Kaygı Ve Üzüntü Yağlı Yiyeceklere Yönelimi Artırıyor: Kontrol Zorlaşıyorsa Uzman Desteği Alınmalı
YEME İSTEĞİNİN ARKASINDA DUYGULAR OLABİLİR: FİZİKSEL AÇLIK MI, DUYGUSAL AÇLIK MI?
Zor bir günün ardından ya da can sıkıntısıyla, kişi tok olsa bile kendini buzdolabının önünde bulabiliyor. Ancak uzmanlara göre bu istek her zaman vücudun biyolojik ihtiyacından kaynaklanmıyor.
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, stres, kaygı, öfke, üzüntü ve yalnızlık gibi yoğun duyguların beslenme davranışları üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirterek duygusal açlık ile fiziksel açlık arasındaki çizgiye dikkat çekti.
FİZİKSEL VE DUYGUSAL AÇLIK NASIL AYRILIR?
Fiziksel ve duygusal açlığı birbirinden ayırmanın ilk adımının yeme isteğinin ortaya çıkış biçimine dikkat etmek olduğunu vurgulayan Tezel, şu ayrımı yaptı:
-
Fiziksel Açlık: Genellikle yavaş gelişir; mide kazınması ve halsizlik gibi bedensel belirtilerle kendini gösterir. Yemek sonrasında doyum ve tatmin hissi oluşur.
-
Duygusal Açlık: Aniden ortaya çıkar. Çoğunlukla belirli yiyeceklere (özellikle tatlı, yağlı ve karbonhidratlı) karşı yoğun bir arzu duyulur. Kişi fiziksel olarak doysa bile psikolojik olarak tatmin hissetmeyip yemeye devam edebilir.
"KAYGI VE ÜZÜNTÜ YAĞLI YİYECEKLERE YÖNELİMİ ARTIRIYOR"
Beslenme davranışının yalnızca enerji ihtiyacıyla (homeostatik açlık) şekillenmediğini, haz ve ödül amacıyla ortaya çıkan yemelerin "hedonik açlık" olarak tanımlandığını belirten Tezel; kaygı, öfke ve yalnızlığın yeme biçimlerini farklı etkilediğini vurguladı:
"Bazı kişiler kaygı veya üzüntüyle baş etmekte zorlandığında daha fazla yemeye ya da özellikle yağ ve karbonhidrat içeriği yüksek yiyeceklere yönelmeye başlayabilir. Öfke ise daha hızlı ve kontrolsüz yemeyi tetikleyebilir. Bu nedenle duygusal yeme yalnızca irade eksikliği olarak değerlendirilmemeli."
RAHATLAMAK İÇİN YENİLEN YEMEK PİŞMANLIK GETİRİYOR
Yeme eyleminin zorlayıcı duygular karşısında anlık ve kısa süreli bir rahatlama sağladığını ancak sonrasında suçluluk, pişmanlık ve kendini eleştirme gibi olumsuz duyguları tetiklediğini belirten Tezel, bu kısır döngünün kırılması için yeme isteğinin hangi duygunun ardından geldiğinin gözlemlenmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca uzun süre aç kalmanın ve öğün atlamanın da kontrolsüz yeme krizlerini artırdığına dikkat çekildi.
ANLIK ANK SÖNDÜRÜCÜLER: SU İÇMEK VE HAREKET ETMEK
Duygusal yeme atağı geldiğinde dikkat yönünü değiştirecek pratik adımlar atılabileceğini belirten Uzman Klinik Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel; su içmenin, kısa yürüyüşler yapmanın veya hareket etmenin kısa süreli bir rahatlama sağlayacağını sundu. Ancak asıl çözümün kişinin baş etmekte zorlandığı duyguyu tanıması ve bunu sağlıklı yollarla ifade etmeyi öğrenmesi olduğu vurgulandı.
KONTROL ZORLAŞIYORSA UZMAN DESTEĞİ ŞART
Yeme davranışının günlük yaşamı ve psikolojiyi olumsuz etkilemeye başlaması halinde profesyonel desteğin kaçınılmaz olduğunu belirten Tezel, özellikle ergenlik dönemine ilişkin kritik bir uyarıda bulundu:
"Kişi yeme ataklarını kontrol etmekte zorlanıyor, yemek sonrasında yoğun suçluluk, çaresizlik veya huzursuzluk yaşıyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almalıdır. Özellikle ergenlik döneminde bilinçsiz diyetler ve sağlıksız kilo verme ya da alma girişimleri ciddi fiziksel ve psikolojik sonuçlara yol açabilir. Ailelerin bu tür davranışları dikkatle gözlemlemesi gerekir."
Gönderen: haber



