Sayın Sezer Telefonla Aradı
Türkiye’nin gündemi yoğun,
Türkiye’nin alın teriyle geçinen insanları, geçim derdinde…
Türkiye, dış baskılar, dayatmalar altında; 301 çıkacak, Atatürk’e, Türklüğe hakaretler artacak, ülke eyaletlere bölünecek…
Türkiye, dışarıya etkisiz, dirençsiz, boynu bükük iktidarıyla eziliyor.
Gündem, sürekli değişiyor, suni gündemlerle gerçek dışı haberlerle akıllar karışıyor.
Bir akıl karışması da dünkü yazımla ilgili.
Bugün öğleden sonra DSP Genel Başkanı Sayın Sezer telefonla aradı.
Sesinde sitem vardı.
Yazımdaki haberleri nereden aldığımı soruyordu, haklı olarak.
“Gerçek Gündem’de” ve bir çok haber sitesinde Barış Yarkadaş imzasıyla yayınlanmıştı.
Sezer, haberde yer alan, Ahmet Altan’ın aracılığının, Sezerin, Sarıgül’le görüşmesinin doğru olmadığını, Başbakan, Genel Başkanlık pazarlıkları yapılmadığını, Parti Meclisi’nde böyle bir konu üzerinde tartışma, toplantıyı terk etme gibi durumların olmadığını kesinlikle ifade etti.
Haberlerde aktarılan Sarıgül-DSP ilişkilendirmesine dönük bilgiler yanlış.
Yanlış bilgiler üzerine salça döküp yorum yapmak abes kaçtı.
Bir özeleştiri yapmalıyım.
Bu haberlerden sonra, DSP Genel Merkezini arayıp, nedir diye sorsam yanıt alır mıydım?
Siyasi parti DSP olunca alırdım.
İşte bunu yapmadım.
Haberin etkisinde, akıl edemedim.
Büyük hata! Okuyucumdan ve DSP’den özür diliyorum.
Medyanın etkisi ve söylenti türünden yayılan haberler ne yazık ki insanları yanlış yönlendirebilmekte veya yıpratıcı sonuçlar doğurabilmektedir. İnsanlar dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmeler karşısında değişik duygu ve düşünceler içine sürüklemekte ve ister istemez kaygı ve arayış atbaşı yürümekte, haberlere ilgi daha da artmakta ve insanlar ne yazık ki bu haber bombardumanının etkisinde kalıp, yönlendirilebilmektedir…
Sarıgül haberinde olduğu gibi…
Haberin gerçek dışı olduğu bilgisine birinci kaynaktan ulaşmak ne kadar sevindirici.
Dış politikaların güdümünde değil, ulusal politikaların gündemde olduğu bir Türkiye’nin özlemi duyulurken…
Hele hele, ABD Dışişleri Bakanı Rice’nin, arkasından DTP’nin sonra netekimli konuşmalarıyla 80’li yılların -16 yaşındaki genci bile astıran - devlet başkanının ağzından “Türkiye’nin sekiz eyalete ayrılması gerekir” sözlerinin ardı arda gelmesi….
Ne büyük talihsizliktir. Kimin talebidir? Kimin ulusal çıkarınadır?
“Asker sözü” diyerekten Yunanistan’ı NATO’ya katan, Netekim Evren…
Niyeti Nobel’e aday olmak mıdır?.
Şimdi gündem; Türkiye’nin bölünmesi, Türklüğe hakaret etmenin serbestlik kazanmasıyla ilgilidir.
Gündem ulusal birlik bütünlüğün örselenmesi üzerinedir.
Buyruk bu mudur?
Bu gün, bu konuları ağırlıklı olarak yazacaktım. Sezer’in telefonuyla yalanlanan ve gerçek dışı haberlerin etkisinde kalarak yazdığım, dünkü yazıma bir açıklık getirmek, düzeltmek zorundaydım.
Yazıyı, Sezer’den başlattık, Sayın Sezer’in Evren’le ilgili basın açıklamasıyla noktalayalım:
Diyor ki Sayın Sezer,
“O Evren ki, “Türkiye’yi kurtaracağım” diye darbe yapıp; yurtseverlerin acımasızca ezilmesinin, ülkenin tüm demokratik duyarlıklarının yok edilmesinin, din istismarcılarının palazlanmasının, hatta Kürtçe’nin sokakta bile yasaklanması gibi yanlış uygulamalarla terörün güç kazanmasının sorumlusudur.
Evren gibilerin densizliklerine kanıp, Türkiye’yi parçalama yolunda umuda kapılanlar varsa, yanılırlar.
Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti niteliklerini; ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü sonsuza kadar koruyacaktır. “
Şimdi düşünelim; Sarıgül bu duruma nasıl bakar?
Herhalde Sarıgül ve DSP farkı buradadır.
Mahir Öztürk



