Takım Elbise, Kravat... - Eskişehir Haber

Takım Elbise, Kravat...

Takım Elbise, Kravat...
Yayınlama: 13 Mart 2007 Salı - 1.198
A+
A-

Burdur’un tek ana caddesi vardır.

O tek ana caddede günün her saati genç ihtiyar, kadın erkek, saçları jöleli, kimi türbanlı, kot pantolon boyalı saçlı gençler, yazmalı şapkalı, takım elbise kravat insanlar dolaşır. Günlük alışveriş derdinde, kız tavlamak, oğlan ayarlamak peşinde, bu gün bir iş tutabilir miyim kaygı ve endişesinde, mesaiye yetişmek, mesaiden eve gitmek rutini içinde türlü çeşitli insanlar, Burdur’un Gazi Caddesi’nde. Belki de Türkiye’nin her yerinde. Düşünceli düşünceli, dalgın yürüyen insanlar vardır caddelerde. Gergin, gelecekten endişeli, farkında olan, sorunlara çözüm bulma çabasında, arayışında… Tek başına ne yapılabilir ki?

Düşüncelerimle yürüyordum, Gazi Caddesi’nde…

Belediye önüne kadar geldim. Ne o! Kaldırımın üzerinde çift dingilli koca bir kamyon. Kamyonun önünde bir afiş “Belediyemizden Burdurlulara armağan olsun” ya da onun gibi bir şey. Yanından geçtim, yüksek bir demir kasa. Ne kamyonu bu böyle?

Arkamı döndüm baktım. Bir takım elbise, kravat, tanımadığım bir vatandaş, “böyle göz boyamalarla artık oy alamazlar” dedi.

Damperliymiş! Kamyon damperliymiş dedim. Kamyonun demir kasası öyle süslüydü ki, tanker mi, başka bir şey mi merak uyandırıyor, dikkat çekiyordu.

Birlikte yürümeye başladık takım elbise, kravatla…

Haklısınız, bunlara oy verilmemeli. Ancak anketler hala birinci parti gösteriyor, televizyonlar bunların reklamları, propagandaları ile dolu. Gazetelerde bir çok yalaka yazar…

Vatandaş gözünü açmalı kanmamalı!

Nasıl olacak?

Propagandayla! Kim yapacak? Siyasi partiler! Yapabiliyorlar mı?

Vatandaş, damperli göz boyamalara, televizyon programlarına, gazete haberlerine, hala inancı siyasi sömürü aracı olarak kullananlara, hediye paketlerine kanmamalı. Beş bin dolar fert başı milli gelirden payıma ne düşüyor diye düşünebilmeli.   sadakayla, sadaka kültürünü oluşturmakla, sadaka dağıtmaya dayalı siyasetle gerçekler karartılıyor, ülke karanlığa hızla sürükleniyor.

Çoğumuz farkında, farkında olanlar gücünün de farkında ama…

Ne çare, demokratik kitle örgütleri çoğu hibe, proje ile fonlanma derdinde, AB’lerinden.

Bunları konuşuyoruz yol boyunca takım elbise gravatla…

Her alanda sorun üreten AKP iktidarında Türkiye, Arap saçı!

Çözüm, en temel sorunun tespitinde…

Çözüm, en temel sorunun etrafında birleşmekte…

Çözüm, siyasette…

Çözüm, dış politikaları AB-D’nin isteklerine göre değil, Türkiye’nin ulusal yararları doğrultusunda yürütmekte.

Çözüm, halkı borçlandırmaya teşvik ederek, sanayiciyi ithalata, üreticiyi üretimden el çekmeye mecbur ederek, esnafı siftah edemez hale getirerek, sadaka dağıtarak, göz boyayarak değil, tam tersi politikaları uygulayacağını ilan eden, geçmişte de bunu kanıtlamış inandırıcı, dürüst siyasette.

Çözüm siyasi ittifakta…

Doğru “herkes, hepimizden güçlü değildir”, hepimiz çok güçlüyüz ama…

Yol gösteren var! Hani!  yola gelen var mı?

Siyaseti yola sokmak gerek.

Nerede dernekler, sendikalar, meslek örgütleri…? Fonlardan nemalanmayanlar…

ADD’ler…. Köşe yazarları..

Siyaset üstündeler…

Misafir gibi durmayın girin artık siyasete.

Siyasete yol gösterme, etki etme, baskı yapma görevler arasında sayılmaz mı?

“Atatürkçü Düşünce Sistemi”ne karşı yoğun bir kampanya, bir siyaset var.

Oysa Atatürkçü düşüncenin temelinde “tam bağımsızlık” var.

Bu gün siyasette, ekonomide tam bağımsızlığı bırakın, bağımsızlık var mı?

İşte vakıflar yasası, ,işte petrol kanunu… İktidarın acelesi var. Yeniden mecliste görüşülüp, çıkartılacak. Bu yasaların halkımızla ne ilgisi var.

Boraks madenleri, değeri dokuz trilyon dolar, sadece kırk milyon dolara, Etibank ile gidecek Amerikalılara. Kime faydası var?

DSP Genel Başkanı Sezer, geçenlerde, Burdur il kongresinde “tam bağımsız Türkiye için” diye haykırıyordu.

Bağımsızlığımız tehlikede!

CHP, ADD diğerleri nerede?

Bağımsızlığın korunması yönünde bir araya gelindiğinde, işte o zaman, çözüm siyasette.

Aksi durum; bölünmek, küçük küçük sömürge devletçiklere dönüşmektir, bilinse…

Yolun sonuna geldik, takım elbise kravat, devlet memuru olduğunu söyledi.

 “Çok yararlı bir sohbet oldu”

Bir hafta geçti karşılaşmadım o devlet memuru arkadaşla..

Partili partisiz, tanıdık tanımadık, yolda belde propaganda yapmalı. Siyasiler yatmamalı. 2002’deki gibi halk bir daha yanıltılmamalı!

Mahir Öztürk

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024