Solda İttifak!
Solda bölünmeler…
Netekim Evrenin hediyesi.
Atlantik ötesi, bizim çocuklar dediği çocuklarına verdiği bir ev ödeviydi. Çocuklar başardılar.
Geldik bu güne…
Ulusal solcular, Kemalist solcular, laik solcular, cumhuriyetçi solcular, aşırı solcular, liberal solcular, ılımlı İslam solcuları… say sayabildiğin kadar.
Bir kafa karışıklığı var. Atalantik ötesinden armağan.
Şimdi tabanda bütün solcular birlik olalım önyargısız diye haykırıyor. Aydın demokratlar, Sorozlanmamış yazarlar, bilim adamları, siyaset bu çığlığı duyuyor mu?
Bir çözüm önerisinde bulunuyor mu?
Ülke elden gidiyor, farkında olan o kadar çok insan var ki?
Takıntıları, önyargıları bir kenara bırakarak Mustafa Kemal Atatürk’ten örnek “halkçılık, ulusalcılıkta” buluşmalıyız demekteler. Duyuyorum!
AB-D kendi hesabına neleri dayattığı ortada…
Ulusal değerler tehlikede…
Kendi yakını, yandaşı çıkarına iş gören, fütursuz kadrolaşan, sahtekârlık, yolsuzluk dosyalarıyla karşı karşıya bir iktidar var.
Halk inim inim inliyor…
AB-D’nin dayattıklarına uyum diyerek milleti uyutan iktidar, dış destekle yürüyor.
Halkçılık, ulusalcılık en temel çıkış noktası olarak karşımızda duruyor.
Halkçılık ve ulusalcılık Atatürk’ün ilkelerinden sadece ikisi…
Hiç değilse bu iki ilkede solcular, bir seçim ittifakı yapamaz mı? Kafa karışıklığı yaratmadan… Samimiyetle, iyi niyetle… Dürüstçe…
Sezer, mitinglerden sesleniyor “Baykal gel, el ele yürüyelim!”
Baykal’da tık yok! Baykal, otobüste…
CHP tabanından birçok seçmen bu duruma içerliyor.
Sezer, 8 Nisan 2007’de Ankara Sıhhiye meydanında…
Tek bir siyasi partinin çabası yeterli olmuyor. Seçmen, artık sesini daha gür çıkarabilmeli. Sesini, kendini ağırdan satan siyaset baronlarına daha çok duyurabilmeli.
Ne yapmalı?
Örneğin Anadolu’daki şehirlerden birinde;
Mesela, CHP’li bir avukat, DSP’li bir veteriner, İP’li bir işçi, ÖDP’li bir öğretmen, SHP’li bir esnaf … bir araya gelebilse.
Dese ki; ulusal varlığımız ve bütünlüğümüz tehlikede, halkımız perişan…
İttifakla bir araya gelecek bir bütüne oy verebilmeli seçmen.
Bir araya gelen inisiyatif grubu, “sol seçmen ittifak istiyor” diye bir bildiri hazırlayabilse.
Bildirinin altına Sorozlanmamış meslek odaları, sendikalar, derneklerden imzalar alınsa, eski milletvekillerinden, bilim adamlarından, köylü Mehmet Ağa’dan, işçi Selim’den, emekli Burhanettin Amca’dan…
Basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurulsa, Baykal’a, Sezer’e, Karayalçın’a, Perinçek’e, gönderilse… Partilerin il örgütlerine de.
İnternet ortamında yayınlansa…
Bir kıvılcım!
Bir, iki, beş, on, bütün illerden benzeri bildiriler…
Baykal kendini bu kadar ağırdan satabilir mi?
Birilerinin oyları bölmeyelim propagandasıyla yaptıkları yönlendirme, etkileme sonuç vermiyor, partiyi iktidar etmiyor. Bu durum sadece, “iyi ki iktidar olmamışız” diyebilen siyaset baronlarının işine yarıyor.
Milletvekili bile olmayacaklar, başbakan oluyor. Cumhurbaşkanı olacağının işaretleri veriliyor.
Önyargısız, ön koşulsuz halkçılık ve ulusalcılık temelinde CHP-DSP omurgasında sol birlikteliği ülke koşulları dayatıyor.
Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler için geri sayım başladı.
Ortam geriliyor!
Ortamı germemek, ortamı yumuşatmak için bir umut yaratmak gerek.
Arayış sürmeli!
Çözüm bulunmalı!
Bunu Baykal değil, halk bulmalı!
Ey halkım, var mısınız her ilden bir bildiri yayınlamaya?
Çözüm ittifakta, çözüm sizde, çözüm bizde!..
Mahir Öztürk



