsü”nün yönetiminde. Soroz’un geldiğinde konferans verdiği, destek olduğu, bağlantı kurduğu üniversite, Bilgi Üniversitesi.
Bilgi üniversitesi, Sabancı, TESEV, kimi demokratik dernekler, CFR (Council on Foreign Relations), Bilderberg ve Trilateral Komisyon’la birlikteler.
Daha neler neler…
Bilgi Üniversitesinin düzenlediği son tartışmalı Ermeni konferansı.
Hırant Dink cenazesindeki abartılı tören organizasyonu…
İncinen millet ve bilerek, bilmeyerek soykırım yasası çıkarmaya hazırlanan ABD Kongresinin eline verilen fırsat…
Şaşırtan haberi takiple, Hadi Özışığın 28 Şubat tarihli makalesini okuyorum:
“Sarıgül DSP’nin başına geçer mi sence? Haber doğru mu? Diye soruyor. Devamında
yazılanlara göre, DSP Mustafa Sarıgül'e emanet edilecekmiş!
Kulağa hoş geliyor...
Sezer'le dün gece 23 sularında telefonla konuştuk:
Tek kelime söyledi:
-Kesinlikle doğru değil.
-Böyle bir şey olursa, DSP siler süpürür.
-CHP barajın altında kalabilir.”
Bu tahmin doğru kalabilir. Ama DSP nereye sürüklenir. İlkeler, doğrultu tutarlılığı, halkçılığı… Gösteri dünyasında bir seferlik bir köpük olur, gücünü Atlantik ötesinden alan, diyet borcu olan…
Sezer’in, Özışık’a yanıtıyla rahatlıyorum.
Ne diyordu Zeki Sezer, Bizim ne dışarıda ne içeride kimseye diyet borcumuz yoktur.
Öyle olmaya devam, Sayın Sezer…
DSP’nin derdi CHP’yi bitirmek değil, ittifak etmektir…
Engelse Baykal, sol ittifak olmuyor, ulusal ittifakı deneyelim seçeneği orada duruyor.
Ulusal meselelerin en üste çıktığı siyasal ortamda böyle bir ittifak daha ilkeli, daha tutarlı olabilir.
Hasan Macit’in Aksiyonda çıkan açıklamasına göre; Rahmetli Ecevit, son zamanlarında “Milli Selamet Partisi ile koalisyon yapmasaydık Kıbrıs’a çıkarma yapamazdık” demiş.
Doğruysa bu söz, çok anlamlıdır.
Kamuoyu resmi açıklamayı beklemektedir.
Mahir Öztürk



