Trenler
Bu sabah şöyle kahvaltımı yapıp bilgisayarımın başına geçmeden televizyonlarda sabah haberlerini izleyeyim dedim, kendi kendime.
Uzun zamandır haberleri bile izlemiyordum.
Televizyonlara küsmüştüm.
Dış politikada, ekonomide, siyasette sıkışmış, ufku karartılmış Türkiye’de üzeri karatılmış haberlere değil de üstü açık haberlere bakıp, bu günde avunayım istedim.
Dereye uçan bir servis minibüsü, iki ölü, otuz bir yaralı, refüje çarpan başka bir araç, iki ölü… Kötü hava koşulları… Bolu dağı ve tuneli… Maddi hasarlı kazalar…
Devletin kanalında böyle başladı haberler…
Devlet bakanlarından biri Mortgage Amerika’da çuvallıyor ama bizde uygulanacak Tutsat iyidir, tedbirlerini aldık…
Bir başka devlet bakanının Avrupa’da verdiği yemekli toplantılarda görüşmelerin iyi geçtiği haberi.
İyi, iyi de iyiliği nerede yaplanların… Bir de bunu deyiverseler ya…
Adamların derdi; Türk piyasalarını tümüyle ele geçirmek…
Adamların derdi; 301’i kaldırın, soykırımı kabul edin…
Bakan Babacan 301’i değiştireceğiz dedikten sonra Ermeni soykırımınıda, Alman soykırımı gibi parlamentolar, Birleşmiş Milletler kabul ederse… anlamı yüklenebilecek türden ettiği laflar… Soykırım diyor Avrupalı, hayır yok diyemiyor… Görüşmeler iyi gidiyormuş. Babacan öyle diyor.
Karanlıktan sızan haberlerde işte bunlar vardı.
İnsanın tüylerini diken diken eden duyarsızlık!
Her gün beş, on trafik terörüyle yiten hayatlar.
Bir başka kanalda Zeki Alaysa,
Bir zamanlar Metin Akpınarla birlikte sosyal içerikli komedi filmleriyle güldüren, güldürürken düşündüren adam. Şimdi ayrıldılar her halde. Birlikte görünmüyorlar. Zeki Alasya’nın yanında başka bir adam, oyuncak trenciymiş. Birlikte, oyuncak trenlere meraklılar grubu kurmuşlar. Trenci adam, “maket trenler, dünyadaki orijinallerin bir bölü seksen yedide biridir” diye açıklıyor. Dünyadaki sekiz on şirketten birinin de Türkiye satıcısıymış. Oyuncak koleksiyonculuğunun erdemlerini anlattılar uzun uzun.
Trenlerle seyahat etmenin nostaljik güzelliklerinden söz ettiler.
Oyuncaklarla trenleri daha da sevebileceğimizi konuştular.
Bir merak uyandırdılar.
Her halde izleyenlerin bir kısmı, oyuncak tren yapan bu sekiz, on dünya şirketinin sitesine girip sipariş vereceklerdir.
Ne reklem ama…
Her gün karayollarında beş on can yitiyor…
Duble yollar…
Bir Kanalda da dünya lastik devlerinden birinin sözcüsü konuşuyor, ürün yelpazesinden, lastiklerin kalitesinden, en büyük pazarının Türkiye olduğundan söz ediyordu. Sokaktaki araç ve kamyon lastik satışlardan duydukları memnuniyeti İngilizce sözcüklerle vurgulaya vurgulaya söylüyor… Bir de Türkçe çeviriyapılıyor, daha bir havası oluyor.
Türkiye lastik tüketiminde bir numara…
Demiryollarında Türkiye sınıfta kaldı.
Gelir gelmez AKP, hızlı tren gibi bir laf etmişti. Sandık ki demiryolları politikası değişecek, kilometrelerce demiryolu yapılacak…
Demiryolları Genel Müdürü aldığı talimatla herhalde bas gaza dedi makinistlere, tren virajı alamadı, onlarca ölü, tren devrildi.
Demiryolları yapmak yerine, servisten kalkan demiryolları var.
Lastikçiler daha çok kar etmeli.
Trafik kazaları!
Denecek ki, canım, tren kazaları da oluyor ya.
Orta yaşını aşmış paralı emekliler, trenleri eski bir anı olarak yaşatacaklar.
Artık böyle bir imkan var.
İnternet sitesinden çok uluslu oyuncak tren sitelerine girip sipariş verebilecekler.
Orijinalin tam bir benzeri, sadece seksen küsürde bir ölçeğinde.
Gelişmiş ülkelerin trenlerini ağızlarının suyunu akıtarak, çocuklarıyla birlikte halının, yemek masasının üzerine kurup oynayabilecekler.
Çok uluslu lastik şirketleri yanında oyuncak tiren şirketleri de kazanabilsinler.
Gelişmemiş ülkenin insanı olarak yaşamak kolay değil.
Gelişmemişlik sürecinde, gelişmemek için emeği geçenlere ….
Mahir Öztürk



